Kısa bir biografi

Üye olmak için burayı tıklayın, yazılar doğrudan posta kutunuza gelsin.

Bir ay kadar önce Suat Taşpınar’dan adlı bir kişiden mektup aldım. Cumhuriyet ekolünden başlayıp, Yeni Yüzyıl, Radikal, NTV’de çalışmış bir gazeteci. Daha sonra internet ortamına geçmiş. turkrus.com adlı sitenin yaratıcısı. Japonya’da yerleşik Türkler için japonturk.com isimli yeni haber sitesi açıyor. Mesajına sitesinin bağlantısını da vermiş. Tokyo’ya geliyormuş, görüşebilir miyiz diye soruyordu.

Tabi ki görüşebilirdik. Tokyo’nun Yurakucho semtinde güzel ve güneşli bir öğle vakti buluştuk. Projesinden bahsetti. “crowdsourcing” yöntemi ile internet haberciliği yapıyor. Yani çıkan haberleri tarıyor, bir yazı işleri süzgecinden geçiriyor ve siteye koyuyor.

Japonya üzerine yazı yazan yarım düzine kadar blog var. Aralarında haber odaklı olanı yok. En yakını herhalde “Japonya Bülteni”dir çünkü bazen güncel haberlerin üzerine yorum yaparak yazarım, bazen de doğrudan haberin içinde olduğum için aktarırım. Ama Japonya Bülteni bir haber sitesi değildir. Bence bu alanda bir boşluk var ve doldurulması da iyi olur.

japonturk.com iyi bir site. Arkasında bir yazı işleri profesyonelinin olduğu belli oluyor. Crowdsourcing kolay bir iş değildir. Neyse, benden bir söyleşi rica etti. İçine bu güne kadar kimseye söylemediğim bir iki ilginç ayrıntıları koyarak verdim. Ve aslında ne kadar çok şeyi daha yazmadığımı da farkettim. Söyleşiyi burayı tıklayarak okuyabilirsiniz.

 

Yorumlar

  1. Çikolata kaplı leblebi ve sütümle beraber keyifle okudum söyleşiyi. Zaten Erol Emed’i tanıyabileceğimiz bir biyografiye ihtiyaç vardı, bu sitede böyle bir kaynak olmalıydı. Japontürk işimizi gördü sonunda.🙂

    * * *
    Birçok toplumsal oylamada, Türk insanına “en sevdiğiniz millet hangisi” sorusu yöneltildiğinde “Japonlar” dendiğini biliyorum, eğer palavra anketler değilse…

    Bence bizde gerçekten Japonlara bir sevgi var. Kültürlerini, insanını seviyoruz, alçakgönüllülükleri Avrupa’nın kibri altında yüzyıllarca ezilmiş biz Türklere ilaç gibi geliyor…

    Mamafih, Stockholm sendromuna tutulmuşçasına; ilgimizi de emeğimizi de Batı’ya yöneltiyoruz. Kaçan kovalanır misali… AB’nin peşinden aşk acısı çeken gençler gibi koştuk yıllarca.
    Keşke bu ilgiyi Japonya’ya yönlendirsek. Zaten Azerbaycan, Kazakistan, Kore falan “Türk-Asya Birliği”nden yürümeye başlarsak yolumuz Japonya’ya kadar varır.
    Ama bunun için Davutoğlu’nun değil, Emed’in başbakan olması lazım.🙂

    * * *
    “Siz çok pis kokuyorsunuz” lafıyla buz kesen ortama benzer bir tecrübeyi de bir THY uçağında ben yaşamıştım. Yanımdaki orta yaşlı İngiliz beyefendi, içkiyi de biraz kaçırınca, şöyle zırvalamaya başlamıştı: “Siz Türklerin aslında bir yurdu yok. İstanbul’u da Yunanlardan aldınız. Kültürünüz de Bizans’tan.. Siz işgalcisiniz”
    Ben sinirlenmek yerine gülmüştüm gerçi…
    Gel de kibar Japonları sevme.

Yorum bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s