Burayı tıklayın Japonya Bülteni dogrudan posta kutunuza gelsin Japonca’da aylar sayılarla ifade edilir. Ocak birinci aydır, Şubat ikinci ay. Ben Eylül’de, yani dokuzuncu ayda doğdum. Türkçe’de arada sırada ay isimleri yerine “birinci, beşinci” falan dendiğini bir yerlerde duyduğumu hatırlarım ama bu kullanımın yerleşik bir adet mi olduğunu yoksa bana mı öyle geldiğini pek çıkaramazdım. Şimdi öğrendim ki halk dilinde böyle bir uygulama varmış. Şu aralar Hamdi Koç’un Çıplak ve Yalnız adlı eserini okuyorum. 297. sayfanın 4. paragrafında şöyle bir diyalog geçiyor: “-Eh artık, dedi yavaşça kalkarken diğer iki adama göz atarak. Biz de gidelim. Nasılsa sekizinci ayda geldiğimiz zaman bol bol…
Japonya Hakkında; Haber-Yorum-Analiz-Anlatı
From Yaşam
Otizmin hayat verdiği şaraplar
Burayı tıklayın Japonya Bülteni dogrudan posta kutunuza gelsin Geçen hafta sonu CocoFarm bağlarına gittik. Çiftliğe adını veren Coco (“koko” diye okunur), Türkçe’de “deneme” manasına gelen “Kokoromi(こころみ)” kelimesinin ilk iki hecesinden alınma. Yani Kokofarm dilimizde “Deneme Çiftliği” demek. Tesis, 1950’lerde gelişim bozukluğu olan bireylerin çalışarak yaşamlarını sürdürebilecekleri bir cemiyet olarak kurulur, çoğu otistik konukları ile bağcılığa ve şarap üretimine başlar.…
Cinayete kurban giden genç turist kızın sessiz çığlığı
Burayı tıklayın Japonya Bülteni dogrudan posta kutunuza gelsin Kapadokya’da vahşice öldürüldükten sonra bir de tecavüz edilen 22 yaşındaki genç kızın dramı herkesi derinden etkiledi. Türkiye’de buna benzer trajik olayların olduğunu zaman zaman duyuyoruz. Sadece saldırı veya ırza geçme vakaları değil; kıskanç sevgili veya öfkeli kocalar tarafından taciz edilen, katledilen kadınlar da var. Ortalama sosyal ve kültür yapımız kadının hapsedilmesi ve katledilmesini meşrulaştırabildiği için bu olaylar bazen haber bile olmuyor. Japon kültürü ve toplumu da erkek egemen. Fırsat eşitliği söz konusu olunca kadınların gelebileceği yerler sınırlı. Japon kadının yeri ve rolü belli, ve bu rolün ötesinde kadının adı yok, ama bu şekilde…
Japonya’nın şok olimpiyat stratejisi
Burayı tıklayın Japonya Bülteni dogrudan posta kutunuza gelsin Not: Aşağıda yazılanlar benim analizim ve yorumumdur. Tokyo’nun 2020 olimpiyatlarına ev sahibi seçilmesi Japonlar’ı çok sevindirdi. Yeni bir Japonya bulmuş kadar mutlu oldular. Herkesin gözünün içi gülüyor. İnsanların konuşma biçimi, sokakta yürüyüşü değişti. Gerçekten çok istemişler ve belli ki İstanbul’un kazanma olasılığı bir hayli endişelendirmiş. Japonya baştan beri rakibin Istanbul da olabileceği bilinci ile hazırlanmış. Türkiye’nin eksiklerini, yumuşak karnını iyi analiz etmişler ona göre strateji geliştirmişler. Mesela doping konusu. İlk defa ve çok net olarak Buenos Aires’deki finalde tüm dünyaya 1912 Stokholm’de düzenlenen olimpiyatlarından bu yana müsabakalara katılırız, hiç bir sporcumuz doping…
Bakış açısı-1
Tokyo’daki profesyonel yaşamıma Japon finans sektöründe başladım. Japonya’da genelde işe yeni başlayan genç ve bekar elemanlar çalıştıkları şirketin yurdunda kalırlar. Ben de kendi apartmanıma geçene kadar öyle yaptım. Yurt yaşamı şirket ve ekip kültürünün elemanlara benimsetilmesi için önemli bir araçtır. Ayrıca büyük firmalarda farklı birimlerdeki çalışanların birbirleri ile tanışmasına ve kaynaşmasına olanak sağlıyor. Japonya başbakanı Abe veya Tokyo belediyesi temizlik elemanı farketmez, herkes genç ve tazeyken aynı yoldan geçiyor. Tokyo’da kaldığım ilk tesis, 4 kişinin bir arada yaşadığı odaların çoğunlukta olduğu bir yurttu. Bana tahsis edilen bina aslında başka bir mahalledeydi ama oradaki odam henüz hazır olmadığı için ilk bir-iki…
Olimpiyatlar yeniden Tokyo’da
Burayı tıklayın Japonya Bülteni dogrudan posta kutunuza gelsin Bugün 7 Eylül. Benim 50. doğum günüm. Gene böyle bir Cumartesi günü gece saat 10’da Ortaköy Şifa Yurdu Hastahanesinde dünyaya geldim. Boğazın en güzel yerindedir. Bugün Alarko Holding Genel Müdürlüğü’ne ev sahipliği ediyor. Doğduğum bu şehrin olimpiyat tacını giymesi benim için büyük bir hediye olacaktı. Olimpiyatlar için de kazanç. İstanbul çok yaklaştı. 27 Nisan’da bloga koyduğum ilk Istanbul 2020 yazısının sonunda “Hangi şehrin olimpiyatları alacağı konusunda benim bir şüphem yok. Sonuçlar açıklandığı gün tahminimi ve neden bu kadar emin olduğumu da buraya yazacağım” demiştim. Istanbul’un kazanmasını umuyor, istiyordum. Aday şehirler arasında olimpiyatları sorunsuz düzenleyecek…
Olimpiyat bahis oranlarındaki sert oynamalar neye işaret?
Burayı tıklayın Japonya Bülteni dogrudan posta kutunuza gelsin 2020 olimpiyatlarına ev sahipliği yapacak şehir bugün açıklanıyor. Aday üç kentin temsilcileri, devlet ve hükümet yetkilileri ile diğer ilgililer Arjantin’in başkenti Buenos Aires’de “son tango”larını yapıyorlar. Japonlar sonuçtan eminler. 100 kişilik resmi kafilenin yanı sıra televizyoncular, sanatçılar, ünlü ve ünsüzler akın akın Buenos Aires’e gittiler. Bu gece yarısı…
Osman amca hastalıktan öldü
Oğlumda kıtalar arası yolculuklarda görülen uyku düzensizliği (jet lag) var. Şiddetli değil ama normalde 21:00-22:00 arası olan uyku saati şimdilik 23:00’den sonraya kaymış durumda. Yatınca ben de yanında kitap okuyorum ki uyuyabilsin diye. Yoksa gözü açık tavana bakıyor, oynamak istiyor veya sık sık kalkıyor. Ayrıca nedenini tam olarak anlayamadığı bu durum onu korkutuyor. Saat 23:30’a geliyordu. Okuduğum kitaba dalmıştım. Kaan’da sessiz sessiz uyumaya çalışıyordu. Birden bana döndü. “Onur ve Mert Osman amca’nın çocukları” dedi. “Evet” dedim, “Senin de kuzenlerin. Kardeş gibidir kuzenler çok yakındırlar”. “Kuzenlerim” diye tekrarladı sırtını bana dönerken ama hemen denebilecek kadar kısa bir süre sonra yeniden yüzünü…
Bir Japonya-Türkiye dolunay hikayesi
Dolunayın insanları etkilediğine, değiştirdiğine inanılır. Beni değiştiriyor. Normal zamanlardaki ben ile zıt bir insana çeviriyor. Dinginleşiyor, daha romantik oluyorum. Astrolojide burç yorumlamalarında da önemli bir unsurdur dolunay. Efsanelere sahne olmuştur. Kurt Adam dolunayda geçer. Bazı insanlar bu nedenle tedirgin olurlar dolunay zamanlarında. Türk mitolojisinde de önemli bir yeri var. Bozkurt’un asaleti dolunayda belli olur. Bazılarını ise hülya alemine götürür. Deniz ve mehtap, yani ay ışığı, dolunayda en güzeldir. Romantiktir. Ben dolunayın bu yanını severim. Herkesin dolunay ile ilgili bir hikayesi olduğunu sanıyorum. Deniz kıyısında, dağ başında, belki de şehrin bir köşesinde. Dolunay kendine baktırmayı bilir, kıskançtır. Benim de bir hikayem…
2020 Olimpiyat yarışında İstanbul ve Tokyo’ya şok
* Güncelleme (23 Ağustos) Yazının genel akışında düzenleme yapıldı, son paragraf eklendi Japonya Bülteni’ne üye olmak için burayı tıklayın 2020 yaz olimpiyatlarına ev sahipliği yapmak için üç metropol yarışıyor. Bunlar, İspanya’nın başkenti Madrid, doğduğum ve hayatı tanıdığım şehir İstanbul, ve 20 yıla yakın bir süreden beri ikamet ediyor olduğum Tokyo. Kazananın ilan edilmesine iki buçuk haftadan az süre kaldı. Kimin şanslı görüldüğünü piyasadaki somut verilere bakarak anlayabiliyoruz. “2020 olimpiyatları hangi şehirde yapılacaktır”ın bahis oranları Londra’lı iddia şirketleri verilerinde var. Bahisçiler arasında İstanbul’un kazanma olasılığı %30-35’lerden %23’e kadar geriledi. Adaylardan Tokyo açık farkla yarışı önde götürüyor. Son beş ayda bu konuda Japonya Bülteni’ne dört…
Ankara’dan İzmir’e giden yataklı tren
Bayram tatilimin öncesi ve sonrası Türkiye’deyim. İlk hafta Ankara’daydık. Sonrasında yataklı tren ile yapılan nostaljik bir yolculukla İzmir’e geçtik. Demir tekerleklerin raylarda çıkardığı yankılı seslere, makas değiştirirken oluşan sarsıntılı gürültülere, ve hemzemin geçit çan-çanlarına olan tutukumun kökü çocukluğumdaki bayramlarda ailecek Karşıkayaka’ya yaptığımız tıngır mıngır tren seyahatlerine kadar gider. Eski trene tenzil-i rütbe İzmir Mavi Treni’nin tarifeli seferi 15 saat sürüyor. Kalkış saatinden yirmi dakika önce gara geliyoruz. Yataklı trenler eskiden Birinci Yol’dan kalkardı. Şimdi 4. Yol’a alınmışlar. Ankara Garı girişindeki birinci peronda yolcularını bekleyen yeni ve azameti Hızlı Trenin yanından geçerken Woody ve Buzz çocuk filminden bir dekorun içindeymişim gibi hissediyorum kendimi. Pırıltılı ve…
İstanbul’dan çıkıp Japonya’yı fetheden bir dünya markası: Saba-Sando
Saba Sando=Uskumrulu Sandviç. Yani, bildiğimiz balık ekmek. Eskiden Haliç girişi iki yakada balıkçılar sandallarından satarlardı. Şimdi çoğunlukla turistikleşmiş ve hayli kalabalık Eminönü tarafında pazarlanıyor. Karaköy yakası daha sakin ama burada balık ekmek karada yapılıyor, denize bakarak yiyorsunuz. Kayıklar da artık cılız sandal değiller saltanat kayığı gibiler. Japonlar Türk mutfağını iki ayrı sınıfa ayırır: fiyatı yüksek menüsü ağır ve zengin Osmanlı ve klasik Türk mutfağı “A-Sınıfı”dır, günlük tüketilen ve yerel kültüre mal olmuş menülere de “B-sınıfı” derler. Bazı seyahat yazarları tarafından balık ekmek bu B-Sınıfı Türk mutfağının kralı olarak tanımlanıyor. Yolculuk rehberi olarak yazılmış kitaplarda mutlaka var. Internet üzerinde basit bir aramada ise…
10 yaşımdayken doktor ya da pilot olmak isterdim
* TURING’in dedem ile yazdığı yazıyı 10 Ağustos 2014 tarihinde ikinci paragraf olarak parantez içinde ekledim. 10 yaşındayken yaşıtlarımın çoğu gibi ya doktor ya da pilot olmak isterdim. Annemden hep hikayelerini dinlediğim dedem Bekir Sıtkı Erbuğ askeri doktordu. Savaş yıllarında ve sonrası genç Türkiye Cumhuriyeti döneminde memleketin her köşesini gezmişti. Baba tarafından dedem Ahmet Şükrü Emed kendi dalı olan nöroloji ve psikiyatrinin meşhur isimlerindendi. Hastaneler kurmuştu (TURING kurumu, bir dönem başkanlığını da yaptığı dedem ile ilgili bir yazı hazırlamış. 10MB’lık dosyayı burayı tıklayarak okuyabilirsiniz) Bu nedenle olsa gerek doktorluğun anne ve babamı memnun edecek tek meslek olduğunu düşünürdüm. Komşu veya akrabalarla…
Uçuş yorgunu
18 gün aradan sonra tekrardan rotayı İstanbul’a çevirdim. Bu kez seyahatın amacı %25 iş kalanı tatil, ailemi ve arkadaşlarımı görme. Hanım ve 7.5 yaşındaki oğlum Kaan da beraberimde. Kaan bana son zamanlarda kızgın, çok Türkiye’ye gidiyorsun beni götürmüyorsun diye. Nisan sonundan beri dördüncü, son 10 aydaki yedinci Türkiye seyahatım. Bu seyahatlar tatil amaçlı değildiler ama bunu oğlana anlatmak güç. Türkiye Kaan için dev bir Disneyland, Alice Harikalar Diyarında gibi hissediyor kendini. Trafik ışıklarına aldırmayan insanlar, sokaktaki çukurlar, hele o iş makinaları, kepçe ve vinçler açık açık ortalıkta. Yok bunlar tabii Tokyo’da, her şey düzenli vinçleri dozerleri ancak uzaktan bariyerlerin arkasından…
Ortadoğu’da havaalanı savaşları
Japon Nikkei gazetesi Türkiye, Birleşik Arap Emirliği ve Katar’ın hava taşımacılığında Ortadoğu bağlantı noktası(hub) olmak için kıyasıya bir rekabet içinde olduğunu yazdı. Bu amaçla üç ülkenin de yeni alan inşaatlarına start verdiğine dikkat çekti. Ortadoğu’nun şöyle bir özelliği var: Asya ve Afrika arasında sıkışmış, Avrupa’ya Türkiye kanalı ile açılıyor. Dünya ekonomisinin ağırlık merkezi son 10 yıldır istikrarlı bir şekilde Asya’ya kayıyor. Avrupa-ABD merkezli eski dünya ekonomik düzeninde Londra ve Paris önemli transit merkezleri olarak geliştiler. Ama 10 yıl sonraki dünyada hava taşımacılığının merkezi olamazlar. Ağırlık doğuya kayacaktır. Ortadoğu’daki havaalanı savaşlarının arkasındaki neden bu. İstanbul’dan havayolu ile 5 saat içinde 66 ülkeye…
Tokyo yükseliyor, İstanbul düşüşte
Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) 2020 Olimpiyatlarına ev sahipliği yapacak şehri 44 gün sonra açıklayacak. İstanbul aday. Rakipleri Tokyo ve Madrid. Tokyo’nun kazanacağına neredeyse kesin gözüyle bakılıyor. Üç ay önce İstanbul bu yarışta ciddi bir aktör gibiydi. İddialı bir plan iyi bir organizasyon ile birleştirilmişti. Kampanyanın arkasında hem siyasi hem de halk desteği vardı. IOC heyeti şehrimizi ziyaret etmiş, İstanbul bu sınavdan parlayarak çıkmıştı. Öyle ki, yarışı önde götürmesine rağmen sinirleri bozulan Tokyo Valisi kendini tutamamış Türkleri (ve Müslümanları) aşağılayan sözler söylemişti. Daha sonra özür diledi ama IOC tarafından da kınandı. >>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>> Tokyo IOC tarafından uyarıldıktan sonra yazdığım yazı için burayı tıklayın <<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<< Nisan…
Uluslararası Olimpiyat Komitesinden Tokyo’ya uyarı
Son Güncelleme (30 Nisan) — Tokyo valisinden 108 derecelik çark, “hata ettim özür dilerim” (en son paragrafta) Japon Nikkei gazetesinin Kyodo haber ajansına dayanarak verdiği habere göre Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) Japonya’yı üstü kapalı bir şekilde uyardı. Tokyo belediye başkanı Naoki İnose New York Times gazetesine verdiği mülakatta Türkiye ve İstanbul için nezaket sınırlarını zorlayan ve hakaret içeriği de taşıyan sözler sarfetmişti. IOC, mülakatın içeriği tam anlaşılmasa da aday kent yöneticilerini seçim süreci boyunca kurallara uymaya davet ederek üstü kapalı şekilde Inose’yi kınadı. İnose sözlerinin yanlış tercüme edildiğini ve çarpıtılarak verildiğini ileri sürerek suçu New York Times gazetesine attı. >>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>…
2020 – İstanbul’a mı? Tokyo’ya mı? (yoksa bir ihtimal daha mı var)
Güncelleme: Cumhurbaşkanlığı bisiklet turu en sona eklendi Ekleme: IOC Tokyo’yu uyardı bağlantısı eklendi (29 Nisan) Tokyo ile İstanbul 2020 olimpiyatları için çekişecek. Seçici komitenin (IOC) işi zor. Her açıdan birbirine zıt iki şehir, nasıl karar verecekler? Tokyo’nun riski az. Eğer IOC emniyeti tercih ederse “Tokyo” der. Cesur bir adım atıp geleceğe oynarsa İstanbul kazanır. Japon…
Ayran Japonya’da! Nihayet, peki tutar mı?
Ayran en sonunda Japonya’ya girmiş. Ben bulup da içemedim ama görenler ve tadanlar oldu. Her yerde yok. Japonya genelinde aynı anda görücüye çıkmış. Raflarda ön sıralara koyup reklamını yapmak kararı ise marketlere kalmış. Henüz bizim mahalleye gelmedi. Tokyo’nun merkezinde benim baktığım marketlerde de yoktu. Üretici firma “Megmilk Snow Brand” yurtdışında yerel kültürün bir parçası olmuş, halk tarafından yaygın olarak tüketilen fakat Japonya’da bilinmeyen ürünleri bulup aralarında satış potansiyeli olanları tüketicinin beğenisine çıkarttıklarını söyledi. Ayran da bu “yurt dışında çok satan ürün” konseptinin bir parçası. Bu nedenle üzerine çini motifleri ve Türk bayrağı olan bir ambalajla piyasaya sunuldu. Megmilk Ayran’ın websayfasına…
1000 kişiyle beraber onbir kilometre
Sankei gazetesi bir organizasyon yapmış, 1000 kişi bir araya gelip 6 Nisan günü Tokyo’nun Meji bahçelerinden Odaiba kompleksine kadar olan 11 kilometrelik parukuru sakura çiçeklerinin tadına vararak yürüyecekti. Biz de ailecek katıldık ama bu sene sakuralar erken açtığından görülecek pek bir şey beklemiyorduk. Hava durumu sabah için açık, öğleden sonra yağışlı diyordu. Saat 10:00 da buluşma…


