10 Kasım 2012, Ankara

Sabah gri bulutlu, soğuk ve yağmurlu bir havaya uyandım. Benim çocukluğumda 10 Kasım böyle kasvetli bir havaya denk gelince gazeteler “gökler yas tuttu ağlıyor” manşetleri atarlardı.

Bayideki gazetelerin bir tanesi hariç hepsi renkli ve her günkü gibi cıvıl cıvıl. Sadece Cumhuriyet gazetesi eski günlerdeki gibi siyahlar içinde çıkmış, nostaljik bir Ata’ya özlem manşeti atmıştı.

Resmi daireler bayrakları yarıya indirmiş. Tunus Caddesi’nden Atatürk Bulvarı’na çıkarken ABD Büyüklelçiliği bayrağının da yarıya indirilmiş olduğunu farkettim. Acaba tüm büyükelçiliklerde bu aynı mı?

Ana muhalefet partimiz CHP ile iktidar partimiz AKP genel merkezindeki bayraklar da gönderin yarısın çekilmişti. Anıtkabir’i gören evler balkonlarına Türk bayrakları asmış. Gene Anıtkabir’i cepheden gören Avrasya TV (artv) ise bayrağı tam çekmişti.

Ata’yı saat 4:30 gibi ziyaret ettim. Arabayı park edecek yer zor buldum. Genelde boş olduğu söylenen arka sokaklar araç doluydu. Yolu genç, ihtiyar, çocuk bir sürü insanla beraber yürüdüm. Saat bir hayli geç olmasına karşın hala geliyorlar.

Düzenli bir kalabalık var. Ellerinde bayrak olanlar, kafalarına kırmızı beyaz bantlar takanlar, büyük bayrakları bedenlerine saranlar. Ayrıca Fenerbahçe taraftarı olduğu belli olanlar da var.

Ata’ya saygı kuyruğu mozaleden başlıyor İmet İnönü’nün kabrine kadar uzandıktan sonra sağa dönüyor koridorun sonundan tekrar sağa dönerek Aslanlı Yol’un çıkışına kadar sürüyor. Önce uzun bir bekleme süresi tahmin ettim ama kuyruk hızlı ilerledi.

Çevremdeki kalabalık Atatürk hakkında konuşuyordu. 10. yıl nutkunun ses kayıtları dışarıya konan dev hoparlörlerden yayın yapıyor, Ata’nın o alışık olduğumuz tiz sesi Anıtkabir’in avlusunda yankılanıyordu. “Az zamanda çok işler yaptık” dedi Ata. Şu diyalog ilgimi çekti:

1. Kadın: Evet az zamanda çok büyük işler yapmışlar ki insanlar hala koşa koşa geliyor.

2. Kadın: Doğru

1. Kadın: Beni çocukluğumda kimse gelmezdi öyle. Çeke çeke getirirlerdi. Ama şimdi herkes geliyor. Başka elimizden bir şey gelmiyor.

…..

2. Kadın: Ne kadar gerçek bir adam, 80 yıl öncesinden bugün olacakları görmüş. O gün de varmış çünkü…”

Kuyruk kabire yaklaşıyor. Merdivenlerin önünde resim çektirenler, dua okuyanlar var.

Sonunda esas alana giriyoruz. Sıra düzgün ilerliyor. Mozalenin önünde insanlar biraz durup fotoğraf çekiyorlar. Bir çocuk “Atatürk’e çiçek hediye edelim” diyor.

Mozalenin etrafı ziyaretçilerin bıraktığı binlerce karanfil ve yüzün üzerinde Türk bayrağı ile bezenmiş. Kalabalığa karşın sessizlik hakim. Fotoğraf makinelerinin şıkırtıları ve ıslak ayakkabıların çıkardığı sesler duyuluyor.

Dışarı çıkıyorum. Hava tamamen kararmak üzere. Yanımdaki bir baba çocuğuna Atatürk’ü ve Anıtkabir’i anlatıyor.

Yaşam biçiminlerini tehdit altında hisseden insanlar değil bunlar, yurdunu, milletini gerçekten seven ve geleceği için samimi olarak endişe eden kişiler.

Kırmızı beyaz akan bir kalabalığın arasından geri dönüyorum.

Yorum bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s