
Şehirler ve Sokaklar
Şehir hayatı denince akla önce evler, yollar, parklar, kafeler, galeriler, kitapçılar; kısacası gündelik hayatı kolaylaştıran ve zenginleştiren sayısız unsur gelir. Oysa şehirlerin bir başka yüzü daha vardır. Şehirler bizi barındırırken bir yandan da biçimlendirir; düşüncemize sızar, alışkanlıklarımıza yerleşir, sevinçlerimize de kaygılarımıza da kendi rengini verir. Bu yüzden şehir, yalnızca içinde yaşadığımız bina, park ve yollardan ibaret değildir. Aynı zamanda bir bakıştır, bir hafızadır, bir yaşayış biçimidir.
Bu nedenle bir şehri tanımak, yalnızca meşhur caddelerinde dolaşmak ya da meydanlarını görmekle sınırlı kalmaz. Yürümek, tarihinin izini sürmek, bu kaldırımlardan bizden önce geçenlerin ayak sesine kulak vermek, biraz da kendini dinlemek ve keşfetmektir. İnsan bazen bir sokağın köşesinde, bazen eski bir duvarın gölgesinde, bazen de kalabalığın ortasında kendine dair unuttuğu bir şeyle karşılaşır.
Buradaki yazılarda en çok Tokyo yer alacak. Ama yalnızca Tokyo değil; JaponyaBulteni.com yazarlarında iz bırakmış başka şehirler, sokaklar, mahalleler, köşeler ve kalabalıklar da bu sayfalara karışacak. Çünkü bir şehri anlatmak, onun yalnızca görünen yüzünü göstermek değildir. Asıl mesele, insanın içine nasıl yerleştiğini, hafızada nasıl kaldığını, ruhunda nasıl bir iz bıraktığını sezebilmektir.
Bu yazılar da biraz bunun peşinden gidecek: şehirlerin yalnız dışını değil, içimizde bıraktıkları sesi de duymaya çalışacak.





