
Deprem ve Afet
Afetler — deprem, sel, yanardağ patlaması, tsunami — yalnızca doğanın işi değildir. Yıkımı büyüten de azaltan da çoğu zaman insanın kurduğu düzendir. Deprem söz konusu olduğunda akla önce binaların dayanıklılığı ve denetim gelse de, belirleyici olan yalnızca mühendislik değil; hazırlık, bilgi akışı, refleks, ihmal ve bütün bunları şekillendiren kültür de en az onlar kadar önemlidir.
Türkiye ile Japonya deprem gerçeğini birlikte yaşayan iki ülke; ama bu gerçeğin sonuçlarını aynı şekilde deneyimlenmiyor. Çünkü mesele sadece teknik kapasite değil, aynı zamanda bir kültür meselesidir: risk algısı, kurallara uyma alışkanlığı, gündelik hazırlık, kuruma güven, paniğin nasıl yayıldığı ve insanların afet anında nasıl davrandığı da sonucu belirler. Japonya görece daha hazırlıklı yapısı sayesinde sarsıntıları daha az hasarla atlatabilirken, Türkiye’de daha küçük depremler bile geçmiş travmaları tetikleyen, kaygıyı büyüten olaylara dönüşebiliyor.
Japonya ve Türkiye ağırlıklı deprem ve afet yazılarımızı bu sekmede bir araya getirdik. Yer sarsıntılarını, panik ile disiplin arasındaki farkı, kurumların ne zaman işlediğini ne zaman işlemediğini, toplumların afetle nasıl yaşamayı öğrendiğini ya da öğrenemediğini yaşadıklarımızdan edindiğimiz deneyimleri ve gözlemlerimizi blog formatında kimi zaman hikaye kimi zaman yapılacak işler şeklinde derledik.
Afet, meydana geldiği anda fark edilir ama aslında daha önce alınmayan önlemlerde, yerleşmeyen alışkanlıklarda ve oluşmayan kültürde başlar.
-
Yatak odamda kask ve fener, mutfağımda birkaç gün yetecek erzak var!
-
Japonya’da 7.3 büyüklüğünde deprem oldu

-
Depremi önceden haber veremeyen erken uyarı sistemleri
-
Japonya’nın çok korkutuğu “Kıyamet Depremi” yakın mı?

-
Uçağım Tokyo’ya indi, Japonya’da deprem oldu
-
Tokyo otuz yıl içinde yerle bir olacak