Tıklayın yazılar posta kutunuza gelsin(üyelik bilgileri gizli tutulur)
Japonya hızla ihtiyarlaşırken, Tokyo’nun Harajuku bölgesi 16 civarı yaş ortalaması ile sürekli genç kalıyor. 26 yıl önce de 15-17 yaş arası çocukların doluştuğu Harajuku bugün de pek farklı değil. Ergen gençlik rüzgarlarının delice ve umarsızca estiği asi, cıvıl, uçuk ve kaçık bir yer. İstanbul’un İstiklal Caddesi-Taksim, Ankara’nın Tunalı Hilmi’si gibi.
Ama Harajuku’nun tek özelliği gençler üzerindeki çekim gücü ile sınırlanmıyor. Bu semti ortaya koyarsak, bir tarafında moda-ötesi trendleri ve yüksek sosyetesi ile Tokyo’nun “Şanzelize”si sayılan Omotesando, diger ucunda da ultra muhafazakar Jingu Tapınağı bulunur. Kenarında da punk rock’dan evsizlere kadar cemiyet yelpazesinin her renginden insanın uğradığı veya mesken tuttuğu Yoyogi Park bölgesi. İşte böylesi bir yer. Unutmadan belirteyim büyükelçiliğimiz de burada.


Eğer yalnılık çekiyorsanız sizi “kucaklayacak” birileri de var burada.

Harajuku’nun arkasında spor kompleksi- açık alan sentezi bir mekan var. Burada geçen hafta sonu Shibuya Street Dans Festival’i düzenledi. 43 grup sahne aldı, yaşı 3.5’dan 45’e varan insanlar J-pop (Japon-Pop), rock, Michael Jackson, Batı Yakası Hikayesi, break-dance, hip-hop, ve adını bilmediğim ya da koyamadığım bir sürü akımdan örnekler sergilediler. Mesela aşağıdaki fotoğraftaki gibi Japon animelerinden çıkma soyut guruplar da vardı…

Klasik Amerikan asi gençlik filmi “Batı yakası hikayesi”nin Japon versiyonu da;

Geleneksel Japon giysileri giyip de Hawaii Hulu dansı ile Karadeniz Kolbastısı arası bir sentez uygulayan da oradaydı.

Bölge zaten her hafta ayrı bir uçuk kaçık etkinliğe veya bit pazarına ev sahipliği yapan cümbüş mekanı. Çeşit çeşit insanın toplandığı aşure. Herhangi bir organizasyon olmasa bile birey veya grupların gelip sanatlarını icra ettiği bir piyasa. Eskiden Pazar günlerinde amatör müzik toplulukları sokağa dizilip yan yana açık hava konseri verirlerdi. Her bir gurup kendi müziğini duyurmak için yanındakinin gürültüsünü bastırmak ister, bunun için de kulakları sağır edercesine amfilerin sesini köklerdi. Sonunda toplu amatör konserleri yasaklamak yolu ile gürültü kirliliğini temizlediler.

Dans guruplarının maharetlerini sergilediği alanın karşısında meşhur Yoyogi parkı var. Sonbaharda Tokyo’yu anlatan yazılarıma malzeme olmuştur bu park çünkü özellikle Kasım sonu tadında doyum olmaz.

Ve tabii bu parkta müzik ve aşkı yaşayanlar da…


Parkın tamamı böyle değil. Mesela girişinde Elvis taklitçileri neredeyse 50 yıldır 1950’lerin Amerika’s ile aynı tip show’larını sürekli her hafta tekrarlıyorlar. Elemanlar değişiyor, kıyafet, müzik ve dans figürleri değişmiyor. Klasik.


Parkın içinde de dans edenler yok değil. Spontane veya organize, mutlaka birilerini bulabiliriz.


Tekrardan Shibuya dans günleri gösterisine dönüyorum. Alana girerken çocuklari için hazırlanmış pistler gözüme çarpıyor. Sahnede gösteri yapan grupları izleyip de dolduruşa gelenler kurtlarını döksün diye herhalde.

Show yapan gruplar arasında ise ne ararsan vardı. Mesela Japon Maykıl ve “Thriller” gurubu. Bu stüdyo bizim mahalleden. Maykıl’ı da tanırım iyi çocuktur. Bir ara Kaan’ı o zombilerin içine almaya çalışmıştı.




Çoğunluğunu ortaokul-lise çağındaki çocuklar oluşturuyordu ama, arada 4.5-6.5 yaş grubu da hakkıyla temsil edilmişti.



Açık alanın yanına basketbol ve halı futbol sahaları var. Bir yanda çakma Elvis Presley’ler Rock’n Roll yapar, ötede Maykıl zombileri yerken bir gurup vatandaş da sporla iştigal ediyor.


Bu bölgenin bir özelliği Tokyo’nun en lüks ve pahalı semtlerinden biri olması. Yoyogi parkı ve Jingu tapınaği Japonlar için Topkapı sarayı gibi bir yer. Hemen ilerisi Nişantaşı ayarında moda merkezi, ortada gençliğin fink attığı Harajuku. Bu kadar çok farklılığı bir araya getirebilen bir bölge. Her taraf insan kaynıyor ama açık alan ve yeşil alan bolca içimiz hiç daralmıyor.


Bolca sokak grafitileri var. Herkes döktürmüş.


Yazıyı, geçen haftaki sokak dans festivalinde davullu hatunlar ile bitirelim.


baris için bir cevap yazın Cevabı iptal et