Türk-Japon bilim üniversitesinin tohumlarını 34 yıl önce o işadamı attı

Tıklayın yazılar posta kutunuza gelsin(üyelik bilgileri gizli tutulur)

“Onlar kadar yaptıkları işe sevgi ile bağlanan insanlar görmemiştim. Adeta ibadet eder gibi çalışıyorlardı”

Vehbi Koç, 1970 yılında yaptığı ilk Japonya gezisi notlarından

Başbakanımızın geçen haftaki Japonya seyahatinde, 2013 Mayıs ayında Ankara’da dillendirilen Türk-Japon ortak üniversitesinin kurulması için anlaşmaya varıldığı açıklandı.

Aslında Türk-Japon üniversite girişimleri yeni değil. Tokyo’da ve diğer Japon şehirlerinde eğitim görmüş ve Japon okullarından mezun olmuş onlarca, hatta belki de yüzlerce yetişmiş eleman var.

Ama bir yüksek okul var ki diğerlerinden farklı. Vizyon sahibi bir Japon politikacının başlattığı projeye hayırsever ve vizyon sahibi bir Türk işadamının yaptığı katkı bugüne kadar onlarca meyve verdi ve vermeye devam ediyor.

Japonya ve globalleşme üzerine bir Japon üniversitesi

“Japon Mucize”sinin dünya literatürüne girmesi 1960’lı yılların ortalarına rastlar. Ekonomik ve teknolojik ilerlemeyle paralel Japon yönetim felsefesinin globalleşmesi ise 1970’li yılların sonuna. O yıllarda dünya Japonya’yı tanımak istemekte, keza Japonya dışarıya sürekli öğrenci göndermektedir.

İşte bu sıralarda, 1976 yılında, Japon Dışişleri bakanı Saburo Okita Japon iş dünyasının gelecek vaad eden elit gençleri ile yabancı öğrencileri buluşturacak bir proje üzerinde çalışmaya başlar. Özel şirketlerden toplanacak fonlar ile Japonya’da, İngilizce ve sadece yüksek lisans (master, post-graduate) eğitimi veren bir  üniversite kurulacak ve şirketler elemanlarını yurtdışı yerine buraya gönderecektir. Aynı zamanda da yabancı diyarlardan gelecek gençlere burs imkanı sağlanacaktır. Böylece gelecek vaad eden bu gençler arasında dostluk ve yakınlaşma tohumları atılacaktır.

Proje için Japonya’nın kuzeyinde Niigata il sınırları içinde, “Kar Ülkesi” olarak da bilinen Yamato Machi beldesinde dağlar arasında bir tarla arazisi tahsis edilir. Ögrencilerin şehir hayatından özellikle uzak olmaları istenmiştir. Buraya son teknoloji ile donatılmış bir tesis inşa edilir. Hiç bir masraftan kaçınılmaz. Rivayete göre sırf bu proje için bu ufacık köye bir de Shinkansen (hızlı tren) istasyonu yapılır.

Üniversite için "Kar Diyarı" diye bilinen bölgede bir yer tahsis edilir

Üniversite için “Kar Diyarı” diye bilinen bölgede bir yer tahsis edilir

Türkler’de var

International University of Japan” (IUJ) 1982 yılında kapılarını öğrencilere açar. Kurumun fikir babası Saburo Okita artık dışişleri bakanı değildir ama aktif olarak teşebbüsü desteklemeye devam etmektedir. Türkiye’den de öğrenci gelmesini ister ve bu amaçla daha önce bir kez Japonya’yı ziyaret etmiş ve bir anlamda Türk-Japon iş ilişkilerini ilk başlatan kişi olan ve şahsen de tanıdığı Vehbi Koç ile görüşür.

Burada kısa bir parantez açıyorum. Vehbi Bey Japonya’ya yaptıgı ilk ziyaretten şu sonucu çıkarmış ve 1977 yılında yazdığı “My Life Story” (Hayat Hikayem) kitabına koymuş:

“One of the main reasons why Japan with such limited resources and a dense population has made such tremendous strides forward in a period of less than 20 years is the industriousness of her people, their determination for progress and their ability to work with a group spirit…(Türkçesi: Japonya’nın bu denli kıt kaynaklar ve kalabalık ve yoğun nüfusa karşın 20 yıl içinde bu denli büyük bir gelişim yapmasının ardındaki ana sebeplerden bir tanesi halkının çalışkanlığı, gelişmeye olan azimleri ve bir ekip ruhu içinde beraberce iş yapabilmeleridir…)”

26 yıl boyunca Japonya hakkında yüzlerce kitap, makale okudum; söyleşi dinledim, şahit oldum. Japon felsefesinin temel ilkelerini özetleyen yukardaki satırlar Türk iş ve girişim dünyasının öncülerinin 40 yıl öncesinden Japonya’yı tanıdığını ve anladığını gösteriyor. Sadece Vehbi Koç değil. Mesela Tütünbank’da çalıştığım dönem aynı zamanda Yönetim Kurulu Başkanım da olan Selçuk Yaşar, genç yönetici ve yönetici adaylarına verdiği Yönetim Kuralları(1995) kitabında şöyle yazmıştı: “Onları Japonlaştırın. En iyinin nasıl yapıldığını öğrenin. Onların sistemlerini adapte edin. Daha sonra bu sistemleri geliştirin“.

Keza “Hangi işi yapıyorsanız, o işin en iyisini gerçekleştirmeye çalışın. İşin büyüğü küçüğü yoktur. ‘İşin en iyisi ve diğerleri… ‘ vardır” diyen merhum Sakıp Sabancı, aslında en temel Japon iş ahlakını aktarmış. Sabancı Holding 30 yılı aşkın bir süredir Japonya’yı Türkiye’ye getiriyor. Toyota, Bridgestone, Komatsu… Parantezi kapatıyorum.

Vehbi bey, eski Japon dışişleri bakanı Saburo Okita’nın Türk öğrenci talebini Türk Eğitim Vakfı (TEV) genel müdür yardımcısı Güsel Bilal’e götürür. Sadece Türkiye’de değil bugün bile dünyada en fazla öğrenci yetiştiren özel vakıf olan TEV, gençlerin “Güsel Abla” dediği bu hanımın çabaları ile Boğaziçi’li iki genç Türk mühendisin 1986 yılında Japonya’ya gitmesine aracı olur. ODTÜ’lü üçüncü genç mühendis de 1987 Eylül’ünde bir Aeroflot seferi ile Moskova üzerinden 36 saatlik bir yolculukla Japonya’ya revan olur. Türkiye dışına ilk çıkışıdır.

Ve benim bildiğim ilk Türk-Japon ortak eğitim girişimi olan bu proje 1989 yılında ilk mezununu verir. O mezun da bu satırları yazan kişi, yani bendenizim.

Aslında teknik olarak benden dört ay önce bir mezun var, 1986 yılında ilk gelenlerden. Ama O eğitimine bir sene ara vermişti. Okulu iki yılda kesintisiz bitiren bendim.

IUJ'e geldikten bir kaç ay sonra okulda açtığım bir Türk standı. Belki de Japonya'da açılan ilk Türk tanıtım standı bu.

IUJ’e geldikten hemen sonra açtığım bir Türk standı. En solda ben. Sağ başta Iggy Sison. Onun yanında öğrenci işlerinden Sato-san. Belki de Japonya’da açılan ilk Türk tanıtım standıdır bu (1987).

Açılan bu yoldan daha sonra pek çok Türk öğrenci TEV ve diğer kanallarla yararlandı. İstanbul’da olduğum yıllarda ben de yeni öğrencilerin gitmesi için çaba göstermiştim.

IUJ’in bir özelliği gelen yabancılara, yani bizlere, Japon yönetim felsefe ve sistemini öğretiyordu. Uzmanlık alanlarımız farklı olsa da bu konuda mutlaka yeterli bir donanım veriyordu. Zaten yabancı-Japon tüm öğrenciler aynı yurtta kalıyorlar, ve bir anlamda dağ başındasınız. İster istemez kaynaşma oluyor. 40’ı aşkın ülkeden temsilci vardı. Sabahlara kadar değişik konuları tartışırdık.

Üniversitenin çevresindeki sıra dağları keşfe çıktığımda rast geldiğim bir tapınaktaki rahiplerle

Üniversitenin çevresindeki sıra dağları keşfe çıktığımda rast geldiğim bir tapınaktaki rahiplerle

Uzun ince bir yol

Başbakan Erdoğan’ın beraberinde gelen işadamları arasında Ali Koç’da vardı. Kendisini tanımam, ama eğitime çok önem verdiğini duymuştum. Türk-Japon bilim üniversitesinin kurulacağı ilan edilirken aslında bu yolun on yıllar önce ilk kez bizzat rahmetli dedesi tarafından açıldığını herhalde biliyordu.

Japonya ile ticari ve kültürel ilişkilerin geliştirilmesi uzun ve ince bir yol. Bu yolda bir çoğumuz yolcu bazılarımız hancı olarak varız. Çoğumuz kendi çapımızda, bazılarımız kendi çapının da ötesinde başarılar ve deneyimler yaşadı. Ama sonuçta bireysel olarak bizler okyanusdaki birer damla gibiyiz. Her damla gibi düştüğümüz anda ve yerde büyük küçük halkalar yaratıyoruz ama bir süre sonra o enginde kaybolmaya mahkumuz. Ne zaman ki o damlalar birbirine yakın yerlere düşmeye başlar işte o zaman okyanus da olsa dalga yaratılabilir ve o dalgalar bir gün özlenen sahile ulaşır.

Mevlüt kandiliniz kutlu olsun.

Yorumlar

  1. Kurulacak bu Türk Japon Üniversitesi ile ilgili kurumlar ve hocalar hakkında bilgisi olan var mı?

Yorum bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s