Written by

,
Üye olmak için burayı tıklayın, yazılar doğrudan posta kutunuza gelsin (bilgileriniz gizli tutulur)
  • Son 5 paragraf 28 Aralık günü eklenmiştir.

Tokyo’nun metro ve trenlerinde yıldan yıla kötüleşen ve artık kronik hale gelen bir gecikme sorunu var. Turistler veya yeni gelen yabancılar rötarları farketmiyorlar ya da sorun etmiyorlar ama günlük hayatını trenlerin düzgün çalışması varsayımı etrafında planlayanlar için durum öyle değil. Sabah kalabalığında aktartmaları düzgün yapabilmek için insanlar saniyelere oynuyor. Bir dakika gecikme bile mağduriyet yaratabiliyor.

Geçen ay Türkiye’den misafirim gelmişti. Bir keresinde metroya binmek için perona indik, tren kalkmak üzereydi, hamle yaptık ama kapıları kapattılar. Canımın sıkıldığını belli eden bir ifade yüzüme yerleşti herhalde ki misafirim endişe ile “bir sonraki tren ne zaman” diye sordu. “Üç dakika sonra” diye cevapladım. İnanmaz bir ifade ile suratıma baktı üç dakika için stres yapmaya değer mi diye sorarcasına.

Oysa sabahları işine yetişmek için peronlarda çabuk adımlarla yürüyen, bazen de koşan insanlar için on saniyelik bir gecikme bile aktarma yapılacak trenleri zincirleme olarak kaçırmanıza sebep oluyor. Tokyo’da yaşayanlar in-bin yaparken vakit kaybetmemek için hangi vagona bineceklerine, bindikleri vagonun hangi tarafında duracaklarına kadar hesap yaparlar.

Evime yakın üç tren hattı var: Odakyu; Setagaya; ve Keiyo. Odakyu hattı özellikle sabahları çekilmez oluyor ve istisnasız her zaman gecikiyor. Bazen bu gecikmeler yarım saati bile bulabiliyor. Bu nedenle sabah yedi’yi geçirmiş isem Odakyu trenlerine evimin yakınındaki istasyondan binmiyorum. Aradaki büyük aktarma istasyonlarından Shimo Kitazawa veya Yoyogi Uehara’ya kadar yürüyüp oradan biniyorum.

JR (Japan Railways) Chuo hattının defalarca kez geciktiğine şahit oldum. Üstelik sabah erken saat de değildi.

Trenler eskisi gibi dakik değil
Trenler eskisi gibi dakik değil

Gözlemlediğim kadarı ile özellikle Odakyu hattında trenler salamura gibi yani çok sıkışık oldukları için ya yolculardan fenalık geçirenler ya da birbiri ile dalaşanlar oluyor. Her iki durumda da en az on dk’lık gecikmeler yaşanıyor.

Bir ay kadar önce biri kadın iki yolcunun tartışmasına denk geldim. Vagon içinde sanırım yer değiştiren bir erkek yolcu bir kadın yolcuya çarpmış. Kadın da laf söylemiş. Kadın perona inip bir sonraki trene binmeyi düşünmüş ama adam da ardından inip kadını taciz etmeye başlamış. Yüksek perdenen kadına hakaretler yağdırıyor, kadın da soğukkanlılıkla arada bir laf sokuşturuyordu. İstasyon görevlileri ise çaresizce seyrediyorlardı.

Ulaştırma Bakanlığı durum tespiti ve seviye ölçümü yapmak için üç yıl önce bir araştırma gurubu kurmuş. Tokyo ve çevresindeki elli bir hattın on altı’sında yani yüzde otuz’unda kronik gecikme tespit etmişler. Metro hatları arasında Hanzomon hattında her gün, Yamanote hattında yüzde doksan, yani hemen hemen her gün, gecikmeler saptamışlar. Odakyu hattınınsa yüzde otuz geciktiğini saptamışlar. Bence gerçek karnesi daha kötü, çünkü ne zaman binsem gecikiyor.

Tokyo merkezindeki tren ve metro hatları gecikince onlara bağlı diğer hatlar da yavaşlayarak ulaşım sistemini krize sokuyor. Sıkıntılar daha çok sabahları on bir’e kadar olan seferlerde. Yani “rush hour” denilen zaman diliminde. Peronlar kalabalık, trenler tıklım tıklım olunca kapılar kapanmıyor, yolcular arasında sorun patlak veriyor, ayılıp bayılanlar fenalaşanlar oluyor. Bunlar ana nedenler.

Bu görüntü artık çok sıradan
Sıradan bir görüntü, herkes üst üste ıkış tıkış(kaynak: Internet)

Rötarların tamamına yakını on dakikadan kısa. Öte yandan bir saati aşanlar da var. Bunlar genelde trenlerin önüne atlama suretiyle yapılan intiharlardan dolayı olan gecikmeler. Bir intihar olayına şahit olmuştum. Burayı tıklayın okuyun.

Benim gözlemlediğim sorunların tamamına yakını ya yolcuların kalabalıktan fenalaşmaları, ya da kavga etmelerinden kaynaklanıyor. Eskiye göre bunlar sık sık ceryan ediyor. Bence Japonlar yaşlandıkça fazla şikayet eder hale geldiler. Yirmi yıl önce hatırlıyorum daha sıkışık düzen seyahat ettiğimiz trenlerde bu tip olaylar pek olmazdı, çünkü Japonya’nın nüfusu yaşlı değildi. Gençler zorlukların üstesinden daha kolay geliyor, pek çok şeyi dert etmiyorlar.

Sıkışık düzen vagon içinde sorunlara sebep oluyor
Sıkışık düzen vagon içinde sorunlara sebep oluyor(kaynak: internet)

Şimdilerde ise durum farklı. Japonya’nın yaş ortalaması olmuş kırk sekiz. Bu insanları yirmi yaşındakileri koyabileceğiniz salamura hale gelmiş trenlere tıkıştırınca doğal olarak arıza çıkıyor.

Bir de insanların birbirlerine tahammül edememe durumu var. Bir kaç yıl önce bir hafta sonu öğle vakti oğlumla trende seyahat ediyorduk. Hareketli çocuk olduğu ve trenleri sevdiği için makinistin arkasındaki camdan dışarısını seyretmek istiyordu. Gürültü çıkardı diye pimpirik bir yolcu ters bir laf etti, ben de cevap verdim. Karşılıklı iltifatlar yaptık.

Trenlerin düzensizliğinde son yıllarda gözle görülür bir artış var. Bunun bir sebebi bence ekonominin iyi olması. Daha fazla insan işgücüne katıldığı için özellikle sabah saatlerinde yolcu sayısı arttı. Eskiye göre istasyonlar, peronlar sabahları daha kalabalık.

trengecikme
Grafik: Son yıllarda geciken tren sayısındaki artışı buradan görebiliriz. Bu çalışma üç yıl önce yapılmış. Bence o günden bugüne durum daha kötüleşti (kaynak Ulaştırma Bakanlığı).

Bu aralar peronda tren bekleyen yolcuların demiryoluna düşürdükleri akıllı telefonlar da trenlerin durmasına sebep oluyormuş. İnsanlar etraflarına dikkat etmedikleri için çarpma, tökezleme soncu telefonlar düşüyor trenler duruyor.

Bir istasyondaki yığılma
Bir istasyondaki yığılma

<<Tokyo merkez belediyelerinin gün içinde nüfüs on katına çıkıyor>>

Tokyo’nun yirmi üç büyükşehir belediyesine dağılmış nüfusu on üç buçuk milyon. Çevredeki Saitama, Kanagawa, ve Chiba illerini de katınca bu rakam otuz beş milyona dayanıyor. Gün içinde üç milyondan fazla insan çalışmak için bu çevre illerden Tokyo metropol bölgesine tren, otobüs, arabalar ile akıyor. Bu yükün büyük kısmını demiryolları çekiyor. En fazla beslemeyi Kanagawa bir milyon kişi ile veriyor. Onu dokuz yüz elli bin kişi ile Saitama, sonra da yedi yüz kırk bin kişi ile Chiba izliyor.

Olayı tam anlamanız için biraz daha rakam vereyim. Gecikmelerin en fazla görüldüğü Hanzomon, Chiyoda gibi metro hatları Tokyo’nun merkezi sayılan Marunouchi, Chiyoda, Nihonbashi bölgelerini tararlar. İstanbul için Levent, Ankara için Kızılay gibi yerlerdir buraları. Tokyo Belediyesi’nin yayınladığı verilere göre Chiyoda Belediyesi’nin nüfusu gün içinde on beş katına, Merkez Chuo Belediyesi ile Minato Belediyesi nüfusları dört katına, Shinjuku, Shibuya Belediyeleri nüfusları iki katına ulaşıyor.

Tokyo’nun sabah saatlerinde başlayan ve saat on’a kadar devam eden bu yoğun beslemeyi istasyonlarda yığılma yaratmadan emebilmesi için sık aralıklarla tren kaldırması gerek. Nitekim de öyle yapıyorlar. Mesela Yokohama-Kanagawa yönünden gelen yolcular ya Shibuya ya da Shinagawa istasyonlarında aktarma yaparlar. Shibuya istasyonundan başlayan Ginza hattı hafta için her sabah yedi ila sekiz arası üçer dakika arayla, saat sekiz ile on arası ise her iki dakikada bir tren kaldırır. Bu kadar sık olmasına karşı trenler hınca hınç doludur; insanları konserve gibi vagona tıkmak için “oshiya” denilen özel adamları tutup kapılardan içeri zorla iterler.

1970'lerden bir tren binme anı (kaynak: internet)
1970’lerden bir tren binme anı (kaynak: internet)
Yakın zamandan bir tren binme anı
Yakın zamandan bir tren binme anı

Trenler bu kadar sıkışık olunca da doğal olarak kimisi yanındaki adamın kokusundan fenalaşıyor, başka birisi laf kavgasına giriyor, bir başkası sıcaktan bayılıyor; kapılar kapanmıyor, ve saire. Trenler ucu ucuna saniyelerle hareket ettiği için de en ufka bir gecikme merkez hatları kilitliyor.

Bir zamanlar Tokyo’nun bakanlıklar bölgesinin kademeli olarak dışarı taşınması, şehir trafiğini hafifletmek için Yokohama gibi bölgelere gidilmesi gündemdeydi. Ama Japonya bunu yapamadı. Tam aksine nüfus yaşlandıkça insanlar tam teşekküllü büyük hastanelere daha yakın olmak için şehir merkezine göçmeye başladılar.

4 yanıt

  1. mesut dogan Avatar
    mesut dogan

    ben mesut dogan. 4 gundur her firsatta yazilarinizi okuyorum blogdaki butun yazilar bitmek uzere.
    az kalsin delirmek uzereydim ki sans eseri bu blogla tanistim. beni anlarsiniz sanirim japonya bir turk icin hem kolay hem zor bir ulke. turkler dunyanin bir cok ulkesinde yasiyorlar iyi kotu komunitileri var ama sanirim en zayif olunan yer japonya bu da haliyle her yeni gelenin adaptasyon surecini etkiliyor. bende bir blog hazirligindaydim ve hatta birkac yazimi hazirlamistim bile ama ben blog yazsam kelimesi kelimesine heralde aynisini yazardim ki haziri varmis keyifle okuyorum. 4 yil once japonyaya geldim esim japon.japonyaya adaptasyonum hala suruyor oldukca da zor gecti ama ite kaka kor topal gidiyor iste. shikoku kagawaken shodoshima da yasiyorum.
    simdilik herkese selamlar sevgiler

    1. Erol Emed Avatar

      Selamlar

      Blogda 263 yazı var, yaklaşık 1100 sayfa eder. Hepsini okuduysanız size özel bir ödül vermek gerek :-) şaka bir yana, yazdıklarınızdan zor bir psikolojik dönemden geçtiğinizi anlıyorum. Yazıların Bir nebze yardımı olduysa mutlu olurum.
      Japonya’daki Türk varlığı hem çok küçük hem de klikleşmiş ve politize olmuş durumda. Diğer ülkelerle kıyaslandığında daha az profesyonel var, öğrenci az sanatçı hiç yok. Böyle olunca ortak payda bulunması zorlaşıyor ve zaten sayıca az olan Türkler bir araya gelemiyor ya da kutuplaşıyor. Bulunduğunuz yer dolayısı ile ziyadesi ile yalnızlık çektığinizi varsayıyorum.

      1. Mesut doğan Avatar
        Mesut doğan

        Selam
        Değişen koşullara adapte olmak insanın en büyük özelliği elimizden geleni yapacağız. Daha önce İsrail ve Amerika da yaşam tecrübelerim var ama Japonya açıkcası oldukça zorlu çıktı. Beni zorlayan iş hayatı aslında. bütün gücümle çabalamama rağmen karşı taraf ile iletişim kuramamak. Nasıl bir beden dili kullanmalıyim hangi kelimeler doğru olur potansiyel riskler konusunda uyarırken Nasıl dikkate alınabilirim henüz acemisi olduğum konular ve üzerine çalışmalıyım. Bir örnek vermek gerekirse yeni bir lüks butik otel yapacaklar ve bu benim ehhh azda olsa biliyorum dediğin bir konu bana kimse sormadı ama yinede fırsat yaratıp veblen grafiği nedir dedim fizibilite raporlarını görebilirmiyim dedim yüzüme bir bakışları vardı sormayın. Lüks bina yapınca lüks olunuyor sanıyorlar yanlış olduğunu anlatamıyorum. Helikopter pisti yapacak kapalı otopark da gerekli deyince tepki inanılmaz. Üst ve orta yönetim kadrosu donanımsız. Emekli maaşıyla gezen yaşlıların dantai ryoukanı olması tehlikesi var tıpkı diğer 2 otelleri gibi ama söylenen sus burası Japonya önce sus dinle sonra birgün sorulursa söylersin. İşte benim derdim bu ne yapmalı Nasıl yapmalı yoksa bırakıp kendi şirketimi mi kurmalı vb sorular. Bildiğim öğrendiğin ne varsa denedim hala da deneye devam ediyorum derdim japonyayı ve japonları aşağılayıp hor görmek falan değil bir şekilde içlerinde bulundukları ama fark edemedikleri etseler de hantal yapılarından dolayı hızlı ve yeterli hareket edemedikleri bu kriz halinden kendime fayda çıkartıp bir yandan da güçlenerek bu kanseri yenmelerini sağlamak faydalı olmak yardımcı olabilmek. Benimde ülkem burası benimde geleceğim burası çocuklarım eşim Japon ben de bu toplumun bir parçasıyım.
        Saygılarımla

      2. Mesut doğan Avatar
        Mesut doğan

        Bu yüzden faydalı olabileceğini düşündüğüm ve gerçekten de faydalı olan yazılarınızı büyük bir iştahla okuyorum ha ödülümü de isterim çikolata olur gofret olur olsun ben yine de isterim bitirince haber veririm. Şakaya vurarak çikolatadan kaçamazsınız.
        Sevgi ve saygılarımla

Erol Emed için bir cevap yazın Cevabı iptal et