Dost ve kardeş Japonya nereye yatırım yapıyor?

“Any idiot can face a crisis, it’s day to day living that wears you out”  A. Çekov

Japonları çok sevdiğimizi ve tarihi ve kültürel bağlarımızın derin ve sarsılmaz olduğunu her fırsatta söylüyoruz. Peki acaba diğer ülkeler neler diyorlar?

“Japon şirketleri gelip imalat sanayimize yatırım yapsınlar, ülkemizdeki ucuz üretim olanaklarından ve teşviklerden faydalansınlar, hızlı büyüyen ekonomimizin gittikçe artan enerji ihtiyacı var. Petrol ve gaza olan bağımılılığımızı azaltmak, enerji alanında ortaklıklar yapmak istiyoruz. Başbakanlarımız bölgelerinde istikrar ve güven yaratmış isimler. Japonya ile aramızda derin kültürel bağlar var, gönül kardeşiyiz. 1000’den fazla Japon şirketi geldi. Daha da gelmesini bekliyoruz.”

Harfi harfine aynı olmasa da yukarıdaki paragraf Hindistan’lı senatör Taran Vijay’ın geçen ay ortalarındaki Japonya ziyaretinde sırasında verdiği bir seminerde yaptığı konuşmanın genel havasını yansıtıyor. Hitabetine Japonya ile Hindistan’ın ortak paydalarından biri olan Buda kültürünün selamlaşma sözcüklerinden “Namaste” (merhaba) ile başladı. Hindistan’ın yeni başbakanı Modi Eylül ayında Japonya’ya gelmiş, ve akabinde 5 yıl içinde Japonya’dan Hindistan’a 33.5 milyar dolarlık yatırım yapılacağı konusunda anlaşma sağlandığı açıklanmıştı.

Bir kaç hafta önce Gürcistan Cumhurbaşkanı Margelaşvili’nin toplantısına katılmıştım. Konuşmasını her Gürcü ailesinin Japonya ile ilgili mutlaka bir anısı veya bir hatırası vardır diyerek açtı. Japonya ile bağlantısı olmayan Gürcü evi yokmuş, o kadar yakın ve kardeşmişler. Tabii ki Japonları Gürcistan’a özellikle enerji koridoru yatırımları yapmaya çağırdı.

Ağustos’da Filipinler’de idim. Orada görüştüğüm senatör, bürokrasi, işadamları arasında da Japonya ile Filipinler’in tarihi ve kültürel bağlarına sık sık gönderme yapıldığına şahit oldum.

Haziran’da İsrail’li bir yetkili “Koşer” (Helal) belgesi alan sake (Japonların milli içeceğidir) markasının tanıtım davetinde, Japonya ile Israil’in binlerce yıllık geçmişe sahip olan iki ulus olduğunu ve iki ülkenin de tarihe ve kültüre önem verdiğini söylemiş, ardından da Japon’ların ve İsrail’lilerin çok sıkı içki içtiğini vurgulayarak aralarındaki “kültür-tarih ve alkol bağına” gönderme yapmıştı.

Türkiye’nin Japonya ile dost ve kardeşlik konusunda rakibi çok. Herkes bu ülke ile derin tarihi ve kültürel bağları olduğunu keşfediyor. Afrika, Güney Amerika, Orta Doğu fark etmiyor. Uzaydan bir Mars’lı gelse biz Japonlarla kardeşiz gelin yatırım yapın der.

Bu durum herhalde en fazla bir ada ülkesi olan Japonları şaşırtıyordur, çünkü onlar da tam aksine kendilerini özel ve nadide,  dış dünya ile fazla karışmamış içine kapalı bir toplum olarak görürler.

Peki Japon yatırımları aslında nereye gidiyor? Ve neden gidiyor? Japonlar yatırım yaparken seyahat ederken neye önem veriyorlar?

Çin, yatırımda bir, turizmde iki numara- siyasi ilişkiler sorunlu

Politik alanda Japonya-Çin ilişkileri ekşi limon gibi. Japonya egemenliğindeki Senkaku Adaları üzerinde Çin hak iddia ediyor. Çin şimdi de Ogasawara adalarına sulanıyor. Önümüzdeki 10 yıl içinde Okinawa üzerinde de emelleri olduğunu öğrenebiliriz. Son iki yıl içinde savaş gemileri bir kaç kez karşı karşıya geldi. Kıvılcım çıksa patlayacak bir durum vardı ortada. Bu haftaki APEC (Asia-Pacific Economic Cooperation) zirvesinde Japon Başbakanı Abe ile Çin lideri Jingping iki görüşme yapar ilişkiler yumuşar diye umuluyordu ama doğru dürüst el sıkışmayı bile beceremediler.

141110-abe-xi-4a_507ba56cb9733b480f0c864fc753b9c8

Japón ve Çin liderleri, yüz ifadeleri çok sıcak değil fotoğraf internetten, kaynak : CNBC)

 

Bu durum Japonya için ekonomik risk. Japonların Çin’de faaliyet gösteren yaklaşık 30,000 tane (otuzbin) şirketleri var. Aradaki husumet ekonomik alandaki ilişkileri biraz etkiledi. Nikkei gazetesinin haberine göre bu yılın ilk 9 ayında Japonya’dan Çin’e yapılan doğrudan yatırım miktarı geçen yılın aynı dönemine göre %43 daralmış. Ama bu haliyle bile 3.4 milyar Dolar Japon yatırımı Çin’e akmış. Bir de M&A’ler yani şirket birleşme ve satın almaları var. İki ay önce Sumitomo Mitsui Banking Corp gitti Bank of East Asia’daki payını 1 Milyar Dolar ödeyerek %9,5’dan %17.5’a çıkarma kararı aldı.

Turizm alanında ise ilişkiler şöyle. JNTO (Japan National Tourism Organization) verilerine göre 2013 yılında Çin’e 2.8 milyon Japon gitmiş. 2012’de bu rakam 3.5 milyondu. Amerika’dan sonra en fazla ziyaret edilen ülke. Siyasi ilişkilerdeki gerilim Japonya’dan yapılan seyahatleri etkilemiş, 30,000 Japon şirketinin Çin’de faaliyetleri olmasa belki de seyahat rakamları daha da düşük çıkacak.

Japonya’yı ziyaret eden Çin’li sayısı ise 2014 yılının ilk dokuz ayında 1.8 milyon olmuş. Geçen sene aynı dönemde bu rakam 994bin di. Yani gelen turist tam %79 artmış. Japonya’ya ziyaret eden ülke sıralamasında ikinciler. Yaz kış geliyorlar.

Güney Kore- Turizmde bir numara, yatırımda hala aşk yaşıyorlar,  siyasi ilişkiler hafif limon

Güney Kore ile de aralarında adalar sorunu var, ayrıca İkinci Dünya Savaşı’ndan kalma problemler var. Konu Japonya olunca kendini jiletleyen, parmaklarını kesen, televizyonda harakiri şovu yapan Koreli çok. Ama öte yandan rakamlara bakıyoruz bu yılın ilk dokuz ayında Japonya’ya 1.95 milyon Güney Kore’li giriş yapmış. Japonya’yı ziyaret eden yabancı ülke vatandaşı sıralamasında birinciler. Peki kaç Japon oraya gitmiş dersiniz? Geçen yıl 2.7 Japon ziyaret etmiş Güney Kore’yi. ABD ve Çin’den sonra sonra üçüncü sık ziyaret edilen ülke.

Ekonomik alanda da yakınlar, bir sürü alanda birleşmeler oluyor, Güney Kore Japon şirketlerinin sevdiği bir yer.

Kuzey Kore- Tehlikeli ve karmaşık ilişkiler

Japonya – Kuzey Kore ilişkileri daha da ilginç. Adamlar Japonya’ya düşman, her altı ayda bir deneme adı altında resmen füze atıyorlar. Nükleer bomba inşa edip hepinizi suya gömeceğiz diyorlar. Yıllar önce Kuzey Kore’de Japonca öğretmenlik yapsınlar diye casus gönderip Japon vatandaşlarını, hem de Japonya’da evlerinden, kaçırdılar. Japonya’yı mahvetmek Kuzey Kore’nin milli stratejisi. Herhangi bir uluslararası müsabakada Japon rakibini yenen bir Kuzey Koreli kahraman oluyor, ev, mevki, para kazanıyor hayatı kurtuluyor.

Öte yandan Japonya’daki etnik Koreli nüfusun önemli bölümünün Kuzey Kore ile bağı olduğu söyleniyor. Yakın zamana kadar neredeyse 20 yılı aşkın  belki de daha uzun bir süre Japonya gayri resmi olarak Kuzey Kore’yi finanse etti, yılda 800 milyon dolara yakın para düzenli olarak, çeşitli yollardan ve kayıt dışı bu ülkeye aktı.

ABD- Büyük aşk, ebedi ortaklık

Amerika desek, Japonya’nın dünyadaki en büyük, belki de tek müttefiki. Et ile tırnak gibiler. Çin ortaya çıkmadan önce yatırımlar ABD’ye gidiyordu. Kardeşden de öteler. Bu durumu bazı Türkler kavrayamıyor. Mesela Japonya’yı çok fazla bilmeyen birisi gelip de bu ABD sevgisini görünce ikinci dünya savaşında Japonya’ya en büyük kıyımı ABD yapmamış mıydı, Amerika neden bu kadar seviliyor diye şaşırıyorlar.

2013 yılında 3.7 milyon Japon ABD’ye seyahate etmiş. Bunların 1.5 milyonu Hawaii’ye gitmiş. Bu sene de durumun farklı olduğunu sanmıyorum. ABD Japon’ların açık ara ile en fazla ziyaret ettiği ülke. Amerika’lılar da bu sevgiyi karşılıksız bırakmıyor. Bu senenin ilk dokuz ayında 660bin ABD vatandaşı Japonya’ya gelmiş.

M&A yatırımlarında ABD birinci

2011 yılından itibaren Japon şirketleri yurt dışındaki faaliyetlerini şirket birleşme veya satın alma (M&A) yolu ile artırdılar. Mesela Haziran ayında Daichi-Life Sigorta Şirketi 5.8 milyar dolara ABD’li Protective Life şirketini satın alarak yaptı. Eylül ayında Rakuten adlı Japon interet şirketi ABD’li yazılım firması Ebates’i 1 milyar Dolar’a satın aldı. Gene bu Eylül’de Türkiye’de Kemal Kükrer’in %50sini 30 milyon dolara satın alarak meşhur olana Ajinomoto gitti ABD’li Windsor Quality Holdings’i 850 milyon dolar ödeyerek bilançosuna kattı.

Bir Japon şirketinin ABD’de yaptığı en büyük montanlı satın alma işlemi bu yılın Ocak ayında Suntory Holdings tarafından 20 milyar Dolar harcanarak yapıldı. Viski üreticisi Beam Inc’i satın aldılar. Japonlar milli içkileri sake kadar viskiyi de seviyorlar.

Japon şirketlerinin ABD’de geçmişte yapılan diğer büyük montanlı satın alma örnekleri ise şöyle: 2012’de Japon Softbank, telekom şirketidir, gene yaklaşık 20 milyar dolara ABD’li Sprint Nextel’i satın almıştı. NTT Docomo’nun AT&T’ye 2000 yılında yaptığı 10 milyar dolarlık sermaye iştiraki, Mitsubishi UFJ Financial Group’un 2008 yılında Morgan Stanley’ye yaptığı gene 10 milyar dolarlık sermaye iştiraki. Ufakları, yani 100-400 milyon dolar arası olanları say say bitmez.

Bir Japon şirketinin yaptığı en büyük küresel M&A ise 2006 Japan Tobacco Inc’in İngiliz Gallahar’ı satın almasıdır. JT bu şirkete tam 2.25 trilyon Yen ödedi. Yaklaşık 21 milyar dolar civarı.

M&A furyası yavaşlayabilir

Bu yılın ilk dokuz ayında Japon şirketleri yurt dışında 45 milyar dolar civarında M&A gerçekleştirdiler. Geçen yılın tamamında 50 milyar dolarlık alış veriş yapmışlardı. 2012’de 80 milyar dolar, 2011 yılında 65 milyar dolar, 2010 yılında ise 38 milyar dolar harcadılar. Beş yılda Japonların yurt dışında şirket satın alma veya birleşmelerine ödedikleri toplam yaklaşık 280 milyar dolar.

Bu furyada Türkiye’deki şirketlere 1.5 milyar dolar kadar M&A yatırımının olduğunu tahmin ediyorum. Japonların toplam harcadığı miktarın 250’de biri gibi küçük bir oran. Bence bunun iki nedeni var. Birincisi Türkiye’de büyük montanlı M&A yapılabilecek şirket sayısı az bu nedenle tek kalemde dev bir satın alma olamıyor. İkincisi ise yapılan M&A’ların geniş bir yelpaze içinde gerçekleşmiş, tek bir sektöre veya temaya odaklanmamış olduğunu farkediyoruz. Bunun sebebi de Türkiye’nin bir Endonezya, Brezilya, Rusya veya Vietnam gibi doğal kaynaklara sahip olmaması. Bir başka deyişle yatırıma gelenlerin neye neden yatırım yapacaklarını bilememesi. Japonya Türkiye’yi bir lojistik merkez olarak kullanabilir, iç piyasa da canlı ama bu konseptin anlatılması ve ikna edilmesi zor. Bu nedenle yatırımlar düşük kaldı.

Öte yandan Türk firmaların Japon standardların göre daha çok yeni olmaları tereddüte yol açsa da ilgi de uyandırıyor. M&A ilişkisi içinde olduğum bir şirket bir toplantıda “Biz Japonya ve Güney Kore’den sonra imalat sanayiinde Hindistan’ın ortaya çıkacağını bekliyorduk ama siz çıktınız” dedi. Yani o şirketin yöneticisi gözünde yeni ekonomik mucizenin adı Türkiye idi.

Mitsubishi Corporation Eylül ayında Norveç’in balık çiftliği işleticisi Cermaq’ı 1.5 milyar dolar ödeyerek satın aldı. Bir kaç gün önce ise Norveç’in ve dünyanın en büyük somon üreticisi Marine Harvest’in kişi başına somon tüketimini 100 gramdan 10 kiloya çıkarma hedefi ile Türkiye’ye   geldiğini gazetelerden okuduk (burayı tıklayın siz de okuyun). Marine Harvest Mitsubishi’nin satın aldığı Cermeq’in rakibi. Japonya dünyada en azla balık tüketen ülkelerin başında geliyor, Türkiye’den de bol miktarda orkinos alıyor.

Japonların uluslarası M&A yatırımlarını destekleyen faktörlerden biri de para birimleri Yen’in güçlenmiş olmasıydı. Ancak son iki yılda Yen dolar karşısında tam %45 deger kaybetti. Yurtdışına akan Japon fonlarında yavaşlama olması kaçınılmazdır. Bu ortamda gelecek yatırımları canlı tutmak için yaratıcılık ve efor gerektirecektir.

Yorumlar

Yorum bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s