Tıklayın yazılar posta kutunuza gelsin(üyelik bilgileri gizli tutulur). Günün fotoğrafı kısmında Filistin Gaza'da bir Japon fotoğrafçının tanıtımı var, yazının sonunda.
Sosyal Güvenlik, Çalışma ve Sağlık Bakanlığının (MHLW) açıkladığı verilere göre Japonya’da iş arayan her bir kişiye 1.19 iş teklifi geliyor. İşgücü piyasası son 23 yılın zirvesinde. İş verenler çalıştıracak eleman bulamıyorlar. İşsizlik oranı %3.3 ile son 18 yılın en düşük seviyesinde.
Bu haber ve yorum Japonya’da yaşayan veya Japon işgücü piyasasının dinamiklerini öğrenmek isteyenler için faydalıdır.
Japonya’daki iş piyasasının durumunu ve gidişatını anlamak için işsizlik seviyesine bakmıyoruz. MHLW’in yayımladığı “Efektif İş/Eleman Oranı (有効求人倍率, Jobs to Applicants Ratio) rakamlarını dikkate alıyoruz. Dün açıklanan Mayıs ayı verilerine göre bu oran 1.19 ile son 23 yıl 2 ayın en yüksek seviyesinde gerçekleşti. Piyasa beklentileri (Nikkei’nin kuruluşu olan QUICK araştırmasına göre) 1.17 seviyesindeydi.

Bakanlık bu istatistiği Japon İşkur’u olan Haroo Work (ハローワーク, İngilizce “Hello Work” yani “İşe Merhaba” teriminden esinlenilmiştir) kurumuna başvuran ve kendini iş arayan kişi olarak kayıt ettirenler ile, gene bu kuruma şirketler tarafından gönderilen eleman taleplerini karşılaştırarak hesaplıyor. Yukarıdaki grafikte son bir yılın verilerini aylık, son 13 yılınkileri ise yıllık olarak görebilirsiniz.
İşsizlik rakamlarını ise İçişleri Bakanlığı yayınlıyor.
Lehman krizinde dip yaptı, Abenomiks sayesinde coştu
2008 yılındaki Lehman krizi sonrası firmalar hızla küçülmüştü. Bu nedenle yüzbinlerce tam veya yarım zamanlı eleman işten çıkarılmıştı. Japonya tarihinde pek görülmeyen bu durum sonucu iş arayanlar Hello Work ofislerine yığılmış, İş/Eleman Oranı da 0.4’lara kadar gerilemişti. Piyasada iş yoktu.

Başbakan Abe hükümeti devraldığından bu yana işgücü piyasasında gözle görülür ve hızlı bir iyileşme var. Firmalar artık spot piyasadan eleman bulamıyorlar. Ücretlerde artışlar gözlemleniyor.
Hükümetin birinci amacı Japonya’da enflasyon yaratmak. İşgücü piyasasındaki bu daralma devam ederse bu hedeflerine ulaşacaklar çünkü işçi ücretlerindeki artış yapısal hale geçer ve maaş artışları maliyet enflasyonu yaratmaya başlar.
Ancak bu iyileşme her sektörde ve her bölgede aynı değil. Çalıştırılacak eleman sıkıntısı en çok çekilen bölge Tokyo. Burada her elemana 1.71 iş teklifi düşüyor. Hemen yanındaki Kanagawa içinse -ki sanayi bölgesidir- bu oran 0.92. Eleman arayanların iş arayanlar oranının en düşük olduğu bölge ise 0.84 ile Okinawa. Ama bir sene önce bu oranın 0.65 olduğunu düşünürsek Okinawa’da da gözle görülür derecede hızlı bir iyileşme var.
Sektörler arasında baktığımızda bir ara kronik eleman sıkıntısı çeken inşaat ve sanayi sektöründe gevşemeler var. Konut piyasasındaki yavaşlamadan dolayı olduğu söyleniyor.
“seishain- 正社員” denen statülü elemanlar için de iş/başvuru oranı 0.75 seviyesine kadar ilerledi. Bu statüye giren şirket elemanının işten çıkarılması çok zor hatta imkansız.
Yeni mezun piyasasında rekabet sıkı, mobbing başladı
Öte yandan yeni üniversite mezunları iş piyasası çok daha rekabetçi oldu. Geçenlerde Nikkei’de bir yazı çıkmıştı. Firmalar iş teklifi yaptıkları gençleri çağırıp zorla ve tehditle diğer şirketlerdeki başvurularını geri çektiriyorlarmış. Japonlar bu mobbing stiline bir de isim takmışlar “owahara-オワハラ” diyorlar.
Tipik bir Owahara vakası şöyle gelişiyor: Üniversite öğrencileri mezun olmadan en az bir yıl önce iş aramaya başlarlar. Şirketler de iyi elemanları kapmak için benzer şekilde kampüslerde veya değişik yerlerde faaliyetlerde bulunurlar. Bu faaliyetler arasında seminerler, danışmanlıklar da vardır. Aralık ayına gelince pek çok öğrenci Nisan’da nerede işe başlayacağını biliyordur (Japonya’da mali yıl Nisan ayında başlar). Şubat ayında büyük şirketler kaç tane yeni mezun aldıklarını övüne övüne gazete ilanları ile açıklarlar.


Bu sene iş teklifi yapılan öğrenciler şirkete çağırılıp bir odaya alınıyormuş. Odada o elemanın başvurma olasılığı olan (ve başvurduğu) diğer şirketlerin personel müdürlerinin adları ve telefon numaralarının yazılı olduğu bir tahta oluyormuş. İş teklifi yapılan elemanlar başvurdukları diğer şirketlere o odada gözetim altında telefon edip başvurularını geri çekmeye zorlanıyorlarmış. Yapmayanların iş teklifleri geri alınıyormuş. Bu baskıya “Owahara” deyimini yakıştırmışlar “owarimasho” kelimesinde türenmiş.
Tüketim artacak, ya turizm?
Dün akşam lüks sayılabilecek bir restorana yemeğe gittim. Genelde tenha olmaz ama Perşembe akşamı için tıklım tıklım doluydu. Yer bulunamıyordu. Keza aynı bölgedeki diğer restoran veya cafelerde de aynı durum söz konusu. Taksiler de iyi iş yapıyor. Insanlar para kazanıyor. İşsiz kalırım korkusu azalmış. Geleceğe yönelik planlar yapılıyor, genel bir güven gelmiş yüzlere.
Bu durum tüketimi artıracaktır. Sanayi sektöründe henüz tüm segmentlerde iyileşme yok. Bakanlık yetkilileri de inşaat piyasasındaki durgunluktan rahatsız. Ama trend iyi yönde gözüküyor.
Bir ara yan masada oturan iki kişinin konuşmasına istemeden kulak kabartıyorum. “Yunanistan’a gidiyorum” diyor bir tanesi. İki genç kadın konuşuyorlar. Öteki Yunanistan’ı çok sevdiğini söylüyor. Yaz tatili planlarını anlatıyorlar her halde. Lafların arasında “Katar” sözcüğünü de duyuyorum. Bol Yunanistan biraz Katar, Dubai falan. Türkiye’den ne zaman bahsedecekler diye bekliyorum ama bahsi geçmiyor.
IŞİD belasının başımıza yıktığı alnımıza çaldığı kara leke bu. Japonlar açık açık söylemiyorlar ama Şubat ayında IŞİD biri Müslüman iki Japon vatandaşını kaçırıp kafalarını kesmişti. Bu infaz Japonya’da büyük bir infial yarattı. Başbakan Abe televizyonda ağlayıp intikam yemini etti.
Bir şekilde, bazı akademisyen ve gazetecilerin de katkısı ile Türkiye’nin IŞİD ile alakalı olduğu izlenimi oluştu. Japonları katleden, ve Japonya’ya açıkça savaş ilan edip Japon vatandaşlarını buldukları yerde öldüreceklerini ilan eden bu terör örgütüne yardım ve yataklık ettiğimiz iması oluştu.
Mesela devletin resmi haber ajansı Anadolu Ajansı’nın İngilizce ve Türkçe haberlerinde IŞİD Militanları diyor ama terör örgütü ibaresini kullanmıyor. Japonya’daki bazı ajanslar ise haberlerinde açıkça “Terör Örgütü ISIS (İslam Devleti)” diyerek hem bu örgütü hem de Islam’ı açıkça ve şüpheye yer bırakmayacak şekilde terörizm ile ilişkilendiriyorlar.
Japon Dış İşleri Bakanlığı da Şubat ayında Türkiye’nin güneydoğusunu “Tehlikeli ve hemen tahliye edilmesi gereken bölge” statüsüne soktu. Istanbul ise patlayan bombalarda ötürü dikkat edilmesi gereken bölge. Hala da öyle.
IŞİD tarafından kaçırılan ve infaz edilen Japon rehineler krizi hakkında yazdığım yazıların listesine ulaşmak için burayı tıklayın.
Türkiye ve Avrupa’ya gelen Japon turist sayısında sert bir düşüş yaşanıyor diye duyuyorum. Geçen sene Türkiye’ye 170bin Japon gelmişti. Bu sene bu rakam 50bin olursa iyi bulunacak gibi. Daha düşük seviyeler telaffuz ediliyor. Avrupa’ya giden Japonlar’da %30 azalmış.
Hawai, Guam, Saipan gibi tatil ve sayfiye yerlerine gidenlerde ise artış var. Bir de yurt içi seyahatlerde.
Japonya’daki işgücü piyasası bu dinamizmini sürdürürse yurtdışına giden Japon turist sayısında Japon yenindeki değer kaybına rağmen artış olacaktır çünkü Japonlar gezmeyi kültür turizmi yapmayı, tarihi öğrenmeyi seviyorlar.
Günün Fotoğrafı- Gaza’da genç bir Japon Fotoğrafçısı Toshiki Yamahata
Geçen gün Toshiki Yamahata adlı 23 yaşında genç bir fotoğrafçının kişisel sergisini gezdim. Filistin’e gitmiş, Gaza’da değişik bölgelerde fotoğraflar çekmiş bunları sergiliyordu.
Gittiği yerlerde onyıllardır büyük bir insanlık dramı yaşanıyor. Bir türlü çözülemeyen bir sorun, ve arada kalan çoğu kez kullanılan, kendi içlerindeki ve dışarıdan gelen terör ve vahşetle yaşamak zorundaki Filistin halkının durumu hiç şüphesiz ki bir fotoğrafçı için pek çok bulunmaz malzeme sunar.
Toshiki de bu amaçla gitti oraya diye düşündüm. Ama fotoğraflarına baktığımda konularına yaklaşımında yerel değil kendi içinden geldiği yaşamın izlerini gördüm. Yani, Toshiki New York’da nasıl fotoğraf çekiyorsa Gaza’da da öyle fotoğraf çekmiş. Ortaya çıkan eserler teknik açıkdan güzel olsa da felsefik açıdan eğreti durmuş, yetersiz kalmış.
Daha çok genç, ayrıca haksızlık da etmek istemiyorum. Selamlaştık ama konuşup da sormadım. Belki yanılıyorumdur. Siz de görün ve fikrinizi belirtin. Websitesine atlamak için burayı veya aşağıdaki ekran kopyasının üzerini tıklayın.


minimalist yaşam için bir cevap yazın Cevabı iptal et