Yeşil sahaların geyşaları futbolda dünya şampiyonu

not1: Bu yazı ilk baskısı 18 Temmuz 2011 günü “Japonya kıran kırana bir dünya kupası finali oynadı ve şampiyon oldu” başlığı ile yayınlanmıştır

not2: nadeşiko sözcüğünün Türkçe anlamı düzeltildi (19 Temmuz)

Almanya’da düzenlenen 2011 Bayanlar Dünya Kupası’nda  sürpriz bir şekilde finale kalan Japonya, dünya klasmanında birinci sıradaki ABD ile kıran kırana bir mücadele yaptı ve  iki defa geriye düşmesine karşın maçı penaltılara taşıdı, oradan da şampiyonluğa uzandı.

Gruptan çıkması bile başarı sayılmıştı

Japonya bayanlar dünya kupası finallerinde İngiltere, Meksika ve Yeni Zellanda ile mücadele ettiği guruptan ikinci olarak  çıktığında, çeyrek finaldeki rakibi ev sahibi Almanya idi. Beklentilerin aksine  favori ve güçlü rakibini eleyerek yarı finalde İsveç ile karşılaşma hakkı kazandı. Bu maçı da 3-1 gibi net bir skorla geçerek finale çıktı.

Final maçı bugün (18 Temmuz) sabaha karşı 3:45 de oynandı. O saatte naklen izlemeyi düşünmüyordum ama sıcaktan uyku tutmayınca seyrettim.

İlk baştaki izlenimim iki takım arasında çok büyük fark olduğu yolunda idi. Fiziki açıdan ABD oyuncuların, ki çoğu Allah için manken gibiydi, boy avantajı neredyse Japon’ların 1.5 misli, daha yirminci saniyede yüzde yüz bir gol tehlikesi yarattılar. Rakiplerinden top çalmaları, topa hakim olmaları, iki tanesi direklerde patlayan füze veya aşırtma şutları bu maçın mutlak hakimi hakkında pek fazla şüpheye yer bırakmıyordu. Japonya hezimete uğramadan bu sahadan çıkabilirse iyidir diye düşünüyordum.

Olmayınca olmuyor- Top yuvarlaktır

Ama bütün bu bunaltıcı baskı ve ezici üstünlük sonuç vermiyordu. Ta ki 69. dakikaya kadar. Oyuna sonradan giren 22 yaşındaki ve futbolcu olmasa çok rahat bir James Bond kızı olabilecek güzellikteki Alex Morgan (kalecileri Solo’da öyle- tribünlerden pankart açıp evlenme teklif eden en az iki ya da üç taraftar saydım) nefis çalımlarla rakiplerini geçtikten sonra çapraz bir şutla ABD’yi öne geçirdi.

http://www.fifa.com/womensworldcup/photo/147/660/5/picture.html#1476429

Genelde bu noktadan sonra futbolda ip kopar ve çözülme başlar. ikinci ve üçüncü goller de ardı ardına gelir. Hele Japon defansının delik deşik durumunu göz önüne alırsak.

Ama geyşalar direndiler. Ender geliştirdikleri ataklardan birinde 81inci dakikada defansın bir anlık hatasından doğan karambolü gole çevirmeyi bildiler ve maçı uzatmalara götürdüler.

Bu arada parantez açıp belirteyim; “geyşalar” benim taktığım bir sıfat. Dilimizde bu sözcüğün olumsuz bir anlamı olmamasından cesaretlenerek yakıştırdığım bir benzetme. Takım Türk olsaydı “yeşil sahanın sultanları” derdik herhalde.

Ama Japon medyasının bu sultanlara taktığı isim geyşa değil nadeşiko. Kullanımı ve anlamı göz önüne alınınca Türkçe karşılığı “kardelenler” oluyor.

Japon direnişi karşısında endişeye gark eden ABD’li taraftarlar

Tekrar maça dönüyorum. ABD’nin ikinci golü uzatmanın ikinci yarısında kafa şutu ile geldi. Zaten o denli boy avantajları vardı ki bir kafa golü de olmasa ayıp olurdu.

ABD’nin ikinci golü

Japonlar gene yılmadı ve maçın bitimine üç dakika kala nefis bir golle durumu eşitlediler.

Bu noktada herkesin yüzünde “ne oluyoruz yahu” diye açılabilecek bir ifade dolaşmaya başladı.  Uzatmanın son dakikasına girilirken ABD kaleyi tam karşıdan gören bir frikik kazandı. Bu pozisyonda faülü yapan Japon oyuncu kırmızı kart gördü. Amerikalı güzeller bu fırsatı sonuçlandıramadılar ve maç penaltılara gitti.

 Penaltılar, soğukkanlılığın ve tekniğin kazandığı an

Japonlar futbolda penaltıları ile ünlenmiş bir takım değil. Ama bu kez durum farklıydı. ABD oyuncuları hata üzerine hata yaptılar ve 5 penaltının sadece ikisini gole çevirebildiler. Sonuçta inanılmaz oldu ve dört ay önce 30,000 vatandaşının hayatını kaybettiği 9 şiddetinde bir depremde yerle bir olmuş, ardından gelen tsunamilerle boğuşmuş, Fukşima santralindeki erime sonucu nükleer felaketin eşiğinden dönmüş ama hala radyasyon sızıntısı endişesi altinda yaşayan, 3000 den fazla artçı depremle sürekli sallanan, futbola gönül vermiş ama hayatlarını futboldan kazanamayan, çoğunun sürekli bir geliri bile olmayıp part-time işlerle ay sonunu zor getiren, iş ve evden ayırabildikleri zamanlarda sokak aralarındaki parklarda, pirinç tarlalarında antreman yapan bir gurup genç kız FIFA Kadınlar Futbolunda dünya klasmanında birinci ABD’yi finalde devirerek şampiyon oldu.

Maçın son anları yaklaşırken ve penaltı hazırlıkları yapılırken gerçek üstü bir havaya büründü ortam. Televizyonda anlatım yapan spikerin sesindeki neşenin ardına gizlenmiş titreme göz yaşlarına engel olamadığını ele veriyordu. Fonda Çırpınırdı JaponDenizi müziği çalıyor gibiydi sanki. ABD’li oyncuların da kararlılığı çözülmüş, ilahi bir güce karşı, Tohoku depreminde ölen onbinlerin ruhuna, evsiz kalan yüzbinlerin umuduna karşı oynadıklarını anlamışlardı.

Bu denli direnen ve sonuçta maçı, iki kez geriye düşmesine karşın, çevirip kazanmasını bilen Japon oyuncular bu rüyanın gerçek olduğunu bir süre anlayamadılar bile. Ama sonunda kupa onların oldu. Masal gibiydi, rüya gibi bitti. Onlar erdi muradına biz çıkalım kerevetine.

http://www.fifa.com/womensworldcup/photogallery/gallery=1460210.html#1476619

Yorum bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s