IŞİD’den Japonya’ya rehine şoku

Üye olmak için burayı tıklayın. Yazılar posta kutunuza gelir (üyelik bilgileri gizli tutulur).

Salı günü öğleden sonra sosyal medya YouTube’a şok bir video yüklendiği haberi ajanslara bomba gibi düştü. IŞİD 4 ayı aşkın süredir elinde tuttuğu iki Japon rehineye turuncu kefen giydirip yere diz çöktürmüştü, elinde bıçak yüzü kapalı bir IŞİD askeri 72 saat içinde 200 milyon dolar fidye ödenmediği takdirde iki adamın da idam edileceğini ilan etti.

Japon rehinelerin turuncu  kefenli videosu

Japon rehinelerin turuncu kefenli videosu(Kaynak: Internet)

4 aydır rehinler

Rehinelerden Haruna Yukawa Ağustos ayında IŞİD’in eline düşmüştü. Diğer tutsak gazeteci Kenji Goto ise Yukawa’yı kurtarmak için gittiği Suriye’de Ekim ayında İslam Devleti milislerine yakalandı. IŞİD içinde haber kaynakları olan gazeteci Kosuki Tsuneoka bugün yaptıgı basın toplantısında iki rehinenin durumu hakkında üç ay önce örgütten bilgi aldığını, o zaman IŞİD’in Japon tutsakları öldürmek veya fidye istemek gibi bir niyeti olmadığını söyledi.

Abe’nin terörle mücadeleye destek vaadi mi sebep  oldu?

Salı akşamı 17 yıldır Japonya’da yaşayan akademisyen, gazeteci ve yazar Michael Penn’in iki yıllık bir araştırma ve daha da uzun bir bekleme süresinin ardından yayına giren “Japan and The War on Terror” adlı kitabının tanıtımı vardı. Rehine krizi bir anda bu toplantının Japon OrtaDoğu  Politikasına odaklanmasına neden oldu.

BB20150120Cover

Yazar, iki Japon rehinenin durumundaki bu trajik gelişmeyi başbakan Abe’nin Mısır ve İsrail gezisi sırasında terörle mücadele etmek için 200 milyon dolar para yardımı sözünü vermesine bağlıyor. Michael Penn’e göre Japonya’nın ekonomik gücü ile orantılı bir dış politika rolü oynamasını isteyen Abe ve onun dışişleri bürokratları Japonya’yı tehlikeye attılar. Penn, seçimle işbaşına gelmiş bir hükümeti darbe ile devirip iktidarı ele geçiren (bu nedenle meşrutiyeti şüpheli olan),  ve hapishanelerinde gazeteci tutsak bulunduran Mısır devlet başkanının ayağına Abe’nin gidip, terörle mücadeleye parasal destek sözü vermesini Japonya’nın amaçlarına hizmet etmeyen, anlamsız ve tehlikeli bir jest olarak görüyor.

Japon Başbakanı’nın Mısır’dan önce İsrail’i de ziyaret etmişti. Penn, benzer destek taahhütünün uluslararası hukuka göre Gazze’de yasadışı bir işgal politikası yürüten İsrail’de de verilmiş olmasını hatalı buluyor, farklı anlamlara çekilebileceğini vurguluyor.

Gerçekten de, Japon başbakanının 200 milyon dolar destek taahhüdünün ardından IŞİD iki Japon rehine hakkında idam kararını verdi ve o trajik videoyu YouTube’a yükledi.

Burada bir parantez açıp Michael Penn hakkında biraz bilgi vermek istiyorum. Kendisi bir orta doğu, Osmanlı ve Türkiye uzmanı. Kita Kyuşu üniversitesinde hocalık yaptığı yıllarda, Osmanlı fırkateyni Ertuğrul trajedisi üzerine kapsamlı bir araştırma yayınladı. Türkiye tutkusuyla Kita Kyuşu’da Ertuğrul adında bir Türk restoranına ortak oldu. Üniversite’den ayrılıp kendi işini kurduğunda da şirketinin adını Japonca “Hilal Ay” anlamına gelen Shingetsu koydu. Parantezi kapatıyorum.

Japon başbakanının terörle mücadeleye destek olmak için insani amaçlarla kullanılmak üzere 200 milyon dolar hibe etmesini yanlış bulan başkaları da var. Bu sabah İslam Hukuku uzmanı profesör Ko Nakata bu paranın neden 2 milyon mültecinin konuşlandığı Türkiye’ye verilmediğini sorgulamış.

Umut var mı?

Japonya fidye parasını ödemeyeğini söyledi. İki rehinenin durumu kritik ve zaman alyehlerine işliyor. IŞİD bu güne kadar turuncu kefen giydirip YouTube’a videosunu yüklediği tüm rehinleri infaz etti diyor Kouki Tsuneoka bugünkü basın toplantısında. IŞİD ile temas kurabilecek iki kişinin kendisi ve profesör Tanaka olduğunu ama şimdiye kadar hükümetten veya polisten böyle bir talep gelmediğini söylüyor ve ekliyor “Japon polisi (gizli servisi) bu konuda çok beceriksiz, ve hazırlıksız”.

Ardından Japon makamlarının kendisinin yurtdışına çıkmasını engellemeyip Suriye’ye gitmeme izin verdikleri takdirde Haruna Yuzawa’yı kurtarabileceğini ilave ediyor.

“Haruna Yuzawa’nın tuttuğu günlüğü gördüm, okudum biliyorum, Haruna Müslümanlığı seçmiş, İslam’a geçmiş birisi. Kendisi yazmış (aylar önce)”  diye devam eden Tsuneoka’ya göre Islam Hukukunda İslam’ı kabul eden birisinin Müslüman olmadan önceki günahlarının af edilmesinin esas olduğunu, ama Haruna’nın bunu, yani Müslüman olduğunu IŞİD’e anlatamadığını çünkü dillerini bilmediğini söylüyor. Eğer Suriye’ye gidersem ben açıklayabilirim ve kurtulmasını sağlayabilirim diyor.

Rehinelerden birisinin sonradan İslam’ı seçtiğini bilmiyordum. Müslüman olan Japon fazla yok. Tokyo’da Japonlara tebliğ yolu ile Islam’ı anlatan bir kuruluş var. Bir sene kadar önce bir yetkilisine ne kadar başarı oranı yakalayabildiklerini sorma fırsatım olmuştu. “Çok az” demişti, “2000’de bir kadar”. Eğer doğru ise gerçekten trajik bir durum- Japonya’daki ender Müslümanlardan birisininin IŞİD’in elinde infazı bekliyor olması.

Japon halkı tepki verecektir

Geçmiş yıllarda islami örgütlerin terör eylemlerinde hayatını kaybeden Japonlar oldu. 17 Kasım 1997’de Mısır Lyxor’daki saldırı da 10’u Japon 62 kişi ölmüştü. Ocak 2013’de El-Kaide bağlantılı bir terör örgütü Cezayir’de Japon JGC tarafından inşa edilen rafineri şantiyesini basmış içindekileri rehin almıştı. Yapılan operasyonda 10’u Japon 39 kişi hayatını kaybetmişti. 2004 ve 2005 yıllarında iki rehine kaçırılarak öldürüldü. 2004 yılında üç Japon Irak’taki Japon askerilerinin konuşlandırılmasına tepki olarak kaçırılmış ama daha sonra serbest bırakılmıştı.

Bu olaylar genelde halk arasında münferit olarak algılandı. Kurbanlar yanlış yerde yanlış zamanda bulunmuşlardı. Ancak şu andaki kriz daha farklı algılanabilir. Japon halkı kendilerine yapılmış olarak görebilirler.

Japonya son yıllarda Islam’a ve Müslümanlara daha fazla yakınlaşmaya çalışıyor. Çin tarafından Uygur Türk azınlığa yapılan zulmü ciddi protesto eden tek Japonya var. Havaalanlarında mescid düşünülüyor, helal gıda satan yerler açılıyordu.

Sultan II Abdülhamit Kadı Abrürreşid İbrahim Efendi’yi Japonları İslam Alemi’ne katmak üzere özel bir görevle Japonya’ya göndermişti. Kadı görevini bitirip dönmüş ve 1912 yılında “İslam Dünyası ve İslam’ın Japonya’da Yayılması” adlı bir inceleme kaleme aldı. Bozkurt Güvenç’in “Japon Kültürü” adlı eserinde belirttiğine göre İbrahim Abdürreşit Efendi o araştırmasında Japonların İslamiyete son derece yatkın olduğunu, bütün yapacakları bir “kelime’i şehadet” getirmekten ibaret olduğunu beyan edecek kadar umutluymuş.

Kaç Japon Kelime’i Şehadet getirdi bilmiyorum ama Kosuki Tsuneoka, Haruna Yuzawa’nın onlardan bir tanesi olduğuna şahidim diyor. Ama o rehine belki de son saatlerini yaşıyor, infaz edileceği an’ı bekliyor.

Yorumlar

  1. Çok istifade ettim. Elinize sağlık. Japon toplumu hala (her ne kadar özellikle ekonomi ve bilim başta batıyla gayet koopere olsalarda) islamofobi mühendisliğine, bağımsıza/tarafsıza yakın bir şekilde yaklaşacak duru bakışa sahip. Aktardığınız Mısır, İsrail, yardımın nereye yapılacağına dair sorgulamalar Türkiye coğrafyasında yaşayan benim aklıma bile gelmemişti. Hatta “Abe neden bizzat ziyaret etti, bu mesajlar sadece Mısır’daki Japon iş ilişkilerine/ihalelere mi bağlı” diye sormuştum. Fidye miktarı ile Abe’nin telaffuz ettiği rakam arasındaki paralellik de ilginçmiğ.

Yorum bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s