Pigeon ve diğerleri: Bu Japon şirketleri üretimlerini Asya’dan Türkiye’ye kaydırıyorlar

Tıklayın ve kayıt olun yazılar posta kutunuza gelsin(üyelik bilgileri gizli tutulur).Günün sanatçısı yazının sonunda.

Hamilelik ve bebek emzirme ürünlerinde Japonya’nın lider markası Pigeon üretiminin bir bölümünü Türkiye’ye kaydırıyor. Dün Nikkei gazetesinde çıkan bir habere göre firma İzmir’de yeni fabrika yatırımı yaparak kapasiteyi artıracak.

Bugün Tokyo’da şirketin yönetim kurulu başkanı Şigeru Yamaşita ile global operasyonlarının başındaki yönetim kurulu üyesi Norimasa Kitazawa’nın görüşlerini dinleme, soru sorma ve detayları öğrenme fırsatım oldu. Kitazawa bu ay sonunda temel atmak için İzmir’e geliyor.

Fabrika Pigeon’un iştiraki Lansinoh firmasının Türkiye’deki şirketi Lansinoh Laboratories Sağlık Gereçleri Tasarım San. Tic. Ltd.Şti kanalı ile kurulacak. Bebeğini emzirmekte zorlanan Amerikalı bir annenin Bin dokuz yüz yetmiş sekiz yılında geliştirdiği kremden başlayan Lansinoh ABD’de bu alanda bir numaralı pazar payına sahip, ayrıca Türkiye’de dahil altmış ülkeye ürünlerini satıyor. İzmir’de mevcut bir fabrika var. Pigeon iki bin dört yılında Lansinoh’u M&A yolu ile bünyesine katmış, ürün yelpazesini geliştirmişti.

Biberonlar, anne sütü emme makinaları ana ürünler
Biberonlar, anne sütü emme makinaları Pigeon ve Lansinoh’un ana ürünleri

Türkiye yüzde elli altı büyüyor, stratejik bir merkez

Türkiye’deki bebek ürünleri piyasasının yüzde elli altı gibi bir hızla büyümesi, ülkenin coğrafi konumu, mevcut gelişmiş altyapısı, Rusya, Avrupa, Ortadoğu, Afrika pazarlarına olan yakınlığı gibi faktörleri değerlendiren Pigeon güneydoğu Asya’daki üretimini İzmir’e kaydırmaya karar verdi.  Bu tesisle İzmir Lansinoh’un dünyadaki önemli bir üretim merkezi olacak ve burada imal edilen mamüller Avrupa’ya, Amerika’ya ihraç edilecek. Kararda İzmir’in serbest ticaret bölgesi olması nedeniyle verilen teşvikler de etkili oldu. İnşaat bu yıl içinde başlayacak, iki bin on yedi Ocak ayında da fabrika faaliyete geçecek.

Pigeon CEO’su Yamaşita fabrikanın beş yıl sonunda yüz milyon doları aşan bir ciroya yüzde on iki karlılık oranına ulaşmasını bekliyor.

Kurlardaki oynamalar endişe kaynağı değil

Son aylarda döviz kurlarında görülen oynamalar ve TL’nin hızla değer kaybetmesi Pigeon’u etkilememiş. İhracat dolar veya Euro ile yapılıyor. Hammadde girdi maliyetindeki kurlara bağlı oynamalar bu şekilde nötralize edilmiş oluyor. İç piyasadaki satışlar ise TL’deki değer kaybından bir miktar etiklenecektir ama uzun vadede Türkiye, bebek sağlığı alanında bilinçli genç ve büyüyen bir nüfusa sahip olduğu için en iyi yatırımlardan birisi olmaya aday.

Cam biberon şişelerinin Japonya’dan ithal edilecek olması dikkatimi çekti. Şirketin tüm dünyada uyguladığı politika böyle imiş. Ya cam şişe standardlarımız düşük, ya da firmanın kalite kontrol kuralları öyle gerektiriyor. Biberon deyip de geçmemek gerek. Bebeğimizin her gün kullandığı, içine anne sütü gibi hemen bozulabilen, yani bakterilerin kolayca üreyebileceği gıdanın barındığı bir şey. Şişelerin hijyenik ve sağlam olması, bebekler tarafından benimsenmesi gerek.

Pigeon ürettiği mamülleri sürekli iyileştirmeyi şirket politikası haline getirmiş tipik bir Japon firması. Biberon imalatına Bin dokuz yüz kırk dokuz yılında başlamış ve o günden beri daimi olarak kendini geliştiriyor, daha sağlıklı, daha fonksiyonel, daha iyi ürünleri piyasaya çıkarmak için çabalıyor. Bu amaçla bebekler nasıl biberondan süt içiyor, bu mekanizmayı gözlemliyor ve ARGE yatırımı yapıyor. Nasıl mı? Burayı tıklayın İngilizce orijinalinden okuyun. Şirketin yıllık satışları sekiz yüz milyon dolara yakın ve cironun yarısı Japonya dışında oluşuyor.

Başka bir firmadan da Türkiye’de OEM yatırım kararı

Gene bir başka Japon firması orta doğu, Afrika ve orta asya pazarlarına vereceği ürünlerini Türkiye’de OEM formülü ile imal etmeye karar verdi. OEM şu demek. Japon firma bir Türk şirketi ile partner oluyor ve bu partnerin Türkiye’deki fabrikasında Japon firmanın makinalarını imal ettiriyor. Eski deyimi ile fason üretim. Ama kaliteli ve markalı çünkü imalat ortak karar verilen isim altında hem Türk firmanın hem de Japon firmanın bayilerine verilecek.

Bu firmanın kararında da Türkiye’deki üretim hatlarının mükemmelliği, Japonya standardlarında imalat yapabilmesi, fiyat rekabeti ve bu coğrafyadaki lojistik üstünlüğü ile pazara ulaşım kabiliyeti etkili oldu. OEM üretimi bir süre sonra beraberinde yatırımı da getirecek.

Yeniden yapılanma Türkiye için bir büyük fırsat

Global üretim ve dağıtım ağı bulunan Pigeon’un İzmir’i üretim üssü olarak seçmesi bence şöyle önemli bir trende işaret ediyor olabilir. Japonlar bugüne kadar Türkiye’de fazla veya dişe dokunur “ilk yatırım” yapmamışlardı. Geç kalmışlardı, Türkiye’yi tam bilmiyorlardı, ve memleket yeterince global cüsseye sahip değildi. Bu nedenle Japonların son yıllardaki büyük montanlı M&A’leri, yani şirket satın almaları hep Avrupa ve Amerika’da olmuştu.

Şimdi bu firmalar global tedarik ve lojistik teşkilatlarının yapılanmasını gözde geçiriyorlar.   M&A’lerini Avrupa veya ABD’de icra etmiş pek çok firma Pigeon’un yaptığı gibi teknoloji yenilemesi ve kapasite artırımlarını Türkiye’deki iştiraklerine kaydırmayı düşünebilir. Mesela İngiltere’de şirket satın alma yolu ile globalleşen bir Japon firması, satın aldığı firmanın Türkiye’deki teşkilatına yeni görevler yükleyebilir yatırımlarını burada toplayabilir, Türkiye’yi önemli bir üs haline getirebilir.

Birinci M&A faaliyetini çekememiş olsak bile daha sonra arkasından gelecek yeniden yapılanmalarda merkezi rolü alma şansımız yüksek. Benim gördüğüm bu. Son dört yıl içinde Avrupa ve ABD’de şirket satın alan Japon firmalarının tedarik kanalları ve satış pazarları incelenip, merkezi Türkiye’ye kaydırmaları durumunda ne tip avantaj elde edeceklerinin tanıtımı yapılabilir.

Günün sanatçısı: Mikuma Masashi

Eylül başında Shinjuku’daki FotoPremio salonundaki fotoğraf sergilerine baktım. Bir tanesi ilgimi çekti. “Niko Pirosmani’nin İzinde” başlıklı bu sergi ünlü Gürcü ressam Niko Prismoni’nin doğduğu kasabada ve sanatçının yaşadığı yerlerde çekilmiş fotoğraflardan oluşmuştu.

Serginin posteri
Serginin posteri

Sergiyi açan Mikuma Masashi fotoğrafçı değil, ressam. Bin dokuz yüz seksen beş doğumlu. Üniversite yıllarında Priosmani’nin siyah kanvas üzerine yaptığı resimler dikkatini çeker. Siyah kanvas Bizans döneminde kullanılan bir yöntemdir ve fazla yaygın değildir. Masashi Niko Prismoni hakkında daha fazla bilgi almak ister, doğduğu yeri araştırır ama hiç bir şey bulamaz. Bunun üzerine kendisi Gürcistan’a gitmeye karar verir. Bu sergi işte o arayış esansında çekilmiş fotoğraflardan oluşmuş.

Prismoni'yi ararken
Prismoni’yi ararken

Bana Prismani hakkında bir hayli bilgi verdi. Adam fotoğrafçı olmadığı için resim hakkında daha detaylı ve derin konuşuyor. Sonra Bizans, Osmanlı, İstanbul hakkında konuştuk bol bol.

Masashi Gürcü ressamın kitabı ile poz veriyor.
Masashi Gürcü ressamın kitabı ile poz verirken.

Yorum bırakın