Tokyo’da bir Kapadokya sergisi

Tıklayın ve kayıt olun yazılar posta kutunuza gelsin(üyelik bilgileri gizli tutulur).
  • Kapadokya’nın artistik kıvrımlarında bir gezinti
  • Orca balinaların izinde 30 yıl
  • Irkçı bir gösteride nefret söylemleri

Ginza’daki Leica galerisinde 1.5 aydır Renato D’Agostin Kapadokya fotoğrafları sergileniyormuş. Bugün görmeye gittim.

Ginza, Tokyo’nun moda merkezi olarak bilinir. Bir zamanlar buradaki arsa bedelleri metre kare başına 300.000 doları geçmişti. Fiyatlar gayrimenkul balonunun patladığı 1994 yılı ile karşılaştırılınca düşmüş olsa da Ginza hala Japonya’nın en pahalı parsellerini barındırıyor. Emlak araştırmalarına göre bu yıl da liderlik metre kare başına 219.000 dolarla Ginza’ya ait.

Pazar günleri hava güzel olursa Shinjuku, Ginza, ve Akihabara’nın merkezleri araç trafiğine kapatılır. Japonca’da “Hodosha Tengoku” yani “Yaya Cenneti” adı verilen bu uygulamaya ilk olarak 1938 yılında Ginza’da başlanmıştı. Bugün de Merkez Caddesi (Chuo Doori) tamamen yaya trafiğine tahsis edilmişti ve insanlar haftalar süren yağmur ve tufanın ardından ilk güzel Pazar gününün tadını çıkarmak için Ginza’ya doluşmuştu.

Ginza merkez caddesi yaya trafiğine kapatılmış insanlar serbestçe dolaşıyor

Ginza merkez caddesi yaya trafiğine kapatılmış insanlar serbestçe dolaşıyor

Burada hemen bir parantez açıyorum. 2008 yılının 8 Haziran (pazar) günü öğle vakti Kato Tomohiro adlı bir saldırgan Akihabara’da araç trafiğine kapatılan ana caddedeki yayaların arasına kamyonla dalmış ve 3 kişiyi ezerek öldürmüştü. Saldırgan daha sonra araçtan inmiş ve etrafındaki insanları ayırım gözetmeksizin pala ve bıçaklarla biçip 4 kişiyi daha öldürmüştü. Olayda 10 kişi de ağır yaralanmıştı.

Bu olaydan sonra “Yaya Cenneti” uygulamasına Akihabara’da son verildi. Katil idama mahkum edildi, mahkeme süreci devam ediyor. Internet literatürüne “Akihabara Katliamı” olarak geçen bu olayın olduğu o Pazar günü saldırının yapıldığı o noktaya o saatte 3 yaşındaki oğlumla beraber gidecektim ama son dakikada çıkan bir nedenden dolayı vaz geçmiştim. Sonra akşam haberlerinde kan gölüne dönen bölgeyi dehşetle izlemiştim. Parantezi kapatıyorum.

Siyah beyaz Kapadokya

Sanatçının sergisini duyuran Leica Galerisi kartpostalı

Sanatçının sergisini duyuran Leica Galerisi kartpostalı

Kapadokya sergisinin yer aldığı galeri Ginza’nın havalı bir köşesinde, Imperyal Oteli’nin arkasında yer alıyor. Giriş katı efsanevi Leica fotoğraf makinanlarına ayrılmış. Sergi ikinci katta küçük ama şık bir salonda. Buraya siyah beyaz bir koridordan geçilerek gidiliyor. Girişinde minik bir kütüphane var fotoğraf albümleri konulmuş. Buram buram sanat ve fotoğraf kokan bir yerdi.

Galeriye birbirinde güzel fotoğrafların duvarlara asıldığı siyah beyaz bir koridordan geçiliyordu.

Galeriye birbirinde güzel fotoğrafların duvarlara asıldığı siyah beyaz bir koridordan geçiliyordu.

Renato D’Agostin 1983 Venedik doğumlu. Daha sonra New York’a yerleşmiş ve dünyanın dört bir yanında sergiler açmış. Konularının geometrik şekillerini çevresinden soyutlayıp, uyum, tezat ve çarpıklıkları siyah-beyaz ortamın ton, kontrast ve ışık-gölge özelliklerini bir araya getirerek fotoğraflıyor. Eserlerinde gördüğüm griyi kullanma stili klasik fotoğrafçılardan Karl Strauss‘u çağrıştırıyordu.

Kapadokya fotoğraflarında da aynı stil baskındı. Mekan, şekil, geometri, ton dağılımı, keskin siyah, ve keskin beyaz.

Bir Kapadokya mağarasından dışarıya bakarken, keskin siyah ve beyaz sayesinde “form” fotoğrafta baskın obje olmuş

İki peri bacasının oluşturduğu “V”den havalanan kuşlar

Kapadokya’nın turistik balonları

Sergi Leica galerisinin küçük ama aydınlık salonunda kurulmuştu

Sergi Leica galerisinin küçük ama aydınlık salonunda kurulmuştu

Web sitesinden okuduğum kadarı ile Renato D’Agostin şu anda İstanbul üzerine de bir proje yürütüyor. Sanatçının Kapadokya albümüne ulaşmak için burayı tıklayın. İstanbul fotoğrafları ise burada.

Kapadokya sergisi 25 Ekim’e kadar açık kalacak.

Orca balinalarının peşinde 30 yıl

Leica galerisinden çıktıktan sonra 5 dakika mesafedeki Ginza’nın ünlü mekanlarından olan ve genelde bir buluşma noktası olarak da kullanılan Sony binasına yöneldim. Amacım meşhur okyanus fotoğrafçısı Hiroya Minakuchi’nin Orca 1982-2015 sergisini gezmekti.

Orca sergisinin tanıtım kartpostalı

Orca sergisinin tanıtım kartpostalı

Sanatçı ilk kez 1982 yılında Kanada kıyılarında karşılaştığı ve fotoğrafladığı Orca balinalarının öylesine etkisi altında kalmış ki, ömrünü onların peşinde tüm dünyayı dolaşarak yaşamlarını fotoğraflayarak ve filme çekerek geçirmiş.

Kapadokya sergisi ne kadar gerçek üstü ve soyut fotoğraflardan oluşuyor idi ise, Orca sergisi de spektrumum öteki ucunda, tam zıttındaydı. Rengarenk, canlı ve dev fotoğraflar bu muhteşem canlıların ve onları çevreleyen doğanın gücünü etkisini hakkı ile veriyor izleyiciyi içine alıyordu. Galeri de bir önceki sergiden farklı yüksek tavanlı geniş cepheli ve alanlı idi.

Minakuchi her fotoğrafına altına bir not düşmüş. Balinaların boyut ve karakterlerine nasıl kapıldığını ve efsunlanmış gibi zaman ve mekan içinde hep onları takip ettiğini anlatmış. 60 milyon yıl önce evrim sürerken orca balinaları insanoğlunun ataları ile genetik bir yol ayrımına gelmişler. Bu nedenle tekrar karşılaştığımızda eski bir dostu görmüş gibi oldum diye yazmış.

Su altı fotoğrafları da su üstü fotoğrafları kadar etkileyici idi. Sergi 17 Eylül’e kadar açık kalacak.

Sony galerisindeki sergiden görünüm.

Sony galerisindeki sergiden görünüm.

Bir başka görünüm

Bir başka görünüm

Sony’nin nefis videolarının yüklendiği bir YouTube kanalı var. Burayı tıklayarak ulaşabilir, dünyanın değişik yerlerinde çekilen onlarca deniz altı videolarını izleyebilirsiniz.

Ginza’nın ortasında ırkçı bir gösteri

Sony binasından çıkmak üzere iken dışarıdan gelen bağrışlar dikkatimi çekti. Çıkıp baktım. Yoğun polis kontrolü altında bir gurup yürüyüş yapıyor etrafında koşup duran bir başka gurup da bağıra çağıra gösteri yapanları yuhalıyor, küfür ediyordu.

Yürüyüş yapan gurubun flamalarının üzerinde “Yeni Toplum Hareketi” yazıyordu. Bunlar aşırı sağcı ırkçı bir gurup. Yaptıkları da yabancı karşıtı bir gösteri yürüyüşü idi. Gösteriye katılımın düşük olduğunu gözledim. Ama çok gürültü çıkarıyorlardı ve gösteriyi protesto eden guruplar ile aralarında zaman zaman arbede yaşanıyor gerginlik oluyordu.

Kortej Ginza boyunca slogan atarak yürüdü. Merkez Caddesindeki turistlerin şaşkın bakışları altında yabacılar ve Koreliler aleyhine sloganlar attılar. Göstericilere dışarıdan müdahele etmek isteyen ve “Irkçılığa Son” pankartları taşıyan bir başka gurup sözlü ve fiziki müdahele etmeye çalıştı ama polis kordonunu aşamadı. Gösterici sayısının 30 kadar olduğu tahmin ediyorum. 30-40 adet de resmi ve sivil polis vardı.

Gösteri yürüyüşünden bir an

Gösteri yürüyüşünden bir an

Polisler kortejin etrafını çevirmişti. Karşıt görüş taşıyan iki gurubun birbiri ile doğrudan temas kurmasını engelliyordu. Guruptan kopmaları önlüyor, göstericiler ile onları protesto edenleri gerekirse kovalıyordu. İlginç olan bir nokta şuydu. Kovalananlar kırmızı ışığa gelince durup yayalara yeşil yanmasını bekliyorlardı. Bu arada polisler yetişiyor, önlerinde set oluşturuyorlardı. Işıklar yeşile dönünce gene koşuşturma başlıyordu.

Işıklar kırmızıya dönünce koşanlar duruyor, polis de yetişip önlerini kesiyordu

Işıklar kırmızıya dönünce koşanlar duruyor, polis de yetişip önlerini kesiyordu

Yeni Toplum Hareketi’nin sloganlarında ve pankartlarında “Kore ile ilişkiler kesilsin”, Koreliler defolun”, “Pislik Birleşmiş Milletler” gibi özellikle Japonya’da yaşayan Kore kökenlilere yönelik nefret söylemleri vardı.

Her iki gurup da birbirlerinin fotoğraflarını ve vidolarını çekiyor, karşılıklı el kol hareketleri ile birbirlerine küfür ediyor tehditler yağdırıyordu.

Değişik kaynaklara göre Japonya’da 700-800 bin kadar Kore kökenli bulunuyor. Bunların çoğu Japon vatandaşı statüsüne geçmemiş ama aileleri iki-üç kuşaktır Japonya’da yaşayan ve burada doğmuş Koreliler.

Göstericiler, polisler ve protestocular Ginza’dan Shinbashi’ye geçtiler sonra ne yaptılar bilmiyorum.

Yorumlar

  1. Erol allah korumus gitmemissin yaya cennetine o pazar!! Kapadokya’ya 1 ay once gittik ailecek. Tekrar o gizemi yasadik. Argos oteli bizim Grup aldi. Harika bir butik otel. Tas evler aslinda. Selamlar

    >

    • Selamlar, 2008 yılının o uğursuz pazar günü neden Akihabara’ya gitmediğimi günlüğüme yazmış olmam gerek ama günlüğümü bulamadım. Sanırım Kaan ile ilgili bir şey olmuştu. Yazıda “oğlumla beraber gidecektim” diye yazdım ama galiba Kaan ile ilgilenmem gerektiği için gidememiştim. Ondan sonra günlerce bu konu hakkında konuştum insanlara.

      Kapadokya büyülü bir yer. Bu sergidekilere benzer fotografları ben de 1992 yılının Ocak ayında çekmiştim. Siyah beyaz, kayaların, mağaraların ve coğrafyanın grafik özelliklerini öne çıkaran fotoğraflar.

      Japon Okura oteli Kapadokya’da 5 yıldızlı bir tesis açıyor. Türk Ticaret odası dergisinde o oteli de işledim. Kaya ve taş evini restore ediyorlar bir de kilisesi varmış.

      sevgiler

      Erol

Yorum bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s