From Osman Emed

Bugün 27 Ocak…

Osman’ın doğum günü. Yaşıyor olsaydı 59 yaşına girecekti. Dört yıl geçmiş kaybedeli. Herhalde bu saatlerde O’nu telefonla arıyor olurdum. “Doğum günün kutlu olsun” derdim, “Sağol derdi”. Boş bulunup kaç olduğunu sorardım (boş bulunurum ben bazen), bir ihtimal yarı isteksiz yarı kırık biraz da muzip bir sesle söylerdi yaşını. Zaman hepimizin üzerinden geçiyor. Rakamlar biriktikçe bir korku ve şaşkınlık alıyor. Belki de öyle bir ruh hali olurdu. Keşke olsaydı, biraz yıllar üzerinden konuşsaydık abi-kardeş. Onur ve Mert’in hikayelerini dinleseydim, Kaan’ın hikayelerini anlatsaydım. Sonra havadan sudan, işten güçten dem vururduk. Memleket meseleleri falan girerdi sırayla araya. Gelen referandumu konuşurduk. Bana ne zaman…

Doğum günün kutlu olsun Osman

Originally posted on Osman Emed:
Osman 27 Ocak 1958’de doğdu. Anneannem ve büyükbabam bu müjdeli olayın hemen ardından şu mektubu yazmışlar. Anneannem ve dedemden gelen tebrik mektubu İzmir, 31.1.1958 Canım Türkanım; Oğlum Oktayım; Çok şükür işte siz de anne ve baba oldunuz, insanlık alemine bu suretle de hizmet ederek vazifenizi yaptınız. Bu insanlar için bir mahzariyettir. İnşallah mürüvetini görür daha çok mes’ut ve bahtiyar olurusunuz. Bizler de altıncı torunumuzu idrak etmekle seviniyoruz. Bu yavruyu hepsinden daha fazla seveceğiz gibi. Ne yazık ki doğumunda bulunamadık. Sağlık olsun da o aslanı da kucağıma alır, öper, okşar, sever; ve elinden tutar gezmelere götürürüm.…

Bugün Osman’ın doğum günü

not: Nazım’larla çekilen fotoğraf eklendi Bilgisayarımın sağ üst köşesinden beyaz kurdele biçiminde bir çıkma peydah oldu. Şeritin sol başında üzerinde tek mum yanan altın sarısı bir pasta resmi var. Bir de mesaj. Şöyle yazıyor: “Doğum Günü, 27 Ocak, Osman Emed, 56 yaşında”. Demek Osman’sız andığımız son yaş gününden bu yana 1 yıl geçmiş. Osman’la doğum…

Osman amca hastalıktan öldü

Oğlumda kıtalar arası yolculuklarda görülen uyku düzensizliği (jet lag) var. Şiddetli değil ama normalde 21:00-22:00 arası olan uyku saati şimdilik 23:00’den sonraya kaymış durumda. Yatınca ben de yanında kitap okuyorum ki uyuyabilsin diye. Yoksa gözü açık tavana bakıyor, oynamak istiyor veya sık sık kalkıyor. Ayrıca nedenini tam olarak anlayamadığı bu durum onu korkutuyor. Saat 23:30’a geliyordu. Okuduğum kitaba dalmıştım. Kaan’da sessiz sessiz uyumaya çalışıyordu. Birden bana döndü. “Onur ve Mert Osman amca’nın çocukları” dedi. “Evet” dedim, “Senin de kuzenlerin. Kardeş gibidir kuzenler çok yakındırlar”. “Kuzenlerim” diye tekrarladı sırtını bana dönerken ama hemen denebilecek kadar kısa bir süre sonra yeniden yüzünü…

Zamanı böldü yol (Osman’a ağıt)

Yazan: Esra Karaosmanoğlu Bayar İstanbul, 1 Ocak 2013 Osman. Gideli bir ay bile olmadı, ama sensiz bir dünyaya göz açtığımız o soğuk 11 Aralık gününden beri zaman durdu. Halâ inanamayacağımız kadar yakın, ama talihsiz yokluğun asırlardır musallat sanki… Kaybınla ilgili hissettiklerimden, acımdan, isyanımdan, ümitsizliğimden, öfkemden ve hayâl kırıklığımdan sayfalarca bahsedebilirim. İçimdeki adalet duygusunun gidişinle nasıl liğme…

Osman’ımızı acımasız bir hastalık elimizden aldı

Doktoruna göre karnındaki tümör kötü huylu “çok melun ve berbat” bir kanserdi. “Inopt” (müdahele edilemez) duruma geldiği görülmüş, buna rağmen hastayı rahatlatmak ve tıkanma gibi komplikasonları önlemek için 6.5 saat süren bir “mücadele” ile alınmıştı. Fakat nüksetmiş, hızla büyüyerek yayılmıştı. Kurtuluşu yoktu. Medikal onkologlar ise tanının baştan eksik yapıldığına, onkoloğun vermesi gereken kararları genel cerrahın…

Osman

27 Ağustos günüydü. Eşim ve çocuğumla tatildeydim. Masmavi gökyüzünün altında zümrüt yeşili denizle buluşan kıyı boyunca araba sürüyorduk. Yolun diğer tarafında hasat vakti gelmiş altın sarısı tarlalar ve onlar ile birleşen yeşil kayın ormanları vardı. Uzaklarda dar bir karayolunun, gün batımı renklerine bezenen ekinlerin arasından kıvrılarak aştığı tepeler pitoresk kompozisyonu tamamlıyordu. Eğer Cennet’in pek çok tanımı var ise bu manzara onlardan biri olmalıydı. Bir mesaj düştü telefonuma. Öğleden sonra 2 gibi. Ağabeyimden. “Arıyorum düşüremiyorum. Beni bir ararmısın?” Sonuna bir de not eklemiş. “Annemleri merak etme iyiler.” Düşüncelidir Osman. Endişelenmeyeyim diye bu notu eklemişti belli. Arabayı durdurup telefonunu tuşladım. Her zamanki…