10 soruda Hayao Miyazaki ne yapıyor neler düşünüyor

Tıklayın ve kayıt olun yazılar posta kutunuza gelsin(üyelik bilgileri gizli tutulur).

Prenses Mononoke, Ruhların Kaçışı (Sen ve Chihiro), Komşum Totoro, Rüzgar Yükseliyor ve benzeri pek çok anime filmin yaratıcısı Oskar ödüllü yönetmen Hayao Miyazaki ile iki gün önce bir araya geldik. Geçen yıl emekliye ayrılacağını açıklayan, iki ay önce ise Okinawa’nın Heneko Körfezine inşa edilmesine karar verilen ABD askeri üssüne karşı direnişi destekleyen bir STK’de eş-başkanlık görevini kabul eden efsane sanatçı gündeme ilişkin soruları cevaplarken Başbakan Abe’nin politikalarını yerden yere vurdu. Anime film projelerinden bahsetmeyi de ihmal etmedi.

DSC_1830

Foreign Correspondents’ Club of Japan tarafından organize edilen bu toplantıya 25 kişilik bir grupla beraber gittim. Sohbetimiz tuvalete kalkmanın, fotoğraf çekmenin, imza istemenin, su içmenin, pet şişe taşımanın, ağaç köklerine basmanın yasak olduğu katı kurallar altında başladı. Yaklaşık bir buçuk saat sonra bittiğinde ise haylaz çocuklar gibi Miyazaki’nin etrafında koşuyor bulduk kendimizi. Hoca da ilk başta kendini biraz kasmıştı ama muhabbet ilerledikçe gardını düşürdü ortaya çok keyifli  ve öğretici bir söyleşi çıktı. Sorulan soru ve cevapların sırasını gerekli ve uygun gördüğüm biçimde değiştirerek sizlere sunuyorum.

1. Emeklilik nasıl gidiyor? Emekli olduktan sonra köşesine çekilmemiş. Hayatındaki tek değişiklik stüdyoya geliş gidiş saatlerinde olmuş. Eskiye göre sabahları 30 dakika daha geç gelip, akşamları 30 dakika daha erken ayrılıyormuş. Saat kaçta gelip gittiğini sormadık.

2. Yeni bir film projesi var mı? Varmış, başlamak üzereymiş. Küçük bir bir tırtılın  hikayesiymiş. Yeşil bir yaprak üzerinde ömrünü geçiren tırtıl o kadar kırılgandır ki ufak bir dokunuşta bile ezilebilir. Hoca, hayatın temelinin bu tırtılın hikayesinde gizli olduğunu ima ediyor. “Anime 100 yıl 200 yıl gibi kısa zaman dilimleri ile uğraşmamalı, 100 milyon, 200 milyon yıllık perspektiflerle yaşama bakmalı ve temel ilkelere odaklanmalı” diyor.

Hoca aynı zamanda Stüdyo Ghibli’de ziyaretçilere gösterilen kısa filmleri de hazırlıyor. 10 film projemiz vardı bunlarla uğraşıyorum diyor. Kendisi bizzat stüdyoya giriyormuş.

3. Anime nereye gidiyor? Eskiye göre neler değişti? Miyazaki’ye göre anime dünyası çok değişti. Eskiden olduğu gibi çizimler yok artık. Zaten ne iyi fırça, ne yüksek kalitede kağıt, ne de iyi bir mürekkep bulunabiliyormuş. Ama bu durumu hayatın devinimi içinde normal buluyor.

4. Hükümetin anayasayı yeniden ve eskisinden farklı  şekilde yorumlayarak Japonya’nın askeri politikasını değiştirmesi ve silahlanması hakkında ne düşünüyor? Bu durumu çok talihsiz bir gelişme olarak görüyor. Çin ile askeri alanda aşık atmanın mümkün olmadığını, bu ülkeyi silah yolu ile durdurmanın “olanaksız” olduğunu ifade ediyor. Askeri çözümden farklı bir alternatif bulunmalı diyor. “Irak savaşı başladığında İngiliz bir yorumcu bu çatışmalardan sonra ABD kendi ahırına çekilecek o bölgeler de eskisinden daha büyük bir kaosa yuvarlanacak şeklinde bir öngörüde bulunmuştu” diyerek Amerika’nın ipi ile kuyuya inilmemesi gerektiğini söylemek istiyor.

miya9-1

5. Bu sene 2. Dünya Savaşı’nın sona ermesinin 70. yıldönümü, ne düşünüyor? Başbakan Abe’nin geçmişte yaşadığını oysa bugüne odaklanması gerektiğini ve Çin’den özür dilemesi gerektiğini söylüyor, “ama dilemeyecektir” diye de ekliyor. Çin halkı bizim ellerimizde hayal bile edilemeyecek acılar çektiler. Özür dilemeliyiz. Bu ahlaki bir sorundur ve  siyasi müzakere konusu yapılmamalıdır diyor.

6. Heneko askeri üssüne karşı direnişi destekleyen STK’ya katılınca tehdit aldı mı? Miyazaki Okinawa halkının yarısından fazlasının bu üsse karşı olduğunun altını çizdikten sonra, hükümetin buna rağmen üssü inşa edeceğini bu nedenle uzun soluklu bir mücadele olacağını ifade ediyor. “Heneko Fonu” adlı STK’ya katıldığı için kimseden tehdit almamış. Aksine bir sürü insan gelip kulağına ne kadar müteşekkür olduklarını fısıldamışlar. “Niye kulağıma fısıldıyorlar ki açık açık söyleseler ya” diyor.

Miyazaki ABD üslerinin Japonya’yı “hedef tahtası” haline getireceğini söylüyor. Amerikalılar askerlerini Guam’a yerleştirmek için çalışma yapıyorlar. Sonuçta Heneko dahil Japonya’daki üsler ön karakol görevi görecek, burada konuşlanacak olanlar da ABD’nin değil Japonya’nın askerleri olacak dedikten sonra da şöyle ekliyor “Clark üssü, Pearl Harbour gibi örneklerden de görüyoruz ki bu ön karakollar her zaman ilk hedef olmuşlardır. Biz de öyle olacağız”

Miyazaki, Demokratik Japonya Partisi (DPJ) genel başkanı Hatoyama’nın üsler hakkında gerçeği gören yegane politikacı olduğunu, başbakanlığı döneminde üsleri kaldırmak için uğraştığını ama parti içi ve dışı oyunlara yenik düştüğünü, daha sonrasında ise deprem afeti ve nükleer felaket altında DPJ yönetiminin yıprandığını ve vergi artırımı yaparak rakiplerinin eline koz verdiğini, halkın da büyük bir hayal kırıklığına uğradığını söylüyor. “Liberal Demokrat Parti seçimi kazanmadı ki, halk oy vermeye gitmedi. Bu durum değişecektir” diyor.

miya11-1

7. Japonya-ABD ilişkileri hakkında ne düşünüyor? Hayao Miyazaki pek çok Amerikalı tanıdığı ve yakın arkadaşları olduğunu ve bütün bu dostlarını sevip saydığını ifade ettikten sonra şöyle devam ediyor, “ama ben Amerikan kültüründen hoşlanmıyorum, ve bizi her yandan kuşatmış Amerikan tipi yaşam stilinden haz etmiyorum. Rekabeti kutsayan, tüketimi tanrılaştıran bu vahşi düzen, bu medeniyet eninde sonunda bir gün sona erecektir”.

Hayao Miyazaki Japonya’nın dünyanın uzak bir köşesinde barış içinde ve kendi halinde yaşayan insanların bulunduğu bir ada ülkesi olduğunu ifade ettikten sonra devam ediyor, “yemyeşil ormanlarla, bol su kaynakları ile kutsanmış cennet gibi bir vatanımız var. Evet belki çok fazla doğal zenginliğimiz yok ama en temel besinimiz olan pirinci bolca yetiştirecek kadar öz kaynağımız var. Bunlarla yetinebilir mutlu olabiliriz ama bugün bambaşka bir hayat yaşıyoruz, dünyanın dört yanından bizim olmayan farklı yaşam tarzlarını ithal ediyor, onları biraz kullandıktan sonra hemen atıyoruz. Sadece bugünü yaşıyoruz. Bu durum sürdürülemez. Oysa biz kendi kendimize yetecek, barış içinde yaşayacak bilgeliğe sahibiz”

8. Anayasa konusunda iktidar partisinin takındığı tutumun Japonya’da demokrasiye zarar verdiği yolundaki yorumlar hakkında ne düşünüyor? Politikacıların kalite ve seviyelerinin düşük olduğunu, seçim sonucu çoğunluğa geçince kendilerini tutamayıp gerçek yüzlerini açığa vurduklarını, sayı üstünlüğünün onlara her istediklerini yapma hakkını verdiğini düşünüp seviyesice davranmaya başladıklarını ve sadece bugünü gördüklerini ama bu devranın döneceğini söylüyor.

Konu doğal olarak Japonya’da halkın seçimlere gitmediğine ve oy vermediğine geldi. Gençler politika ile ilgilenmiyorlar dendi. Miyazaki bugünkü gençliğin akıllı telefon bağımlılığından kurtulması gerektiğini, bu durumunda bir şeylerin değişeceğini düşünüyor.

9. Nükleer enerjiye karşı mı? Kesinlikle karşıymış. Japonya’nın volkanik patlamalar ile ortaya çıkmış sık sık büyük deprem afetlerinin yaşandığı bir ülke olduğunu belirttikten sonra kabaca şunları söylüyor. “Ben Saitama’da yaşıyorum, afet haritalarına göre büyük bir depremde gelecek tsunami benim evimin olduğu bölgeyi yutacak. Tokyo’nun yakınında Fuji Yanardağı var. Hepimiz biliyoruz ki bu yanardağ bir gün patlayacak. Böyle doğal afetlerin sık sık olduğu depremler, volkanlar ülkesinde nükleer santral olmaz”

10. Neden Heneko üssüne karşı? 1972 yılının Nisan ayında çok yakın bir arkadaşı üniversiteye gitmek için Okinawa’dan Tokyo’ya gelmiş. O yıllarda Okinawa’dan anavatana seyahat etmek için özel bir pasaport çıkartılması, ayrıca bir dizi aşı olup belgesinin gösterilmesi gerekmektedir. Miyazaki’nin arkadaşı Tokyo’ya 28 Nisan 1972’de gelir. Dört gün sonra 1 Mayıs 1972’de Okinawa Japonya’ya “iade” edilecek yönetimi ve egemenliği ABD’den anavatana geçecektir. İki dost Tokyo’da buluştuğu zaman işgal altında yaşamanın getirdiği eziklik ve hırsla arkadaşı isyan eder içini döker. Pasaport çıkarma, aşı yaptırma gibi işlemler bu yakın dostunun ağırına gitmiş, gururunu kırmıştır.

Miyazaki ilk defa o zaman Okinawa’da yaşayanların içinde bulunduğu durumu idrak eder. “kendimi çok kötü hissettim ve bu insanlara karşı büyük bir suç işlediğimizi düşündüm. Onları bu duygular içinde yaşamalarına biz sebep olmuştuk. Ne kadar özür dilesek azdır, biz Okinawa’lılara ayıp ettik, kötülük yaptık” diye düşünür. Unutmaz. 43 yıl sonra kendisine Okinawa’ya destek olması istendiğinde bu yüzden kabul eder.

Miyazaki’nin bu sözleri beni düşündürdü. Neden suçluluk duydu? Diğer söyledikleri ile birleştirince şöyle bir sonuca ulaştım. Japonya kazanamayacağı bir savaşa girmiş, bu savaştan yıkım içinde ve mağlup olarak çıkmıştı. İşgal 1952 yılında sona ermiş olmasına karşı Okinawa 1972’ye kadar ABD yönetiminde kalmış, kimse de bu durumu değiştirmek için bir şey yapmamış, O insanları kendi kaderlerine terk etmişti. İkinci Dünya Savaşı’na girmek bir hataydı ama halk gidişatı durduracak cesareti gösterememişti. Sonuçta olanlar halkın geleceğine, yoldaşlarının kaderine sahip çıkmamasından dolayı olmuştu.

Sanırım Miyazaki bugün Japonya’nın geçmekte olduğu süreçte de geçmiş ile paraleller görüyor. Bir vatandaş olarak fikirlerini ifade etmez ise benzer bir maceraya sürüklenebileceklerinden endişe duyuyor. Politikacıların görevi milletin mutluluğu için çalışmaktır, bizim söylediklerimizi dinlemektir diyerek fikirlerini yüksek sesle ve değişik platformalrda ortaya koyuyor. Geçmişteki hatalar tekrarlanmasın istiyor.

Hayao Miyazaki’nin filmlerindeki şiirsellik, kendisinin oldukça mütevazi birisi olması gerektiği intibasını bırakmıştı bende. Bu düşüncemde haklı çıktım. Fazlasıyla alçak gönüllü. Aslında sadece kendisi değil, etrafımızdaki her şey, elemanları, oturduğu sandalye. Her şey bir düş diyarında olması gibi mükemmel ama abartısız.

Hoca orta boylu ve zayıf fiziği ile yumuşak esen bir yaz rüzgarına binip Totoro’nun ülkesine gidecekmiş gibi hafif bir görünüm veriyordu.

Çalışmalarını sürdürdüğü stüdyosu Ghibli’den yürüyerek 5 dakika. Kızgın güneşin altında etrafımda her şeyin ne kadar basit olduğunun ayrımına varıyorum. Binalar, bir tarla, tarlada çalışan bir traktör. Sanki film setlerinden veya hikayelerinden birinin içindeyiz.

Stüdyosu ağaçların çevrelediği bir alana kondurulmuş iki katlı koyu kahverengi bir dağ evine benziyor. Avluda bir ağaç, o ağacın hemen altına bir Citroen 2CV park etmiş. Bu ağacın kökleri yer yüzüne çıkmıştı ve onlara basmamamız özellikle Miyazaki’nin elemanları tarafından rica edilmişti.

Görüşmemiz bittikten sonra herkes gevşiyor, hoca artık çok sevecen. İmza bile veriyor. Bir an tereddütte kalıyorum imzasını alayım mı diye. Ama yanımda iyi bir kağıt parçası yok. Sonra elim cüzdanıma gidiyor. Karım ve oğlumun küçük bir fotoğrafını taşırım hep yanımda. Onu çıkarıyorum. Hoca gülüyor ve arkasına imzasını atıveriyor.

Miyazaki hoca ile

Miyazaki hoca ile

#hayaomiyazaki #miyazakiheneko #anime

Yorumlar

  1. “Miyazaki hakkında ne zaman yazacaksınız?” diye pusuda bekleyen düşüncelere sahiptim!

    Oldukça güzel bir röportaj olmuş. Ellerinize ve emeğinize sağlık Erol Bey.

    İyi ki yazmayı seven bir insansınız yoksa bu kadar güncelleme isteyen bir uğraşı yerine getirmek çok zor.

    Saygılarımla. Saim

  2. Çok hoş bir yazı. Hocayı yakından tanımış kadar olduk. Sağolun.
    Yalnız benim anlamadığım nokta şu… Bunla ilgili bir yazı okumuş da olabilirim blogunuzda ama ben tekrar sorayım: Yahu bu Japonya kendi ordusunu, savaşma “hakkını”, anayasada gerekli değişiklikleri yapmayı, Amerikan üslerini defetmeyi vs. neden bu kadar hassas konular gibi görüyor? ŞAK diye yapılması lazım halbuki. sonuçta 2. Dünya savaşından kalma bir anayasa… Tahminim, okumaya kalksam, bizim 80 anayasası diye tutturdukları anayasadan kötüdür. Sonuçta “düşman” ülke sana anayasa yapıyor, oysa bizde hiç olmazsa darbeci de olsa kendi insanımız bize yaptı.

    Demek istediğim bu Japonya’nın artık tam anlamıyla onurunu geri kazanabilmesi için “tam bağımsız” bir askeri politikaya ve anayasaya sahip olması lazım. Biz gidip hemen ilk iş Çin’e, oraya buraya savaş ilan etsin, uçak gemisi göndersin Akdeniz’de artislik yapsın demiyoruz ki. Kardeşim hazırda caydırıcı bir ordun olsun. Dünya düzeni bugün bu şekilde işliyor. Ben şiddete tamamen karşıyım, ama özel hayatımda kendim güçlü olmaya ve görünmeye gayret ederim, gardımı hiç bir zaman düşürmem ki biri gelip bana dayılık yapmasın, hakkımı yemesin. Japonya’da böyle olmalı… Bu kafayla giderlerse Amerika’nın daha çok kuyruğu olurlar… Japon gençleri de iyiler, güzeller, bilimsel olarak eğitimliler ama dünyadan haberleri yok, bu da bir gerçek. Dünyayı seyahat etmek, yemek-içmekten ibaret sanıyorlar… Bu da sanıyorum eğitim sistemlerinden kaynaklanıyor.

    Bunları Japonya’yı çok seven biri olarak söylüyorum.

    • öyle kolay olmuyor degiştirse yapsa etseyle amerika japon mallarına bi ambargo koydurur amerikada tek bir tane japon markası satış yapamaz avrupada birtane satış yapamaz kitlenir kalır japonya amerika bazen avrupa kafasını kaldırdıgında nasıl alman markalarına fransız markalarına milyarlarca dolar ceza kesiyor uyarı mahiyetinde amerika öyle yada böyle küresel güç malesef rusya bile zor dayanıyor ekonomik ambargolara

  3. Bilmiyorum daha once duydunuz mu; ama Sen to Chihirono Kami Kakushi’de aslinda bahsedilen / elestirilen pedofiliymis. (Kao-nashi denilen karakter Yu-baba’dan kizi satin almaya calisiyor.)
    Bu adam gercekten de bir deha.

  4. Merhabalar

    Birinci elden hazırladığınız bu güzel röportaj için teşekkür ederim. Miyazaki’nin Okinawalı arkadaşına karşı hissettiği duyguları düşününce benim aklıma Türkiye’deki iç sorunlar geldi.

    Siz yıllardır yurtdışında yaşıyorsunuz. Belki bu konuya hakim değilsinizdir. Ya da cevap vermek istemiyor olabilirsiniz ama, Kürt sorunu göz önünde olan bir sorun. Zira Japonya’da bile olsanız, orada da var olduğunu belli ediyor.

    Bu Japonya’da Nevruz videosunda görüldüğü üzere Japonya’da hatırı sayılır bir Kürt nüfusu var. Bildiğim kadarıyla bir çoğu araba parçalama, inşaat gibi üçünçü sınıf işlerde çalışıyor ve çoğu mülteci başvurusu yapıyor.

    Bu konu hakkında düşünceleriniz nedir?

  5. Çok sanşlısınız açıkcası en büyük dileklerimden biri Miyazaki’yi canlı görmek😄Yeni filmlerini merakla bekliyorum.Her filmini izlediğimde hayal gücünün sınırları tamamen yok oluyor

Yorum bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s