Kayıp eşya bürosu ve ötesi

Üye olmak için burayı tıklayın, yazılar doğrudan posta kutunuza gelsin (bilgileriniz gizli tutulur

Yazının başlığı Masaru Nagai’nin 30 Ekim tarihinden 19 Kasım’a kadar Shinjuku Epson Imaging Gallery’de (epSITE) gösterimdeki sergisinden alınma. Bu ağır ve kasvetli Cumartesi yolum düştü görmeye gittim.

Masaru Nagai bir fotoğrafçı. Yıllar boyu değişik yer ve zamanlarda oradan buradan çoğunluğu eskicilerden toplanmış eşyaları farklı ebat ve şekildeki kutulara yerleştirerek objeler yapmış. Ama bu eşyalar tek bir yerleştirmede obje halini almamışlar. Pek çok denemeler yapmış. Son halini alan aranjmanları stüdyoda resimlemiş. “Kayıp eşya bürosu” işte bu fotoğrafların sergisi.

nagai1

Salona girince ilk farkettiğim gösterimdeki eserlerin üç farklı şekilde çerçevelendirilmiş olmasıydı. Klasik ahşap veya metal çerçeve, antik veya herhangi bir evde bulunabilen bazıları deri yüzeyli çerçeve, ve çerçevesiz fotoğraflar vardı.

IMG_8905 (1)

Sergide üç farklı çerceveleme vardı

Ben sergiyi gezerken sanatçı bir başka kişiyle sohbet ediyordu. Kulak kabarttım. Eşyaları yıllar boyunca gittiği yerlerden bir koleksiyoncu gibi toplamış. Bazıları eskici veya antika dükkanlarından. “En zoru kutuları ve çerçeveleri almaktı” dedi muhabbet ettiği kişiye, çünkü sahipleri satmak istememişler.

Sergiden bir fotoğraf

Sergiden bir fotoğraf

Masanoru Nagai fotoğrafçılığa 1972 yılında atılmış. ABD’li gerçeküstü (sürrealist) sanatçı-heykeltraş Joseph Cornell’in etkisinde kaldığını yazmış sergi için hazırladığı küçük kitapçığa bilgi notu olarak. Bu detay ilgimi çekti araştırdım.

The Guardian, Joseph Cornell’in çağdaşı pek çok ünlü sanatçıyı şahsen tanımasına ve önemli çevrelerle bağlantında olmasına karşın yalnızlık çeken, hiç evlenmemiş, annesiyle yaşadığı evden bile taşınmayan ve seyahat etmeyen bir münzevi olduğunu yazıyor. Burada gördüğümüz tip sanat akımının öncüsüymüş. Eşyalarını özgürlüğü, rahatlığı, genişliği simgeleyen objelerden seçerken, bu eşyaları hapsettiği kutular ise kendi iç dünyasının sınırlarını ve kısıtlamalarını gösterirmiş. Farklı dünyalara zihninde yarattığı seyahatlerle açılırmış. Özgür olabildiği tek yer kendi düş dünyası imiş.

Bu eserin adı zaman sesleri kolleksiyonu

Bu eserin adı zaman sesleri kolleksiyonu

Bir fırsatını bulup konuşuyorum. Yukarıdaki eseri açıklamasını rica ettim. Bu zamanın seslerini hapsettiğim kutum dedi. Fotoğrafın üst yarısındaki kutuda saat parçaları var. Bu kutu “tik-tak, tik-tak” seslerini yaratan mekanizmaya ayrılmış. Fotoğrafın alt tarafındaki kutucuklar ise yusufçuk kuşu, böcek, deniz yıldızı gibi doğadan topladığı parçalar var. Bu kısım da zamanın geçmesini temsil ediyormuş. Yukarı kutucuk cansız, aşağı kutucuk canlı zaman ölçerleri simgeliyormuş.

O sırada sergiyi gezen birisi, sanıyorum bir tanıdığı, “Avrupa’da da sergi açtın mı” diye soruyor. Masaru Nagai hayır diyor. Menejerim olmadan yapamam falan diyor. Diğeri “İspanya’yı denesene, orada kesin hemen açarsın” diye akıl veriyor.

Bir başka fotoğraf da zaman, mekan ve boyut simgeleniyormuş

Bir başka fotoğraf da zaman, mekan ve boyut simgeleniyormuş

Bir başka fotografa geçip onu anlatmasını istiyorum. Yukarıdaki resmin önüne geliyoruz. Bu aranjman da zamanı ve mekanı farklı boyutlarda anlatıyormuş. Deniz kabuğu ile ay arasında şekilsel bir birlik var farkediyor musun diye soruyor.

Fotoğrafların ilginç olduğu muhakkak. Ama sanatsal bir güdümden, fotografçının iç ve düş dünyasının dış yani fiziksel dünyanın zorlaması altında şekillenerek, bir kavram bütünlüğü içinde dışarıya yansımasından daha ziyade, etkisinde kalınılan bir sanat akımının, fotoğrafçının bilinç altını yönlendirmesi ve vizyonunu sınırlaması sonucu ortaya çıkan eserler olduğuna ikna oluyorum. Bu cümle çok uzun oldu onun için daha basit anlatayım; istemeden de olsa fotoğraflarında felsefi derinlikten yoksun taklit izleri var.

Bence bir başka kişinin etkisi altına olmak kötü bir şey değil, hatta taklit etmeyi sakıncalı bulmam, her öykünmede yeni ve özgün bir şey de vardır. Yarattığı eserleri sonuçta kendisi yaptı. Sadece anlatmak istediği bir şey var ise bunu bize açıkça anlatamaz, çünkü taklit edilen stilin çıkış noktası her zaman farklıdır, bu durum da vizyonunu bulandırır, engel teşkil eder, ve anlaşılmayı zor kılar.

Ama serginin adı, “Kayıp Eşya Bürosu ve Ötesi” bence “cuk oturmuş”.

nagai6

Sergiden ayrılmadan önce en beğendiği fotoğrafın ne olduğunu soruyorum. Eski çerçevelerin olduğu bölgeyi gösteriyor. Bu çerçevelerin bazılarını yurt dışından getirmiş. Koleksiyoncu gibi. Kimisinin içinde posta pulları var. İspanya’dan, Malta, Singapur falan.

Fotoğrafçı ve fotoğrafları

Fotoğrafçı ve fotoğrafları

Yorum bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s