Sakin bir yılbaşı

Burayı tıklayın Japonya Bülteni dogrudan posta kutunuza gelsin

DSC_0005

Sessizliğin sesi

Yukarıdaki fotoğraf “Kita Yatsugatake Teleferiği” ile çıktığımız zirvede 2237 metrede çekildi. Bir gece önce fırtına vardı. Sert rüzgar -20 dereceye düşen soğukta donmuş ağaç ve kaya yüzeylerine keskin izlerini oya gibi işlemiş, heykelvari kütleler yaratmıştı. Sabaha doğru yağan taze kar da düştüğü yerde kristalize olmuştu. Güneş ışınları ağaç dallarındaki bu kristal tanelerinde kırılıyor, beyaz dünyaya masalsı bir görünüm kazandırıyordu. Sanki bir ressam tuvalin üzerine beyaz boyayı püskürtmüş, her damlanın ağırlığı altında aldığı şekilden bir obje yaratmış, sonra da üzerine yıldızları serpiştirmişti.

Bu durum en belirgin biçimde teleferik istasyonunun yamaca açık kısmında ve dağın zirvesinde görülüyordu. Hele teleferik yanaşırken içine girdiğimiz devasa ve donmuş çelik kafes sürrealist bir görütü oluşturmuştu. Perilerin dünyasına gelmiş gibiydik.

Teleferik istasyonunun yanaşma peronu

Teleferik istasyonunun yanaşma peronu (cepheden)

Rüzgarın keskin etkisi düştüğü anda yüzeye yapışan kar üzerinde görülüyor

Rüzgarın keskin etkisi düştüğü anda yüzeye yapışan kar üzerinde görülüyor

DSC_0024

Şansımıza hava olağanüstü güzel. Hatta, zirvede konuştuğumuz bir dağcıya göre son ayların en iyi günü. Adam haftalardır kaç defa buraya 20 kiloluk fotograf makineleri ile çıkmış ama nafile, kötü havadan hiç bir şey çekememiş. Bugün basit bir kamera ile gelmiş ve şans bu ya hava hep aradığı berraklıkta olmuş. Benim kameraya gıpta ile baktı. Ben de bu fırsatı sonuna kadar kullandım ve seri seri fotoğraflar çektim.

Ağaçlar donmuş gibiydi. Büyüleyiciydiler.

Ağaçlar donmuş ve kristalize olmuş heykeller gibiydi. Büyüleyiciydiler.

Bu yükseklite ve dağ başında soğuğun ve rüzgarın şakası yok. Üzerimizde normal kış giyecekleri var. Özel dağ ekipmanı değil. Zirvede olduğumuz için korunamıyoruz. Sert rüzgar dokunduğu yeri kesiyor sanki. Buna rağmen 1.5-2 saatimizi ayırdık ve geniş bir dairede gidebildiğimiz kadar gittik. Kar soğuktan sertleşmiş. Üzerinde yürüyünce fazla batmıyoruz. Ama bazı noktalarda, mesela bir tabelanın kenarında, yumuşak ölü noktalar oluşmuş, denk gelirse göğüs hizasına kadar gömülüyoruz. Kaan’ın boyu zaten 126 santim. Peşimden ayrılmamasını tembihliyorum. Bugüne kadar böyle bir şey görmemiş olan oğlum kendini rüzgara vermiş. Masal dünyası gibi. Kafasında bir senaryo yazmış onu oyunuyor.

Güzel havayı fırsat bilen dağcılar gelmişler. Bir zirveden diğerine yürüyecekler. Yaklaşık 5-6 saat sürüyormuş. Havanın kötüleşme ihtimali düşük ama bozarsa işleri yaman. Gruplar halinde yola koyuluyorlar.

DSC_0009

Zirvenin kenarından bir genel görünüş

Zirvenin kenarından bir genel görünüş

Zirvenin ve diğer dağlara giden patikaların etrafında bir süre dolaşıyoruz. Sonra soğuk ve rüzgar işlemeye başlıyor. El ve ayaklarımızda en fazla hissediyoruz. Hareket etsek, mesela tempolu yürüsek kullandığımız enerji vücut ısısını artıracak ve durmadığımız sürece pek sorun olmayacak ama düzenli hareket etmiyoruz. Her iki adımda bir duruyor ve ya konuşuyoruz ya da etrafı seyrediyoruz. Şu ağaca bak, o fotoğrafı çek falan; olmuyor tabii. Giysiler de uygun değil. Sonuçta iyice üşüyünce istasyona geri dönüyoruz.

Poz ver çekiyorum

Poz ver çekiyorum

Bir sonraki zirveye giden patika

Bir sonraki zirveye giden patika

Dönüş yolunda

Dönüş yolunda

Dağların kendine özel bir ululuğu var. Gökyüzüne yakın olmak, Allah’a yakın olmak, yalnız olmak, ve savunmasız olmak ile ilgili bir şey bu.

Etrafta sadece rüzgarın sesi.

Gerisi sessizlik.

Mutlak, ve sağır eden bir sessizlik.

Sakin bir yılbaşı

Yılbaşı için bir şey yapalım mı? Yapmayalım mı? Bu soruyla bir süre boğuştuk. Kararı bizim adımıza sigorta kooperatifi verdi. Karım, yılbaşı gibi uzun tatil dönemlerinde yer bulmak hemen hemen olanaksız olan gözde otellerden birine, Japon Alpleri’ndeki XIV Tateşina oteline, başvurmuştu. Gitme hakkı için çekiliş yapıldı, dört gün üç gecelik yer çıktı. Parasıyla tabii. Ama üyelere %30 hatta %40 kadar daha ucuz.

Tesis, Tokyo’dan 190 km uzaklıktaki Suwa şehrinin hemen yanıbaşındaki sıradağlardan en uçtaki Tateşina’nın zirvesine yakın bir yerde. “Suwa”, gölü ile meşhur bir Japon beldesi. Ayrıca Seiko Epson, Chinon gibi dünyaca meşhur markalara da ev sahipliği yapıyor. Buraları aynı zamanda Yatsugatake, ve Haramura diye de bilinir. 1998 Kış Olimpiyatları’na ev sahipliği yapan Nagano bölgesine de yakındır. Ama daha çok kaplıcaları, yaylaları ve dağları ile meşhurdur. Nagoya ile Tokyo’yu birleştiren Chuo otoyolunun üzerinde olduğu için Kansai bölgesinden de kayak, dağ veya yayla yürüyüşü yapmak, şifalı sulara girmek isteyen ziyaretçiler gelir. Bizim gittiğimiz Tateşina’da Toyota, Fanuc gibi bir dizi şirketin dağevleri vardı.

İlk günümüz otelde geçti. Dağbaşının büyüleyici bir sessizliği var. Dinlendiriyor. Zamanımızı havuzda ve kaplıcada geçirdik. Zaten son günlerdeki yoğun gündemden bir hayli yorulmuştuk. Volkanik takım adalardan oluşan Japonya bir kaplıca cennetidir, Japonlar da kaplıca tutkunudurlar. Sayısız kaplıca ve şifalı su kaynağı önemli bir iç turizm vesilesi, gelir kaynağıdır.

Hemen bir parantez açıyorum, Türkiye’nin şifalı su kaynakları henüz Japonlar tarafından keşfedilmedi. Oysa bu alan önemli bir turizm potansiyeli barındırıyor. Parantezi kapatıyorum.

Otelin kaplıcasından bir görüntü

Otelin kaplıcasından bir görüntü

<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<

Üzüm bağları, şarap ve kaplıcalar hakkında yazdığı yazı için burayı tıklayın

>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

Tesisimiz otelden daha büyük, tatil köyünden biraz daha küçük, ufak bir dinlence sitesi gibiydi.

Giriş bölümü

Giriş bölümü

Odamızın olduğu blok

Odamızın olduğu blok

Arka bahçe

Arka bahçe

Köprümüz

Köprümüz

Yakınlardaki bir dağ evi

Yakınlardaki bir dağ evi

Akşam yemeğimizi otelin Çin lokantasında yedik.  İki tür Çin mutfağı vardır. Birincisi ucuz, halkın günlük kullandığı lokantalarda bulunan yemekler. Bunları hemen tanırsınız çünkü her yerde vardır. Bir öğün yemeği karnınızı tıka basa doldurarak 1000 Yen’e yiyebilirsiniz (20TL). İkinci tip Çin restoranı ise dünyaca bilinen Çin mutfağıdır. Ustasında yerseniz hafızalarda kalacak bir deneyim olur. Dünyanın bir numaralı mutfağı olmayı hakkediyor dedirtir.

Restoranın dıştan görünüşü

Restoranın dıştan görünüşü

Kaan bir müddet sonra uyumak istedi, böyle bir çözüm bulduk

Kaan bir müddet sonra uyumak istedi, böyle bir çözüm bulduk

Bir sonraki gün 31 Aralık’dı. Havanın güzel olmasını fırsat sayarak günün yarısını çevre keşfine ayırdık ve önce yakınlardaki kaplıca ve kayak pistleri ile meşhur bir kasabaya gittik. Sıradağları, dağ yolları kanalı ile aşacağımız için lastiklere zincir taktık. Yıllar olmuş bu işi en son yaptığımdan beri. Bir hayli zorlandım. Yol boyunca aştığımız dağların eteklerinde bacaları tüten sıra sıra dağ evleri vardı, beyaz karlarla kaplamış yamaçlarda şiirsel bir görüntü oluşturmuşlardı.

Yamaçlarda dağ evleri

Yamaçlarda dağ evleri

Tipik bir dağ evi

Tipik bir dağ evi

Bir de nehirlere ve kaynak sularına rast geldik bolca. Karlar arasından fışkıran Alplerin sularını arabamızdaki boş pet şişelere doldurup üç gün boyunca kana kana içtik.

Buz tutmuş kaynak suyu yol boyunca dere olmuş akıyor.

Buz tutmuş kaynak suyu yol boyunca dere olmuş akıyor.

Sıradağları birbirine bağlayan yollar sicim gibi, virajlı, karlı

Sıradağları birbirine bağlayan yollar sicim gibi, virajlı, karlı

Yılbaşı gecesi için otelin özel bir eğlencesi yoktu. Akşam yemeğimizi yedikten sonra lobide bir süre oyalandık ve nostaljik parçalar çalan piyanisti dinledik.

Lobide

Lobide

Gece yarısına doğru saat 23:30’dan itibaren geleneksel “toşikoşi soba” yani yıl sonu eriştesi dağıtılıyormuş. Biz de diger müşteriler gibi sıraya girdik ve yeni yıla 15 dakika kala bu özel yemeği tattık. Sonra odamıza çekildik ve kendi aramızda 2014’e hoşgeldin dedik. Telefonlar falan derken saat 01:30 gibi de yeni yılın ilk uykusuna yattık.

Yılı bitirmeden önce yenen geleneksel "toshi-koshi soba" yemeğimiz ve su

Yılı bitirmeden önce yenen geleneksel “toshi-koshi soba” yemeğimiz ve su

Ne kadar doğru bilmiyorum, ben de duyduğum kişinin yalancısıyım ama Japonya’da bir inanışa göre 1 Ocak’da bütün yıl bolca yapmak ve başarılı olmak istenen işe bir el atılırmış. Evimizde olmadığımız için pek fazla bir şey yapamadık. Ben kitap okudum. Ama Kaan’ı iki saatiliğine de olsa kayağa götürdük. Yılın ilk günü kar yağışı vardı. Görüş uzaklığı düşüktü. Bir sonraki gün ise, ki Tokyo’ya döndüğümüz gündü, hava beklenmedik bir şekilde açtı. Biz de yazının başında paylaştığım zirve ziyaretini yaptık. Sonra da yolcu yolunda gerek diyerek döndük.

Yeni yıl şarapları (sake): Japonya'da yeni yıl kutsal kabul edilen sake (japon şarabı) ile kutlanır.

Yeni yıl şarapları (sake): Japonya’da yeni yıl kutsal kabul edilen sake (japon şarabı) ile kutlanır.

Yorumlar

Yorum bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s