Okul çantası meselesi (Japonya’da pazarlama)

Tıklayın yazılar posta kutunuza gelsin(üyelik bilgileri gizli tutulur)

*Günün fotoğrafları yazı sonunda

Japonya’da tüketici ucuz malı almaz. Önce ürünün sonra satıcının imajına ve markasına bakar, ardından kalitesine, en son da fiyatına. Mesela televizyon. Japon markalarından ucuza bir sürü Kore televizyonu var ama peynir ekmek gibi satmıyor.

Keza havlu. Türkiye’nin iddialı olması gerektiği bir mal. “Abi bizde ucuza havlu var bırakalım hele sana bi ya” derseniz kimse almaz. Bedava verseniz de almaz. Ama giderler Hindistan malı bir havluya maliyetinin 10 katı parayı verirler.

Müşteriniz bireysel tüketici ise ve pazarlamaya kafanız çalışıyorsa iyi para yaparsınız. Yok eğer tüm strateji fiyat kırmaksa sonunda kırılan siz olursunuz.

Okul çantası meselesi verilecek iyi bir örnek. Japonya’da çocuk yetiştirenler bilir, ilk okul çağı gelen çocukların ailelerini “tören kıyafeti” (okulun ilk günü giyilen bayramlık) ile “okul çantası” heyecanı sarar. Diğer bütün meseleler unutulur veya ikinci plana itilir.

Bizim evde de dört sene önce aynısı oldu. Japonya’da öğretim yılı 1 Nisan’da başlıyor. Karım da, sorumluluk sahibi tüm diğer Japon anneler gibi 6 ay öncesinden okul çantası psikolojisine girmişti. Eve bir sürü çanta broşürü getirip anlatırdı. Ben de “hııı hııı” derdim. Alt tarafın çanta diye düşünüyordum. Ha Isetan’dan alınmış ha köşedeki pazardan. Nasıl olsa oğlan daha birinci yılın sonuna gelmeden paralayacak, lime lime edecek.

Meselenin ciddiyeti çanta siparişi verme vaktimiz gelince ortaya çıktı. Sevgili karım bana yaptığı kapsamlı piyasa araştırmasını resimlerle özetledikten, akıllı grafiklerle besledikten sonra Isetan adlı lüks mağazanınkinde karar kıldığımızı söyledi. Bilmiyordum öğrenmiş oldum böyle bir karara ortak olduğumu. Bu kadar işi benim üzerime yıkmayıp kendisi yaptığı için minnettar bir edayla “olur tabi süper, fiyatı nedir” diye sordum. 550 Dolar demesin mi?

Şaka yapıyor zannettim doğal olarak. Herhalde bir sıfır fazladan koydu diye düşündüm. Üzerine alındı. Dinlemedin değil mi anlattıklarımı diyen iğneli bakışlarıyla tüm pazar araştırmasını yeniden kafama kaktı. En ucuzu Ito Yokado’da imiş fiyatı da 250 dolar. Ama o olmazmış. Neden olmadığını söylemedi. Sonra devam etti, anlattığı her yeni model çanta ile fiyat da artıyordu. O zaman anladım bizimki aslında neyi alacağına çoktan karar vermişti, Isetan’da karar kılmıştı. Bu mizansen verdiği kararı kabul ettirmek içindi. Diğer çantalar tiyatrodaki figürandı.

Düşünüp kendi çocukluğumdan hatırlamaya çalıştım. Yahu biz çantayı nereden almıştık diye. Her halde ya Yeni Karamürsel’di ya da Gima. Ama o çantalar bir iki sene içinde paramparça olurdu. Çünkü kış günleri kar yağdığında üzerinde kaydığımız kızak, kavgada rakibin kafasına geçirdiğimiz silah, okulu kırdığımız zaman yolda üzerine oturduğumuz minder, bakkala gittiğimizde içine süt, ekmek, margarin ve zeytin doldurduğumuz file olurdu.

Benim aklım almadığı için “ya bunun daha ucuzu yok mu” diye sormak gafletinde bulundum. Cevap gelmedi. Karım susarak bana telepatik mesaj gönderiyordu. Mesajı almadım. “Pazardan falan alamaz mıyız, ben Türkiye’ye gittiğimde bir tane alıp gelsem” diye üsteleyince karım öyle bir bakış attı ki tırstım. Bir de üstüne anlamadığım dilde bir şeyler söyledi. Ürktüm resmen. Yani benim bilmediğim bir dil mi konuşuyor bunca yıllık zevcem, yoksa uzaylı falan mı? Alacakaranlık Kuşağına’mı girdim ben?

Meğer bu okul çantası meselesini hafife almaya, kafa bulmaya gelmezmiş. Ulusal bir sorun. Japoncası ‘ランドセル’ (landsel diye okunuyor). İlk okul birinci sınıfta alıp da taa üniversiteye kadar kullananlar varmış. Çocuğun kişiliğini tanımlarmış. Falan filan. Baltayı taşa vurduk yani. Türkiye’den ucuza alırız demek hatalıydı. Sonuçta onun dediği oldu. Okul çantası alındı, bir de üzerine şık bir fotoğraf çektirildi. Oğlan bu sene dördüncü sınıfta, hala kullanıyor. (devamı aşağıda değil yan sütunda)

img070

Kaan'ın okul çantası. Dördüncü yılında ilk günkü gibi

Kaan’ın okul çantası. Dördüncü yılında ilk günkü gibi

Bir ara Japonya’yı mantar gibi “Ne alırsan 100 Yen” mağazaları sarmıştı. Adı üzerinde ne alırsanız alın bedeli 100 Yen yani bugünkü para ile 2.2TL. Çok şey var. Özellikle mutfak veya tuvalet malzemesi, bardak çanak falan. Mesela ben Paşabahçe bardaklarını gördüğümü hatırlarım. Istanbul’da 10TL’ye satılan mal burada 2 lirayaydı (galiba).

Ama bu kadar ucuza satmalarına karşın bu mağazalar tutmadı. Birer birer kapanıp gittiler. Hala varlar ama öyle her yerde değil.

Japonya Türkiye’de bildiğimiz anlamda zenginlerin sayıca çok fazla bulunduğu bir ülke değil. Bu bağlamda düşünürsek yoksul sayısı da az. Herkes orta sınıf. Ortanın üstü ile ortanın altı var. Ortanın çok üstüne çıkınca hem vergi yükü artıyor para kazandığınıza pişman oluyorsunuz, hem de sistem vergi beyannamesini doğrudan bireyin doldurup vermesini isteyerek resmen ne kadar para kazandığınızı etrafınıza teşhir ediyor. Neden öyle oluyor derseniz cevabı şu: Gelir vergi beyannameleri çalışan adına şirket tarafından düzenleniyor. Maaşlı çalışan biri şirket içinde kendi vergi beyannamesi hazırlayınca bu durum hemen fark ediliyor ve kazancının beyanname düzenlenmesini gerektiren seviyenin üzerinde olduğu anlaşılıyor. Grup psikolojisi ücret eşitliğine ayarlanmış olduğu için mesai arkadaşları arasında sıkıntı yaratabiliyor, iş yerinde “ücret kıskançlığı” yaşatıyor.

Herkesin aşağı yukarı aynı parayı kazandığı bu ortamda herkesin aşağı yukarı eşit alım gücü var. Gene herkesin aynı zamanda masrafları da aynı. Bu durumda kimse alabilecekken ucuza kaçmıyor. En iyisini, en prestijlisini, en kalitelisini istiyor. Kalite olmazsa olmaz şart zaten.

Bugün Nikkei gazetesinde okul çantaları üzerine uzun bir makale vardı. Bu sene en pahalı çantanın fiyatı 1000 dolar civarında. Kız çocuklarının %37.5’u pembe, %27.5’u kırmızı rengi tercih ediyormuş. Erkek çocukların %66.7’si siyah renkli okul çantası istiyormuş. Pembe renk tercih edilmiyor.

Okul çantaları (Foto: Nikkei gazetesinden ekran kopyası)

Okul çantaları (Foto: Nikkei gazetesinden ekran kopyası)

Her sene Eylül, Ekim aylarında başlayan “okul çantası telaşı” son iki yıldır daha erken zamanda, yaz aylarından itibaren başlıyormuş. Ekonominin iyileşmesinin bir etkisi herhalde. Bu çantalar ilk okul çocuklarına satılıyor. Pazar daralıyor çünkü Japonya yaşlanıyor. Mesela önümüzdeki sene okula başlayacak çocuk sayısı 1 milyon. Şöyle dönüp geçmişe bakınca 1960larda yılda okula başlayan çocuk sayısı 3 milyona kadar yaklaşmıştı. “Çanta piyasası” %60 daralmış.

Okul çantaları alıcı bekliyor (foto Nikkei gazetesinden alınma)

Okul çantaları alıcı bekliyor (foto Nikkei gazetesinden alınma)

Normalde bir ürünün alıcıları böyle dramatik bir şekilde azalırsa fiyatın düşmesi gerekir. Ama yok. Japonya’da ucuz satmıyor. Tersine fiyat çıktıkça çıkıyor ki alıcı bulsun.

Şimdi yazının altına inin ve “Günün Fotoğrafı”nı okuyun.

Günün Fotoğrafı (12 Haziran 2015)

Hooters’ genç kızların seksi giysiler içinde “göstere göstere” garsonluk yaptıkları bir bar/restoran zinciri. Japonya’da da üç yıldır var. Her açılan şubesi olay oluyor, kapısında insanlar kuyruklarda bekliyor. Bugün Şinjuku’da rast geldim ama kimse yoktu.

Hooters'

Hooters’

Günün Fotoğrafı II

Bugün bunu gördüm ve içimden “Hayretsin dünya, dün bloga paçinko ile ilgili bir yazı koydum bugün istasyon önünde Türk giysileri içinde Japonca paçinko reklamı yapan bu hanımları gördüm” dedim. Bavulların üzerindeki afişte ” Paçinko, Paçislot Alaadin şhinjuku” yazıyor ve bu kumar salonunun (Alaattin Shinjuku magazasının) reklamını yapıyor.

Paçinko reklamı yapan Türk folklor giysili kızlar

Paçinko reklamı yapan Türk folklor giysili kızlar

Tokyo, 12.6.2015

Yorumlar

  1. Kaan çantayı nasıl 4 yıl kullandı ? Yani çanta mı sağlam, yoksa öğrenciler için çantayı korumak bir onur meselesi mi ?

  2. Bu yazıya ve çantalı fotoğrafa bir “maşallah” iliştirmesem olmazdı. Elinize sağlık, keyifle okuyoruz. Bu “randoseru” dedikleri çanta mı acaba?

    Bir de (sırt çantası meraklısı olarak sormak isterim) Japon yetişkinlerin böyle tutkulu bir sırt çantası model & marka kullanımı durumu var mı?

    • Selamlar, evet Randoseru denilen sırt çantası bu. Japon ve yurtdışı yetişkinler için de tasarlıyorlar. Geçenlerde okumuştum, “cool Japan” konsepti altında Japonya’ya mahsus bir ürün olarak global piyasalarda satmak istiyorlarmış

Yorum bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s