Osman’ın doğum günü. Yaşıyor olsaydı 59 yaşına girecekti. Dört yıl geçmiş kaybedeli.
Herhalde bu saatlerde O’nu telefonla arıyor olurdum. “Doğum günün kutlu olsun” derdim, “Sağol derdi”. Boş bulunup kaç olduğunu sorardım (boş bulunurum ben bazen), bir ihtimal yarı isteksiz yarı kırık biraz da muzip bir sesle söylerdi yaşını. Zaman hepimizin üzerinden geçiyor. Rakamlar biriktikçe bir korku ve şaşkınlık alıyor. Belki de öyle bir ruh hali olurdu.
Keşke olsaydı, biraz yıllar üzerinden konuşsaydık abi-kardeş. Onur ve Mert’in hikayelerini dinleseydim, Kaan’ın hikayelerini anlatsaydım.
Sonra havadan sudan, işten güçten dem vururduk. Memleket meseleleri falan girerdi sırayla araya. Gelen referandumu konuşurduk. Bana ne zaman Türkiye’ye geliyorsun diye sorardı, “işleri ayarlayayım gelmeyi düşünüyorum” derdim. “Fazla arayı açma” derdi herhalde.
Sonra da kapatırdık telefonu. Ben içimde bir sıcaklık ve güven duygusu ile günümü bitirirdim. O’nun günü daha yeni başlıyor. Belki de çocuklarının, Çiçek’in doğum günü dileklerini alıyor, evlatlarının kokusunu içine çekiyor olurdu.
Öyle işte. Birbirimizden uzaktık ama aradaki bağı sıkı ve sağlam tutmanın huzuru ile kendi hayatlarımıza geri dönerdik.
Dört yıl önce bugün O’nsuz geçirdiğimiz ilk Osman Emed doğum günü için bir yazı koymuşum. En iyisi Osman doğunca neler olmuş ona bakmak, ve tekrar anmak “iyi doğdun Osman…”
————-
Osman 27 Ocak 1958’de doğdu. Anneannem ve büyükbabam bu müjdeli olayın hemen ardından şu mektubu yazmışlar.

İzmir, 31.1.1958
Canım Türkanım;
Oğlum Oktayım;
Çok şükür işte siz de anne ve baba oldunuz, insanlık alemine bu suretle de hizmet ederek vazifenizi yaptınız. Bu insanlar için bir mahzariyettir. İnşallah mürüvetini görür daha çok mes’ut ve bahtiyar olurusunuz. Bizler de altıncı torunumuzu idrak etmekle seviniyoruz. Bu yavruyu hepsinden daha fazla seveceğiz gibi.
Ne yazık ki doğumunda bulunamadık. Sağlık olsun da o aslanı da kucağıma alır, öper, okşar, sever; ve elinden tutar gezmelere götürürüm.
Cumartesi için bilet bulamadık. Salı günü buradan kalkan iki vapur varmış. Onlardan birine bilet alarak annen Seniha hareket edecekler. O zamana kadar da eve gelmiş olursunuz. Annen ile torunuma benim namıma bir hediye almak için 300 lira göndereceğim. İsterseniz O’nun adına bankada bir hesap açtırırsınız. O büyüdükçe hesabı da büyür. İmkanım olsa idi de daha fazla olmasını ne kadar isterdim. Bilirsiniz ki ben sizlerden canımı bile esirgemem. Allah sizlere de sıhhat, afiyet ve saadetle torunlarınızı görmek nasip etsin. O da ayrıca bir mahzariyettir ki sizler gibi asil, hayırlı evlatlar yetiştirmekle olur. Ben sizlerle iftihar ediyor ve gurur duyuyorum.
Memduha hanim efendiyi de ayrıca tebrik ederim. Mini mini torunumun, her ikinizin gözlerinizden, yanaklarınızdan okşar, tekrar öper, hepinize sağlık ve saadetler dilerim.
anneniz, babanız

Bu yazının aslı Osman’ın blogundadır. Burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.
Yorum bırakın