From Gezi

Tokyo’nun sahaflar caddesinde bir gezinti

“Eskiye itibar olsaydı bit pazarına nur yağardı” Atasözü İmparatorluk Sarayı’nın olduğu Marunouçi’ye 15 dakikalık yürüme mesafesindeki Jimboço semti sahafları ile meşhurdur. Ortasından geçen ünlü Yasukuni Bulvarı’nın iki yanında öbeklenip arka sokaklara doğru serpilen onlarca eski kitap satıcısı vardır. Buralarda tarih, hukuk, yazma, tasavvuf, ornitloloji (kuş bilimi), harb sanatı, manga, kartpostal gibi envai tür kitap, belge, ve çizimler satılır.…

İstanbul ve Tokyo havaalanları arasındaki 15 fark

Tokyo ve İstanbul ikişer ticari havaalanına sahipler. 2020 olimpiyatlarına ev sahipliği etme hakkını kazanan Tokyo bu hedefe odaklanarak 7 yılda Japonya’yı ziyaret eden turist sayısını 20 milyona çıkarmak istiyor. İstanbul havaalanlarını kullanan yolcu ve uçak sayısı ise sürekli artıyor ve kapasiteleri zorluyor. SKYTRAX Global Airoport Ranking tarafından Haneda havaalanı 5 yıldızlı, Narita havalimanı ise 4…

Shinkansen ile YHT arasındaki on fark

Dün ilk defa YHT’ye bindim. İzmit’den Ankara’ya geldim. Bu hat 25 Temmuz’da açılmıştı. Ekonomi kısmı ile seyahat ettim, bir de business sınıfı varmış. Japonya’da yüksek hızlı trenlere “Shinkansen” deniyor. “Yeni Tren” demek. 2013 yılında Shinkansen 50. yılını kutlamıştı. Ben ilk olarak 1987 yılında binmiştim. 27 yıldır kullanırım. İşte YHT ile arasında gözlemlediğim kadarı ile belirlediğim…

Harajuku’da raks edermisiniz?

Tıklayın yazılar posta kutunuza gelsin(üyelik bilgileri gizli tutulur) Japonya hızla ihtiyarlaşırken, Tokyo’nun Harajuku bölgesi 16 civarı yaş ortalaması ile sürekli genç kalıyor. 26 yıl önce de 15-17 yaş arası çocukların doluştuğu Harajuku bugün de pek farklı değil. Ergen gençlik rüzgarlarının delice ve umarsızca estiği asi, cıvıl, uçuk ve kaçık bir yer. İstanbul’un İstiklal Caddesi-Taksim, Ankara’nın Tunalı Hilmi’si…

Tokyo’nun halk kütüphaneleri

Tıklayın yazılar posta kutunuza gelsin(üyelik bilgileri gizli tutulur). “Hakikat bizi hür kılacaktır*“” “Hakikatle karşılaşmadan, hakikate hazır olup olmadığımızı bilemeyiz” Yetişkin bir insanın Japon dilinde okur-yazar olabilmesi zor ve eziyetli uğraş. Ama okumak ve araştırmak Japonların en iyi yaptıkları işlerden biri. Dili öğrenmeye daha bebekken başlamalarından kaynaklanan bir şey olmalı bu. Bir diğer sebebi de kitap, dergi, veya…

Sakin bir yılbaşı

Burayı tıklayın Japonya Bülteni dogrudan posta kutunuza gelsin Sessizliğin sesi Yukarıdaki fotoğraf “Kita Yatsugatake Teleferiği” ile çıktığımız zirvede 2237 metrede çekildi. Bir gece önce fırtına vardı. Sert rüzgar -20 dereceye düşen soğukta donmuş ağaç ve kaya yüzeylerine keskin izlerini oya gibi işlemiş, heykelvari kütleler yaratmıştı. Sabaha doğru yağan taze kar da düştüğü yerde kristalize olmuştu. Güneş ışınları ağaç dallarındaki bu kristal tanelerinde kırılıyor, beyaz dünyaya masalsı bir görünüm kazandırıyordu. Sanki bir ressam tuvalin üzerine beyaz boyayı püskürtmüş, her damlanın ağırlığı altında aldığı şekilden bir obje yaratmış, sonra da üzerine yıldızları serpiştirmişti. Bu durum en belirgin biçimde teleferik istasyonunun yamaca açık kısmında…

Seks düşkünü bir adam nasıl ehlileşti ve aile babası oldu

Burayı tıklayın Japonya Bülteni dogrudan posta kutunuza gelsin Bir arkadaşım var. Adına Ferdi diyelim. Orhan da olabilirdi, Vikram da. Şimdi evli, iki çocuklu, karısından çekinen mazbut ve örnek bir aile babası. Ayrıca büyük ve meşhur bir şirkette başarılı üst düzey yönetici görevi var. Ama 8 yıl öncesine kadar düzenli işi olmayan, arkadaşlarının evinde kalan, sürekli kadın peşinde…

Gene sonbahar, gene Tokyo

Burayı tıklayın Japonya Bülteni dogrudan posta kutunuza gelsin Aralık ayının ilk haftasını bitiriyoruz ama Tokyo’da ısrarlı bir sonbahar var. Üstelik havalar da neredeyse bir aydır hergün pırıl pırıl- güneşli ve berrak. İlkbahar ve yaz aylarının bunaltıcı rutubeti gitmiş, derin kış günlerinin karanlık soğuğundan ise henüz eser yok. Sıcaklıklar yavaş yavaş düşüyor ve Tokyo son yılların belki…

British Museum ile ilgili hoş bir anı

Karımla Londra’da iken British Museum’u ziyaret etmiştik. İlginç ve hoş bir anımız var. Büyük bir müze, dolaşmak zaman alıyor. Aralarında Anadolu medeniyetlerinden örneklerin sergilendiği bölümleri, Japon eserlerini falan gördükten sonra dışarıya yöneldik. Çıkış salonunda sergilenen, gene Japonya’dan eser ve örneklerin yer aldığı standlar dikkatimizi çekti. Büyük bir sergiydi. Gezmeye başladık. Ahşap oyma sanatı, reçine sanatı, mektup örnekleri, karakalem, veya diğer türden eser ve eşyaların yer aldığı sergiyi incelerken karım birden bire olduğu yerde dondu kaldı. Bir camekanın önündeydi ve hipnotize olmuş gibi 70 ila 100 yıllık olması gereken mektup, mühür, kalem gibi şeylerin sıralandığı bir bölüme bakıyordu. Dili tutulmuştu. Yanına…

Otizmin hayat verdiği şaraplar

Burayı tıklayın Japonya Bülteni dogrudan posta kutunuza gelsin Geçen hafta sonu CocoFarm bağlarına gittik. Çiftliğe adını veren Coco (“koko” diye okunur), Türkçe’de “deneme” manasına gelen “Kokoromi(こころみ)” kelimesinin ilk iki hecesinden alınma. Yani Kokofarm dilimizde “Deneme Çiftliği” demek. Tesis, 1950’lerde gelişim bozukluğu olan bireylerin çalışarak yaşamlarını sürdürebilecekleri bir cemiyet olarak kurulur, çoğu otistik konukları ile bağcılığa ve şarap üretimine başlar.…

Ankara’dan İzmir’e giden yataklı tren

Bayram tatilimin öncesi ve sonrası Türkiye’deyim. İlk hafta Ankara’daydık. Sonrasında yataklı tren ile yapılan nostaljik bir yolculukla İzmir’e geçtik. Demir tekerleklerin raylarda çıkardığı yankılı seslere, makas değiştirirken oluşan sarsıntılı gürültülere, ve hemzemin geçit çan-çanlarına olan tutukumun kökü çocukluğumdaki bayramlarda ailecek Karşıkayaka’ya yaptığımız tıngır mıngır tren seyahatlerine kadar gider. Eski trene tenzil-i rütbe İzmir Mavi Treni’nin tarifeli seferi 15 saat sürüyor. Kalkış saatinden yirmi dakika önce gara geliyoruz. Yataklı trenler eskiden Birinci Yol’dan kalkardı. Şimdi 4. Yol’a alınmışlar. Ankara Garı girişindeki birinci peronda yolcularını bekleyen yeni ve azameti Hızlı Trenin yanından geçerken Woody ve Buzz çocuk filminden bir dekorun içindeymişim gibi hissediyorum kendimi. Pırıltılı ve…

İstanbul’dan çıkıp Japonya’yı fetheden bir dünya markası: Saba-Sando

Saba Sando=Uskumrulu Sandviç. Yani, bildiğimiz balık ekmek. Eskiden Haliç girişi iki yakada balıkçılar sandallarından satarlardı. Şimdi çoğunlukla turistikleşmiş ve hayli kalabalık Eminönü tarafında pazarlanıyor. Karaköy yakası daha sakin ama burada balık ekmek karada yapılıyor, denize bakarak yiyorsunuz. Kayıklar da artık cılız sandal değiller saltanat kayığı gibiler. Japonlar Türk mutfağını iki ayrı sınıfa ayırır: fiyatı yüksek menüsü ağır ve zengin Osmanlı ve klasik Türk mutfağı  “A-Sınıfı”dır, günlük tüketilen ve yerel kültüre mal olmuş menülere de “B-sınıfı” derler. Bazı seyahat yazarları tarafından balık ekmek bu B-Sınıfı Türk mutfağının kralı olarak tanımlanıyor.  Yolculuk rehberi olarak yazılmış kitaplarda mutlaka var. Internet üzerinde basit bir aramada ise…

10 yaşımdayken doktor ya da pilot olmak isterdim

* TURING’in dedem ile yazdığı yazıyı 10 Ağustos 2014 tarihinde ikinci paragraf olarak parantez içinde ekledim.  10 yaşındayken yaşıtlarımın çoğu gibi ya doktor ya da pilot olmak isterdim.  Annemden hep hikayelerini dinlediğim dedem Bekir Sıtkı Erbuğ askeri doktordu. Savaş yıllarında ve sonrası genç Türkiye Cumhuriyeti döneminde memleketin her köşesini gezmişti. Baba tarafından dedem Ahmet Şükrü Emed kendi dalı olan nöroloji ve psikiyatrinin meşhur isimlerindendi. Hastaneler kurmuştu (TURING kurumu, bir dönem başkanlığını da yaptığı dedem ile ilgili bir yazı hazırlamış. 10MB’lık dosyayı burayı tıklayarak okuyabilirsiniz) Bu nedenle olsa gerek doktorluğun anne ve babamı memnun edecek tek meslek olduğunu düşünürdüm. Komşu veya akrabalarla…

Uçuş yorgunu

18 gün aradan sonra tekrardan rotayı İstanbul’a çevirdim. Bu kez seyahatın amacı %25 iş kalanı tatil, ailemi ve arkadaşlarımı görme. Hanım ve 7.5 yaşındaki oğlum Kaan da beraberimde. Kaan bana son zamanlarda kızgın, çok Türkiye’ye gidiyorsun beni götürmüyorsun diye. Nisan sonundan beri dördüncü, son 10 aydaki yedinci Türkiye seyahatım. Bu seyahatlar tatil amaçlı değildiler ama bunu oğlana anlatmak güç. Türkiye Kaan için dev bir Disneyland, Alice Harikalar Diyarında gibi hissediyor kendini. Trafik ışıklarına aldırmayan insanlar, sokaktaki çukurlar, hele o iş makinaları, kepçe ve vinçler açık açık ortalıkta. Yok bunlar tabii Tokyo’da, her şey düzenli vinçleri dozerleri ancak uzaktan bariyerlerin arkasından…

Ortadoğu’da havaalanı savaşları

Japon Nikkei gazetesi Türkiye, Birleşik Arap Emirliği ve Katar’ın hava taşımacılığında Ortadoğu bağlantı noktası(hub) olmak için kıyasıya bir rekabet içinde olduğunu yazdı. Bu amaçla üç ülkenin de yeni alan inşaatlarına start verdiğine dikkat çekti. Ortadoğu’nun şöyle bir özelliği var: Asya ve Afrika arasında sıkışmış, Avrupa’ya Türkiye kanalı ile açılıyor. Dünya ekonomisinin ağırlık merkezi son 10 yıldır istikrarlı bir şekilde Asya’ya kayıyor. Avrupa-ABD merkezli eski dünya ekonomik düzeninde Londra ve Paris önemli transit merkezleri olarak geliştiler. Ama 10 yıl sonraki dünyada hava taşımacılığının merkezi olamazlar. Ağırlık doğuya kayacaktır. Ortadoğu’daki havaalanı savaşlarının arkasındaki neden bu. İstanbul’dan havayolu ile 5 saat içinde 66 ülkeye…

1000 kişiyle beraber onbir kilometre

Sankei gazetesi bir organizasyon yapmış, 1000 kişi bir araya gelip 6 Nisan günü Tokyo’nun Meji bahçelerinden Odaiba kompleksine kadar olan 11 kilometrelik parukuru sakura çiçeklerinin tadına vararak yürüyecekti. Biz de ailecek katıldık ama bu sene sakuralar erken açtığından görülecek pek bir şey beklemiyorduk. Hava durumu sabah için açık, öğleden sonra yağışlı diyordu. Saat 10:00 da buluşma…

Tokyo’da kum fırtınası altında kısa bisiklet turu

Daha önce Tokyo’da böyle bir hava kirliliği olayı hiç olmamıştı. Önce uzaklarda gökyüzü açık kahverengiye dönüşmeye başladı. Sonra o uzaklar gittikçe yakınlaştı. Ardından kirli sarı renkte yoğun bir kitle güneşi örttü. Hava soğudu. Gözlerimiz acımaya başladı. Bir gariplik olduğunu anladık. Dışardaydık. Önümüze ilk çıkan kafeye girdik. Çin’deki kirli hava rüzgarla Tokyo’ya geldi zannettik. Kirli hava…

Kırık bozuk başlayıp biraz düzgün biten bir Pazar günü

Bu bir Pazar günü yazısıdır. Biraz hafif, ama çokça kişisel… İşler iyi gitmiyor Bugünlük bir şey değil bu. Önce başımıza bir felaket geldi. Kader. Karşısında durulmuyor. Ama sonrasında aksilikler, sıkıntılar, hala devam ediyor. 6 aydır böyle. Neyse işin o kısmına burada ara veriyorum. Bu bir dönem. Öyle ya da böyle geçecek herhalde. Umarım fazla zarar vermeden…

Tokyo yakınlarında sır kalmış bir kıyı kasabası: Hayama

Cumartesi günü kendimi Hayama kasabasına attım. Hayama, Japonya’nın sır kalabilmiş köşelerinden birisidir. Duyulmuştur ama fazla bilinmez. Çok giden de olmaz. Fırsat buldukça hafta sonları veya tatillerde kafa dinlemeye, enerji depolamaya gelirim buraya. Denizi özlemişim. Yer yer turkuaza çalan mavi rengini, yosun kokusunu, rüzgarını, ve dalgaların sesini. Hava soğuktu ama güneş yakıyordu. Dünyanın en büyük metropolünün…

CIPA (Camera & Imaging Products Association) 2013 Fuarı

Asya’da önde gelen kamera ve fotoğraf şovlarından biri olduğu söylenen CIPA Fuarı 31 Ocak ile 3 Şubat arasında Yokohama Pacifico’da yapılıyor. Bugün hava güzeldi, ben de görmeye gittim. Fuarda kamera, video, printer, yazılım, donanım, kitap, yedek parça, dijital fotoğraf ile alakalı her şey var. Canon EOS 6D, Kiss X6i, EOS M, PowerShot N, Fujifilm X100S,…