2015 “Koç, Koyun” yılı

Tıklayın yazılar posta kutunuza gelsin. Internet sansürlense bile okumayadevam edin(üyelik bilgileri gizlidir).

* At Yılı’ndan Koyun Yılı’na geçerken

* Noel mevsimi hediye ve bale mevsimi

* La Corsaire (Korsan) balesi ile ilgili geçen yıldan bir anı

Çin takviminde 2014 “At” yılıydı, 2015 “Koç(veya koyun)” yılı olacak. Japonlar “Koyun” yılı diyorlar, bu konuda bir şüphe yok. Bazı web siteleri ve dergiler bu yılın sembolü olan hayvanı koyun değil “koç” veya “keçi” diye neşretmiş. “Koç” damızlık erkek koyun demek. Koyun ile keçi aynı familya içinde uzaktan akraba olsa da keçi Anadolu’ya özgü bir hayvan türü. 7000-8000 yıl öncesi Çin’de koyun ve koç vardı, keçi herhalde yoktu. Bu nedenle 2015’i Koyun veya Koç yılı diye adlandırmak en doğrusu.

<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<

Zodiac yıllarını anlattığım “2014 At Yılı”na girerken yazısı için burayı tıklayın

<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<>>>

2015 Koyun yılımız

2015 Koyun yılımız

Noel mevsimi hediye mevsimi

Japonlar özel günleri kutlamayı, hediye alıp vermeyi seven bir millet. Hem Noel hem de yılbaşını yaygın olarak kutluyorlar.

Bu yıl da hazırlıklar ve ışıklandırmalar 1.5 ay öncesinden başladı. Meydanlar, dükkanlar Noel ağaçları ile süslendi, mağazalarda noel müzikleri çaldı (“Beyaz Noel”, “Jingle Bells” gibi), büyük AVM’lerde mini orkestralar gün içinde konserler verdi, sokaklarda, mağazalarda, restoranlarda bazı görevliler ve çalışanlar Noel Baba kılığında müşterilerini karşıladılar, insanlar evlerini noel ışıkları ile donattılar, noel ağaçlarını süslediler, kapılara noel çiçekleri asıldı, çocuklar 24 Aralık gece yarısı gelecek Noel Baba’ya mektuplar yazıp hediye istedi.

Küçük bir meydanda süslenmiş Noel ağacı

Küçük bir meydanda süslenmiş Noel ağacı

Bir AVM'de Noel ağacı

Bir AVM’de Noel ağacı

Vatandaşın biri evindeki aydınlatmayı biraz abartmış

Vatandaşın biri evindeki aydınlatmayı biraz abartmış

Bir başka AVM önü Noel ağacı

Bir başka AVM önü bu kez şampanya ağaç olmuş

Noel kutlamaları bir Hıristiyan adeti olsa da Japonlar bu bayramı dini öneminden daha ziyade yakınları ile beraber olmak, hediye alıp vermek için kutluyorlar. Din ile fazla haşır neşir olan bir toplum değiller. 24 Aralık akşamı insanlar ayin yapmıyor, eğlenmek için toplanıyor. 25 Aralık Noel’i dini sebeplerle kutlayan ülkelerde tatil ama Japonya’da resmi tatil değil.

Bir otel önü

Bir otel önü

Bizim mahallede 24 Aralık Noel gecesi Kaan’ın devam ettiği dans stüdyosu bir parti düzenlemişti. Ayrıca iki kere “Fındıkkıran Bale”sini görmeye gittik. Birincisi NBA (Nippon Balet Company) tarafından 14 Aralık’da gösterildi. Güzeldi, ama salonun koltukları rahatsızdı. Diğeri 23 Aralık günü (Japonya’da tatildi) dünyaca meşhur Tetsuya Kumakawa’nın K-Ballet Company tarafından TBS Akasaka Sacas’da icra edildi. Olağanüstüydü.

Ben tipik bir Türk erkeği olarak baleye sınırlı ilgi duydum, yani fazla anlamam ama lise yıllarımda biraz ders almışlığım ve yoğun olarak Jazz Dans yapmışlığım vardır. Estetik güzelliği severim. Her iki gösteride de sahne dekorları, genel koreografi, oyuncular özenle seçilmiş, emek sarf ederek yapılmıştı. Ama K-Ballet ayrı bir fenomendi. Her gün bu gösteriyi sergiliyor ve kapalı gişe oynuyorlar. Fındıkkıran Noel mevsiminde sıkça gösterilen bir eser. Masal diyarına götüren, büyüleyici bir hikaye.

Scan 12

K-Ballet Company Fındıkkıran’dan bir sahne

Bir parantez: La Corsaire ile ilgili bir anı

Burada bir parantez açıyorum. 2014 yılı başında NBA Company bağlantılı bir organizasyonda baba-oğul rol aldığımız “La Corsaire” bale gösterisinden bahsetmiştim (okumak için burayı tıklayın). Provalar sırasında olan ama yazmadığım bir detay var şimdi aktaracağım.

“La Corsaire” (Korsan) balesini ilk kez duyuyordum. Değişik yorum ve uyarlamalarını (koreografik versiyonlarını) da bilmiyordum. Benim rolüm Padişah rolüydü. Oyunu bir yerinde sultan ile nedimesini kaçıran korsan arasında geçen boğuşma sahnesi var, kızını kurtarmak için cenk ediyor.

Kağıt üzerinde sanat direktörümüz NBA Ballet Company’nin direktörlüğünü yapan Nişi Hoca idi. Ama her provaya gelmezdi sadece son provalara geldi. Ben daha önce nedimeyi kaçıran korsanlarla boğuşma sahnelerini güreşir gibi canlandırmıştım. Meğer mizansen farklıymış. Nişi Hoca gelince söyledi, koreografiye göre benim rolünü yaptığım Seyit Paşa korsan ile boğuşma esnasında yere düşüp altta kalıyormuş.

Sondan ikinici provaydı sanıyorum. Üzerimizde İstanbul’da Kapalı Çarşı’dan aldığım gerçek saray kostümleri. Sıra bizim boğuşma sahnemize geldi. Ben, ‘Ya Allah” deyip korsan rolünü yapan Toru Suzuki adlı balete çelmeyi takıp adamı yere indirdim. İndirmem ile beraber Nişi Hoca provayı durdurdu. Uzun bir tabure üzerine oturmuş, boynuna atkı sarmıştı. Bir eli boynu ile çenesi arasında boş geziniyor, atkısına değiyordu. Diğer elinde notalar ve mizansen defteri vardı. Boş elini havaya kaldırarak “Yok” dedi, sonra beni işaret ederek “Bu sahnede Paşa yere düşüyor..” .

Ben anlamadım, ve şaşırmış bir şekilde “Nasıl yani?” diye sordum. Nişi Hoca tekrar etti. Bu sahne bizim prova ettiğimiz gibi değilmiş, Osmanlı hükümdarı yere düşüp altta kalıyormuş.

İtiraz ettim. Hakikaten itirazım gayet doğaldı. “Arienai! (“mümkün değil” demek)” dedim uzun tabure üzerinde oturan, 65 yaşına yaklaşan, 40 yıldan fazla bale yapan ve New York’dan, Paris’e, Moskova’ya dünyanın bütün merkezlerinde gösteriler sahneye koymuş hocaya.

“Türk hükümdarının yere düşüp altta kalması mümkün değil, olmaz!” dedim.

Hoca şaşırdı. Durdu. Bir şeyler söylemek istedi. Gördüm, ağzını açar gibi yaptı ama söyleyemedi. Herhalde geçici bir süre için kısa devre olmuştu. Ne desin ki? Bir yarım dakika sonra “Aaa öyle mi? Peki”  dedi. Sonra “Ama koreografi böyle” diyebildi.

Ben bu mizansenin Nişi Hoca’ya ait olduğunu zannetmiştim. Halbuki “Korsan” balesinin iki-üç uyarlamasından biriymiş. Fransız meşhur koreograf Maruis Peputa yorumu. Yaklaşık 150 yıldır böyle oynanıyor. Fransızların tabii kuyruk acısı var, gerçek hayatta baş edemedikleri için böyle oyunlarda bizi yenme fantezileri yapıyorlar.

Hocaya kendi yorumumu izah ettim. “Bak şimdi ben bu arkadaşa şaaak diye bir Osmanlı tokadı çakayım, O da yere düşüp kalsın biz bu sahneyi böyle oynayalım” dedim.

Galiba hocanın dili daha da beter tutulmuştu ve konuşamıyordu. Sanırım “Osmanlı tokadı”nın ne olduğunu bilmiyordu. Diğer oyuncular da durmuşlar sahnenin nasıl gelişeceğini merakla bekliyorlardı.

Sonuçta o sahne benim dediğime yakın bir mizansenle oynandı. Sumo güreşi tuttuk. Bir o yana bir bu yana debelendik. “Korsan” 150 yılı aşkın sergileniyor. Herhalde bu şekilde mizansen değişiliği ilk ve son defa olmuştur.

Gösteri başarılı bitti. Sonradan kulağıma geldi, bizim misafir profesyonel oyunucu olduğumuzu zannetmişler. Nişi Hoca’da hanımla oğluma bayağı methetmiş sağolsun. Zaten Hoca ile aram çok iyi. Fındıkkıran balesine de o davet etti. Ayrıca 24’ü akşamı uzun uzun konuştuk bale ve Türkiye üzerine. Belki de kendisine bale koreografisinde yeni ve taze bir bakış açısı verdim.

Bu arada, Korsan balesinin hikayesini ve değişik uyarlamalarını okudukça oyunun genel bütünü içinde ilk baştaki mizansenin daha uygun olduğunu farkettim. Ama insan içinden geldiği gibi oynamalı.

9 Ocak 2015’de Leningrad Balesi tarafından sahnelenecek Korsan balesini izlemeye gideceğiz. Bakalım onlar nasıl uyarlamışlar.

Parantezi kapatıyorum ve tekrardan yeni yıla dönüyorum.

Japonya Noel’i bir festival gibi kutluyor ama asıl dini bayram “Yeni Yıl”, ya da Japonca deyişiyle “Oşougatsu (お正月)”. 1 Ocak’dan 4 Ocak’a kadar sürüyor. Resmi tatil. Oşougatsu Japonya’da çok önemlidir. Ailelerin bir araya geldiği, birlik ve beraberliğin, geleneksel bir Japonya’nın yaşandığı dönemdir. Hafife almaya, ıskalamaya gelmez.

<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<

Japonların en önemli geleneği olan yılbaşı hakkında 7 şey için burayı tıklayın.

>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

Bu sene Pazartesi ve Salı (29-30  Aralık) izin alanlar 9 gün tatil yapabiliyorlar. Yurt dışına akın olmuş. Sokaklar bomboş. Türkiye’nin Kurban veya Şeker bayramlarımız gibi. Biz ise Tokyo’da kalıyoruz. Kafa dinlemek, enerji depolamak için. 2014 maraton gibi geçti. 140,000 km’den fazla yol yaptım.

Bu yazı da bu yılın son yazısı oluyor. 2015’de hepinize sağlık, huzur, mutluluk ve başarılı “Koç” gibi bir yıl dilerim. Tüm okuyanlara mutlu yıllar.

IMG_0083

Yorumlar

Yorum bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s